Cumhuriyet Nedir, Ne Demektir, Tanımı (Yönetim Biçimleri)

0
41

CUMHURİYET

Cumhuriyet büyük ölçüde belli bir seçim süreci yoluyla halkın temsili ve değişen ölçülerde liberal demokrasi ilkeleri ile birlikte görülen, tek kişinin elinde olmayan bir yönetim şeklidir.

Bu terim, XVII.yüzyıldan önce Avrupa’da yalnızca iyi teşkilâtlanmış bir devlet anlamına gelmiş, ise de, cumhuriyetin başlıca karşıtı monarşi olmaktadır. Terim, Mac Iver’in de belirttiği gibi, “Başında monarşik bir önder bulunmayıp, hangi tür sınırlama ile olursa olsun, siyasî organları için belirli bir seçim sistemine sahip olan hemen her çeşit devlete oldukça serbest bir şekilde uygulanmakladır”. Bu durumda, Roma Cumhuriyeti, Güney Amerika’daki cumhuriyetler, hatta Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri, aynı başlık altında toplanabilmektedir. Amerikan devlet adamı Madison’ın düşüncesi, esas olarak halkın bîr araya geldiği ve doğrudan doğruya yönetimi icra edebildiği bir demokrasi ile, hükümetin “bütün güçlerini büyük halk kitlesinden aldığı ve sınırlı bir dönem için iyi davranış veya hoşnutluk gösterdiği sürece makamlarında kalan kişilerce idare edildiği” bir cumhuriyet arasında bir ayırıma gitmekti. Fakat, bir liberal demokrasi ile bir cumhuriyet arasındaki bu ayırımın XIX.yüzyılda kullanılmaz hale geldiği görülecektir. Modern toplumların hepsinde, hemen hemen hiç kimse halkın iradesinin hükümet için bir teorik temel oluşturduğunu inkâr etmemektedir.

Cumhuriyet sık sık demokrasi ile bir tutulmakla beraber şu noktaya dikkat çekilmiştir: “içindeki biçimlerin açıkça demokrasinin işareti olduğu ve fakat uygulamaların su götürmez şekilde çok kişiyle değil, bir veya birkaç kişi tarafından yönetilme olgusunu ortaya çıkardığı cumhuriyetler vardır.” Öte yandan, gene cumhuriyet, halka dönük yönetimin pek çok tecrübeleriyle karşılaşabilen demokratik Sezarizm yahut parlamenter monarşi gibi hükümet şekillerini içine almamaktadır. Daha çağdaş bir teorik çerçevede L.Lipson cumhuriyetten, “yönetenlerin devleti oluşturduğu ve halkın da onlara ait tebalar demek olduğu biçiminde görülen, otoriter seçkinci düşüncenin yalın bir reddi” olarak söz eder. Buradaki eğilim yine, bir cumhuriyetçi hükümet biçimini liberal demokrasinin ana ilkeleri ile özdelşeltirmek olmaktadır.

Demokrasi kelimesi XVII. ve XVIII.yüzyıllarda, hemen hemen cumhuriyet kelimesi ölçüsünde korkulan bir şeydi. Cumhuriyet radikal rengini kaybetmiş bulunmakla beraber, demokrasi her zaman değilse de çoğu kez muhafazakârlar başta gelmek üzere pek çok kimsenin gözünde bu rengi hâlâ korumaktadır. Bu insanlara göre demokrasi, salt ‘insan kalabalığı’ yönetimini yahut ‘yüzde elli birlik’ yönetimi ifade ederken cumhuriyet, sınırlanmış hükümet, ‘hukuka dayalı yönetim’ ve anayasacılık anlamına gelmektedir. Böylece, bir uçta Felix Morîey, bir başka uçta Harry Truman gibi farklı insanlar, ABD’nin bir cumhuriyet değil, bir demokrasi olduğu noktasına önemle parmak basmışlardır.

felsefe/place_de_la_rpublique_-_marianne

(SBA)

CUMHÛRİYET

Alm. Republik (f), Frei-, Volks-staat (m), Fr. République (f), İng. Republic. Millet tarafından seçilen parlamentoya dayanan ve başında cumhurbaşkanı olan siyâsî bir rejim şekli. Hemen bütün ülkelerde tek ortak yanı, devlet başkanlığı makâmının babadan oğula veya âile yakınlarına mîrâs kalmamasıdır.

Aristo, cumhûriyeti; “Umûmun menfaatini gözeten halk idâresi” diye târif eder. Montesquieu ise, cumhûriyet rejiminde üç ana kuvvet (yasama, yürütme, yargı) bulunduğunu; bunların birbirine karşı bağımsız ve denetleme esâsına göre işleyen, başında seçimle gelmiş yöneticilerin olduğu siyâsî rejim olarak ifâde etmiştir. 1789 yılında Fransa’da vukû bulan ihtilâlle Avrupa’daki zâlim krallık rejimlerine tepki olarak doğmuş bulunan cumhûriyet rejimi, zamanla cumhûriyete tamâmen zıt rejimler tarafından, gerçek yüzleri örtmek için kullanılmıştır.

Sosyalist ülkeler isim olarak “cumhûriyet” kelimesini benimsemişler, fakat “halka rağmen halk için” düstûrunu uygulamışlardır.

Cumhûriyet ilk olarak ABD’de 4 Temmuz 1776’da, Fransa’da ise 1789’da îlân edilmiştir.

Demokratik düşünürler cumhûriyetin en ideâl şeklini; çok partili bir siyâsî hayata, genel seçimlerle işbaşına gelmiş ve bu seçilen kişilerin çıkardığı kânunlarla idâre edilen, tarafsız ve hiçbir zümreye imtiyaz tanımayan bir idâreye sâhib, hür ve demokratik bir devlet şeklinde telakkî ederler. Fakat ülkeler ve iktidârlar, cumhûriyet rejimini tatbikte değişik uygulamalar gösterirler. Meselâ 1990 öncesi Sovyetler Birliği’nde ve ABD’de olduğu gibi. İkisi de cumhûriyet olmasına rağmen, biri komünist, diğeri kapitalisttir. Türkiye’de “Cumhûriyet” 29 Ekim 1923’te îlân edilmiş ve 1924 Anayasası’nın
1. maddesinde ifâdesini bulmuştur. 1961 Anayasası da devlet şeklinin cumhûriyet olduğunu belirtmiştir (madde 1). Ayrıca bunun değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini de hükme bağlamıştır (madde 9). 1982 Anayasası başından beri cumhûriyet rejiminin kesinlikle benimsenmiş olduğunu beyanla1. maddesinde “Türk Devleti bir Cumhûriyettir.”, 4. maddesinde de; “Anayasa’nın birinci maddesindeki devletin idâre şeklinin Cumhûriyet olduğu hakkındaki hüküm ile

2. maddesindeki Cumhûriyet’in nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez. Teklif edilemez.” hükümlerini vâzetmektedir. Ayrıca milletvekilleri (madde 81) ve Cumhurbaşkanı (madde 103) vazîfelerine başlarken cumhûriyet ilkesine bağlı kalacaklarına dâir ant içerler.

Rehber Ansiklopedisi