Darimi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

31

Ebû Muhammed Abdullah b. Abdirrahmân b. el-Fazl ed-Dârimî (ö. 255/869) es-Sünen adlı eseriyle tanınan hadis, tefsir ve fıkıh âlimi.

181’de (797 98) doğdu. Semerkantlı olup Temîm kabilesinin Dârim koluna mensuptur. Zâhidierin çokça bulundu­ğu bir çevrede yetişti. Hadis öğrenimi için Hicaz. Mısır. Şam, Irak, Küfe ve Ho­rasan gibi ilim merkezlerini dolaştı. Nadr b. Şümeyl, Yezîd b. Hârûn. Hâlid b. Mah-led, Muhammed b. Selâm el-Bîkendî. Af-fân b. Müslim vb. âlimlerden ilim tahsil etti. Daha sonra Bağdat’a gidip orada hadis rivayet etti. Buhârî, Müslim. Ebû Dâvûd. Tirmizî, Nesâî, Ebû Zür’a, Ebû Ha­tim, Baki b. Mahled gibi meşhur âlim­ler öğrencileri arasında yer aldı. Buhârî el-Câmi’u’ş-şahîh dışındaki eserlerin­de, Müslim el-Câmicu’ş-şahîh”mûe. Ebû Dâvûd ve Tirmizî sünenlerinde, Nesâî ise es-Sünen dışındaki eserlerinde on­dan hadis rivayet etmişlerdir. Sade ve zâhidâne bir hayat yaşayan Dârimî sul­tanın ısrarı üzerine Semarkant kadılığı görevini kabul etmişse de bir defa hü­küm verdikten sonra kadılıktan ayrılmış­tır. 8 Zilhicce[485] tarihin­de Merv’de vefat eden Dârimî bir gün sonra cumaya rastlayan arefe günü def­nedildi.

Dârimî son derece zeki, yumuşak huy­lu, güvenilir bir kimse idi. Ahmed b. Han-bel onun kanaatkârlığını anlatırken, “Ona servetler sunuldu, fakat iltifat etmedi” derdi. Tefsir ve fıkıh sahalarında da oto­rite olmakla beraber daha çok hadis il-mindeki geniş bilgisi ve titizliğiyle tanın­mış, hicrî III. yüzyılda hadis ilminin mer­kezi haline gelen Horasan bölgesinde yetişen âlimlerin önde gelenlerinden bi­ri olmuştur. Mısır ve Şam gibi bölgelerde çağdaşı olan Buhârfnin henüz bilin­mediği sıralarda o tanınmaktaydı. Dâri­mî cerh ve ta’dîl ilminde de görüşüne itibar edilen bir âlim olup Ahmed b. Han-bei ile Ebû Hatim er-Râzî onun hadis tenkidi konusunda otorite olduğunu ifa­de etmişlerdir. Nitekim Ahmed b. Hanbel Dârimrnin görüşüne uyarak Yahya el-Himmânî’den rivayeti terketmiştir. Tirmizî de es-Süneifinde yer alan cerh ve ta’dîl ile ilgili bilgilerin bir kısmını Dâ-rimrden aldığını belirtmiştir. Böylece ge­rek hadis öğretimi faaliyetleriyle, gerek­se kitap telifi çalışmalarıyla hadis ilminin Semerkant’ta yayılmasında ve bu ilimle ilgili bazı yanlış bilgilerin düzeltilmesin­de onun büyük hizmeti geçmiştir. Zama­nının önemli siyasî ve itikadî meselesi haline gelen halku’l-Kur’ân konusun­da Dârimî de sorguya çekilmiş, fakat her­hangi bir cevap vermemişti. Dârimrnin Hanbelî olduğu İleri sürülmüşse de es-Sünen “inde bazı hadislerden sonra be­lirttiği görüşlerinden onun herhangi bir mezhebe bağlı olmayan bir müetehid ol­duğu anlaşılmaktadır.