el-Akidetü’ş-Şeybaniyye Kitabı, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
24

el-AKÎDETÜ’Ş-ŞEYBANİYYE

Kâdiriyye tarikatı şeyhlerinden Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî’nin (ö. 619/1222} akaide dair manzum risalesi.

Kâtip Çelebi, el-Akîdetü’ş-Şeybâniyye’yi İmâm-ı Âzam’ın öğrencisi Muham­med b. Hasan eş-Şeybâniye (ö. 187/803) nisbet eder. Brockelmann ve Fuat Sezgin de aynı görüşü paylaşırlar. Ne var ki İmam Muhammed’in hayatı ve eserlerinden bahseden tabakat kitapları ona ait böyle bir risa­lenin varlığından söz etmemektedir. İmam Muhammed hak­kında birmonografi yazan M. Zâhid Kev­serî de onun eserleri arasında el- Atidet’ş-Şeybaniyye’yi zikretmemektedir. Risalenin Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan nüshasının müstensihi Muhammed b. Ali es-Sirmânî eş-Şâfiî el-Kâdiri, “Bu, veliyyullah Şeyh Şeybâni’nin (kaddesallahu rûhah) akîdesidir demektedir. Başka bir yazmanın müstensihi olan Osman b. Yahya da müel­lif adını Şeyh Şeybânî şeklinde kaydet­mektedir. “Şeyh”, “Veliyyullah”, “Kaddesalla­hu rühah” gibi unvan ve ifadelerin genellikle sûffler hakkında kullanıldığı göz önüne alındığında, kaynaklarda el-Akîdetü’ş-Şeybûniyye adıyla bilinen risalenin fakih olan Muhammed b. Hasan eş-Seybânîye değil, mutasavvıf olarak tanınan Şeyh Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânrye ait olması ihtimali ağırlık kazanır. Nitekim risalede yer alan bazı ifadeler de bu görüşü teyit edici mahiyettedir. Meselâ risalenin sonun­da “Bu. imamımız Şâfifnin. ayrıca Mâ­lik. Nu’mân ve Ahmed’in itikadıdır” tar­zında yer alan cümle, eserin 187 (803) yılında vefat eden Muhammed b. Hasan eş-Seybânînin ölümünden ve dört mez­hebin ortaya çıkıp yerleşmesinden sonra kaleme alındığını göstermektedir. Müel­lifin İmam Şâfîfye özellikle dua etmesi, risalenin bilinebilen ilk şerhinin oldukça geç bir dönemde aş bk.l yapılması sa­dece Şafiî âlimleri tarafından şerhedil-mesi ve rü’yetullah konusunda tasavvufî bir anlayışı İhtiva etmesi de eserin. Hanefî mezhebinin müctehid imamla­rından olan Seybânî tarafından yazılma­sını imkânsız kılmaktadır. Ayrıca risale­de yer alan ve Hz. Peygamberin Allah’ı dünyada gördüğünü benimseyen görü­şün. İmam Muhammed’in itikadî fikir­lerini nakleden el-Akîdetü’n-Tahâviyye’de bulunmaması da onun Muhammed eş-Şeybâniye ait olamayacağının bir başka delili sayılmalıdır. Gerek risalede gerekse incelenebilen şerhlerinde müellifin adıyla ilgili olarak “Seyri Şeybânî” kaydından başka bir bilgi yer almamaktadır. An­cak bazı yazmalarda ki ifadelerden, mü­ellifin Kâdirî tarikatı şeyhlerinden Şafiî mezhebine bağlı biri olduğu anlaşılmaktadır. Tabakat kitaplarının biyografile­rinden bahsettiği Şeybânîler yukarıdaki bilgilerin ışığı altında incelendiği takdir­de, söz konusu risalenin müellifinin, Kâdiriyye tarikatının Seybâniyye kolunu ku­ran. Abdülkâdiri Geylâninin müntesiplerinden Yûnus b. Yûsuf eş-Seybânî olması ihtimali­ni kuvvetlendirir. Risale, el-Kaşîdetü’ş-Şeybâniyye ve el-Aka’idü’ş – Şeybâniyye diye de bilinir.

