Çuhacı Hanı Kapalıçarşı Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

9

Çuhacı Hanı, İstanbul’da Kapalı Çarşı civarında XVIII. yüzyılda yapılmış han.

Nuruosmaniye Camii avlusunun kuze­yinde, Büyük Çarşı’nın (Kapalı Çarşı) ya­kınında Mahmutpaşa Yokuşu başında bulunmaktadır. Sultan 111. Ahmed’in sad­razamı Nevşehirli Damad İbrahim Paşa tarafından hayır eserlerine gelir sağla­mak üzere yaptırılan han, kurucusunun 1718-1730 yılları arasındaki sadâreti sı­rasında inşa edilmiş olmalıdır.

İlk yapıldığında çuhacı tüccar ve es­nafı burada toplandıktan başka çuhacı­lar loncası kethüdası da bu handa otur­duğundan Çuhacılar Hanı olarak da anıl­mıştır. Bu büyük yapının esasının Bizans devrine ait olduğu yolundaki C. Gurlitt tarafından ortaya atılan söylenti hiçbir esasa dayanmaz. Çuhacı Hanı temelden itibaren bir Osmanlı devri Türk eseridir. Yalnız İbrahim Paşa hanı yaptırmadan Önce aynı yerde İğneci Elhac Hasan Ağa tarafından vakfedilmiş bir mescidin bu­lunduğu Hüseyin Ayvansarâyfnin ifade­sinden anlaşılmaktadır. İbrahim Paşa hanı inşa ettirdiğinde mescidi de hanın kapısı üstündeki mekânda ihya ettirmiş, aynı zamanda minber de koydurmuş ol­malıdır. Ayvansarâyînin ifadesinden, han yapıldıktan sonra Hasan Ağa’nın mes-cid vakfetmiş olamayacağı bellidir. Hanın 22 Zilhicce 1163 ta­rihindeki büyük Hocapaşa yangınında za­rar gördüğünü Vâsıf tarihinde kaydet­miştir. Herhalde bu yangında içindeki tüccar mallan ile ahşap kısımlar yan­mıştır. XIX. yüzyıl başlarında handan çu­ha tüccar ve esnafı uzaklaşmış ve bun­ların yerini kuyumcu kakmacıları almış, günümüze kadar da bu esnafın toplan­dığı yer olarak gelmiştir. 1964 yılında Hakkı Göktürk’ün tesbitine göre ancak dörtte biri vakıflara ait olan handa es­nafın çoğunluğunu kakmacı kuyumcu­lar teşkil ediyordu. Bunların dışında gü­müş, elmas, altın işleyen sanatkârlarla diğer bazı esnaf atölyeleri de vardı.

Temiz bir işçilikle tuğla ve taştan kar­ma teknikte yapılmış olan Çuhacı Hanı, bu çeşit yapıların ekserisinde olduğu gi­bi iki katlıdır. Ortasında dikdörtgen bi­çimde bir iç avlu (21 x 28,5 m.) bulunur. Üst kat odalarının önlerinde payelere oturan kemerlerin teşkil ettiği revaklar vardır. Önceden mevcut sokağa uyması İçin bir cephenin üst katı taş konsollar üzerinde çıkmalı olarak yapılmıştır. Ge­rek üst kattaki odaların üstleri, gerek­se revakın her bir bölümü, kurşun kaplı olan manastır tonozları ile örtülmüştür. Bütün benzeri hanlar gibi bu eser de kut­lananlar tarafından merhametsizce tah­rip edilmiş, yapılan eklemeler ve deği­şikliklerle mimarisi bozulmuştur. Ayrıca avlunun ortasına çirkin binalar yapılmış, revaklann önleri kapatılmış, hatta bu­ralara son derece çirkin cepheler ekle­nerek mimari düzeni alt üst edilmiştir. Çuhacı Hanının girişe göre sol tarafı, mevcut sokak dokusuna uymak mecbu­riyeti yüzünden intizamsız bir dış çizgiye sahiptir. Giriş ise başka hanlarda rast­lanmayan biçimde uzun bir dehliz halin­de olup iki yanında bu dehlize dönük odalar bulunur. Böylece Çuhacı Hanı, benzerleri arasında mimarisi bakımın­dan değişik özelliklere sahip önemli bir eser olarak ortaya çıkmaktadır. İçindeki mescid ise kapının üstünde bulunuyor ve bir merdivenle çıkılıyordu. 1914 yılı­na kadar kullanılan bu ibadet yeri daha sonra atölye haline getirilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi