el-Keşşaf Tefsiri, Yazarı, Özellikleri, Hakkında Bilgi

73

el-Keşşâf. Mu’tezile âlimlerinden Zemahşerî’nin (ö. 538/1144) ağırlıklı olarakdirayet metoduyla yazdığı tefsiri.

Tam adı el-Keşşûf can hako’ikı ğavâ-mizi’t-tenzîl ve. Bazı kaynaklarda el-Keşşâf’an hak  conde-ka’iki’t-te’vîl veya sadece el-Keşşâf’an hakâ’iki’t-tenzîl adıyla zikredilir. Zemahşeri, Adliyye fırkasına mensup âlimlerin bir tefsir yazması hususundaki ısrarları­nın yanı sıra hayatının son döneminde Mekke’de mücavir olarak bulunduğu sıra­da Emîr Ebü’l-Hasan İbn Vehhâs’ın da isteği üzerine eserini 526 (1132) yılında yazmaya başlamış ve iki yılda tamamla­mıştır. Tefsirini öven Zemahşerî kitabını iki yılda tamamlamasını, otuz yılda yapı­labilecek işleri iki yılda gerçekleştiren Hz. Ebû Bekir’in başarılı hizmetlerine benze­terek bunun Kabe’nin feyziyle mümkün olduğunu söyler. Müellif, eserinin mukad­dimesinde Kur’an’ı tefsir etmenin zorlu­ğuna dikkat çekerek bunu yapacak kişi­nin Arap dili ve belagatında, bedî’ ve be­yân ilimlerinde derin vukuf sahibi olması yanında diğer ilimlerde de geniş bilgi bi­rikiminin bulunması, zihnî melekelerinin ve sezgi yeteneğinin güçlü olması, çalış­ma disiplinine sahip bulunması gibi özel­likler taşıması gerektiğini belirtir.

Zemahşerî çalışmasını hazırlarken da­ha önce yazılan belli başlı tefsir, kıraat ve belagat kitaplarına başvurmuştur. Şemseddin el-İsfahânî, el-Keşşâf’ın temel kaynağının Zeccâc’a aitMe’âni’l-Kurân adlı eser olduğunu söyler. İbn Tağrîberdî ise el-Keşşâf’ta Rummânî’nin metodunun takip edildi­ğini kaydeder. Rivayet tefsiri konusunda Mücâhid, Amr b. Ubeyd, Ebû Bekir el-Esam ve Rummânî’nin yanı sıra Müşebbihe, Râfıza ve mutasavvifeye ait tefsir­ler; kıraat ilimlerinde Abdullah b. Mes-‘ûd. Haris b. Süveyd ve Übey b. Kâ’b’ın mushafları; dil ve edebiyat alanında Sîbeveyhi’nin el-Kitâb’ı, Müberred’in el-Kâ-mii’i, Ebû Ali el-Fârisî’nin Kitâbü’I-Hüc-ce’si ile Kitâbü’l-Halebiyyât’ı, Câhiz’in Kitâbü’l-Hayevân’ı, müellifin Nevâbiğu’l-kelim’l ve en~Neşâ ihu’ş-şjğatIı; ta­savvufta ise İbn Havşeb, Tâvûs b. Keysân ve Mâlik b. Dînâr’a isnat edilen sözler ve menkıbeler el-Keşşâfın belli başlı kay­nakları arasında yer alır.

Dirayet metoduna göre yazılan eserde rivayetlere de yer verilerek iki metot bir­leştirilmiştir. Âyetler tefsir edilirken çe­şitli hadisler nakledildiği halde Müslim’in el-Câmfu’ş-şahîh’i dışında kaynak zikre­dilmez. Âyetler, öncelikle dil ve belagat kaideleriyle eski Arap şiirleri dikkate alı­narak aklın ilkeleri ışığında tefsir edilirken çok ince tahlillerle kelimelerin ihtiva et­tiği mecazi mânalar keşfedilmeye çalışı­lır. Bununla birlikte nüzul sebepleri üze­rinde durulurken hem hadislere hem sahabe sözlerine başvurulur. Bu arada özellikle sûrelerin fazileti hakkında zayıf ve uydurma rivayetlere yer verilir; bazan rivayetlerin zayıf olduğu da belirtilir. Mü­ellif kıraat farklılıklarına dikkat çekerek bunlar arasında Kur’an’ın üslûbuna uy­gun düşenleri tercih eder. Eserde neshin hikmetine temas edilerek nâsih ve men-suh âyetler belirlenmeye çalışılır. Ahkâm âyetlerinden müellifin fıkıhta mensup ol­duğu Hanefî mezhebine uygun hüküm­ler çıkarılırken Şafiî mezhebine ait görüş­lere de yer verilir. Eserde uygulanan akılcı metodun bir gereği olarak çelişkili gibi görünen âyetlerin te’vili üzerinde duru­lur, Kur’an’da çelişkili bilgiler bulunma­dığı belirtilerek bu husustaki itirazlar ce­vaplandırılır. Bu tür konular açıklanırken Kur’an’ın Kur’an’la ve sünnetle tefsirine ilişkin örnekler de zikredilir. Eserde Mu’­tezile mezhebinin ilkelerine uygun olan âyetler muhkem, aykırı olanlar ise müte-şâbih sayılarak müteşâbihler muhkem­lerin ışığında te’vil edilir; nahiv ve bela­gat kaideleri de bu mezhepçi hedefi gerçekieştirme vasıtası olarak kullanılır; hat­ta aynı amaçla zayıf hadisler de nakledilir. İrşad bakımından faydalı olacağı düşün­cesiyle asılsız olup olmadığına bakılmak­sızın çeşitli kıssaların yer verildiği eser. ta-savvufî düşüncenin tenkidi açısından da önemli bir kaynak değeri taşımaktadır.