İlâhiyyât, nübüvvât ve sem’iyyât’ın belli başlı meselelerine delil zikretmeden temas eden risale, Allah’ın bazı isim ve sıfatlarını sayarak bunların kadîm oldu­ğunu belirtmekle başlar. Allah’ın arşa istiva ettiğine, fakat zâtını kuşatan bir mekân ve zaman bulunmadığına dikkat çeken risalede, kâinat yaratılmadan ön­ce de Allah’ın rab olduğu ve sınırlı bir varlık olmadığı belirtilir. Allah’ın dün­yada değil âhirette görüleceği, bu dün­yada sadece Hz. Peygamber tarafından görüldüğü, Kur’an’ın Cebrail vasıtasıyla Hz. Muhammed’e indirilen Allah kelâmı olduğunda şüphe edenlerin küfre gire­ceği anlatıldıktan sonra geçmiş peygam­berlere imanın farziyeti üzerinde duru­lur. İlâhî sıfatlar konusunda iki aşırı ucu teşkil eden Müşebbihe ile Muattıla’nın görüşlerinin benimsenemeyeceğine işa­ret edilen risalede daha sonra imanın selef anlayışına bağlı olarak söz. ni­yet ve fiilden ibaret olduğu belirtilir ve sem’iyyât konulan sıralanır. Her peygam­bere bir üstünlük veren Allah’ın, son peygamber Muhammed aleyhisselâma zât-ı ilâhîsini dünyada görme şerefini bağış­ladığını, bunun da Mi’rac gecesi vuku bulduğunu anlatan risale, şefaat me­selesi ve ashabın fazileti konusuyla so­na erer.

Yetmiş dokuz beyitten ibaret olan el-‘Akidetü’ş-Şeybâniyye, Şâfiîler’in. özel­likle Kâdirî tarikatına bağlı sûfîlerin itikadî fikirlerini ihtiva etmesi ve rü’yetul-lahın Hz. Peygamber için dünyada vuku bulduğu konusunda değişik bir Sünnî görüşü aksettirmesi bakımından önemlidir. Risale 1957 yılında Kahire’de Mecmû’u’l-mütûn adlı akaid metinleri ara­sında yayımlanmıştır.

el- Akîdetü’ş-Şeybâniyye Ebû Ab­dullah Muhammed b. Abdullah el-Adûnî, Ulvân Ali b. Atıyye el-Hamevî (Beyânü’l-mecânî), Ebü’l-Bekâ Ahmed eş-Şâfiî, Muham­med b. Ali el-Mekkî (Bedfu’l-me’anî) ve Abdürrahîm b. Abdullah es-Süveydî tarafından şerhedilmiş olup sarihlerin hepsi de Safirdir. Bunlardan en önemlisi ve meşhur olanı, İbn Kâdî Aclûn diye bi­linen Muhammed b. Abdullah’ın (ö. 876/1472) Bedîcu’I-mecânî adlı şerhidir, el-‘Akîdetü’ş-Şeybâniyye’nin ilk şerhi olan bu eser genellikle selef ve halefin çeşit­li konulardaki görüşlerine yer vererek bunları âyet ve hadislerle açıklamaya ça­lışır. İmâm-ı Azam ile Ahmed b. Hanbel’in Allah’ı rüyada gördüklerine dair rivayetler bulunduğu zikredilen şerhte, beyitlerin ele aldığı meseleler Ehl-i sünnet açısından açıklanıp zaman zaman Mu’tezilî görüşlere de temas edilir. Bedîcu’l-mecânî, gerek tanınmış ketâmcılardan nakiller yapması ve Ehl-i sünnet mezhepleri arasında vuku bulan ihtilâf­lara yer vermesi, gerekse Ehl-i sünnet’le Mutezile arasında cereyan eden tartış­malara çözüm getirmeye çalışması ba­kımından müstakil bir akaid kitabı ni­teliğindedir. Eserin diğer bir önemli ya­nı da zikrettiği görüşlerin kaynaklarını belirtmesidir.

el-Akîdetü’n-Şeybâniyye’nin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde, Süleymaniye Kütüphanesi’nde çeşitli yazma nüs­haları bulunmaktadır.

TDV İslam Ansiklopedisi