Cisri Mustafa Paşa (Svilengrad) Nerede, Tarihi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
80

Cisr-i Mustafa Paşa, Bulgaristan’da bugünkü adı Svilengrad olan kasaba.

Edirne’nin 30 km. kuzeybatısında Bul­garistan sınırları içerisinde yer almak­tadır. Kasabanın bulunduğu bölge, 1362 yılında Edirne’nin fethi sırasında Osman­lı idaresine girmiş olmalıdır. XV. yüzyıl­da Rumeli eyaletine bağlı Çirmen san­cağı içerisinde yer alan bölgedeki kasa­ba adını, Kanunî Sultan Süleyman döne­minde ikinci vezir olup Çoban veya Gazi unvanı ile bilinen Boşnak Mustafa Paşa (ö. 935/1529) tarafından inşa ettirilen köprüden almaktadır.

Enderun’dan yetişen Mustafa Paşa, kapıcıbaşılık ve Rumeli beylerbeyiliği gö­revlerinde bulunduktan sonra üçüncü vezirliğe, 1522’de Rodos seferi sırasında da Mısır valiliğine getirilmiş, daha son­ra İstanbul’a çağniarak ikinci vezirliğe yükseltilmiştir. Önemli devlet hizmetle­rinde bulunan ve ülkenin çeşitli yerlerin­de hayır eserleri yaptıran Mustafa Paşa bu eserlere, Osmanlı hanedanına damat olması sebebiyle, gerek II. Bayezid ge­rekse Kanunî tarafından kendisine ve hanımına temlik edilen mülklerden bir kısmını vakıf olarak bağlamıştır. Nite­kim Çirmen’de bulunan Karaağaç köyü ile Aladeresi mezraası gelirini de köprü­sünün inşa ve bakım masraflarını karşılamak üzere tahsis etmiştir. Mustafa Paşa’nın yaptırdığı köprünün yanında yi­ne kendisi ve Yavuz Sultan Selim’in kızı olan hanımı Hafsa Sultan tarafından bü­yük bir cami, imaret, muallimhâne ve han yapılmış, böylece yeni bir yerleşme yerinin temelleri atılmıştır.

Buranın Cisr-i Mustafa Paşa adıyla bir kasaba haline gelmesi ise muhte­melen III. Murad devrinden (1574-1595) itibaren olmuştur. Nitekim 1530 tarihli Tahrir Defteri’nde bir yerleşim birimi olarak ismi görülmezken III. Murad dö­nemine ait 651 numaralı Çirmen Tah­rir Defteri’nde ilk defa kasaba olarak adına rastlanmaktadır. Öte yandan yine arşiv kayıt­larından anlaşıldığına göre bu tarihler­den itibaren (1602) Naldöken Yörükleri köprü çevresine yerleşmişlerdir. III. Mu­rad dönemine ait tahrir defterinde ka­sabanın, biri hıristiyanlara ait olmak üze­re Câmi-i Şerif, Mahalle-i Atîk ve Mahalle-i Cedîd adlarını taşıyan dört mahalle­si olduğu kayıtlıdır. Yeni kurulduğu an­laşılan kasabada otuz bir hâne, sekiz mücerred gayri müslim ile 150 hâne, yet­miş bir mücerred müslümandan oluşan bir nüfus bulunmaktaydı (tahminen 980 kişi). 1653’te buradan geçen Evliya Çelebi’ye göre kasabada 700 hâne, yedi cami bulunmakta, köprü başında ise Mi­mar Sinan’ın yaptığı selâtin camilerine benzer bir cami, bunun yanında bir ima­ret, sıbyan mektebi, han, hamam, çarşı ve pazar yer almaktaydı.

Yol üzerinde bulunması sebebiyle kı­sa sürede gelişen Cisr-i Mustafa Paşa, 1829 yılına kadar Çirmen sancağına bağ­lı bir nâiblik olarak kalmıştır. Edirne vi­lâyeti kurulunca bu vilâyete dahil bir nahiye oldu. 1831 nüfus sayımında ka­za olarak yer alan Cisr-i Mustafa Paşa’da 914 müslüman ve 1329 gayri müslim erkek nüfus bulunmaktaydı ki bu da kadınlarla birlikte yaklaşık 4500 ci­varında bir nüfus yapmaktadır. Kasaba 1829 ve 1876 yıllarında Rus orduları ta­rafından işgal edildi. Doğu Rumeli vilâ­yeti kurulunca, daha sonra da vilâyetin Bulgarlar’ca işgali üzerine sınırda bulun­ması dolayısıyla önemi arttı. Kâmûsü’î-a’lâm’da belirtildiğine göre bu sırada kasabada 8000 kadar nüfus, biri büyük birkaç cami, hükümet konağı ile kışla, bir de askerî hastahane yer almaktaydı. Ayrıca müslümanlar için bir rüşdiye. iki ibtidâî ile bir Rum, beş Bulgar, bir yahudi mektebi mevcuttu. Çirmen, Lefke ve Selbüken nahiyelerinden teşekkül eden kazada İse mevcut elli İki köyle birlikte toplam 27.138 nüfus vardı. Bunlardan 9715’i müslüman-Türk, 12.716’sı Bul­gar, 4150’si Rum, 425’İ yahudi ve 132’si de Ermeni idi. Kasaba Balkan savaşla­rından sonra da önemini korudu. Bu sa­vaşlarda Bulgar işgaline uğradığı esna­da kasaba ve çevre köylerinde 5154 ev, 650 dükkân, otuz iki cami, yirmi bir ki­lise, bir havra, kırk beş okul, bir medre­se, iki türbe, iki manastır bulunuyordu. Kazada en çok tahıl, burçak, fasulye, no­hut, mercimek, bakla, tütün ve pamuk üretimi yapılmaktaydı. Bağ ve bahçe zi­raatı da önemli bir gelir kaynağıydı. 1915’te Bulgaristan Krallığı’nın Alman ittifakına katılması için Almanya’nın bas­kısıyla yapılan bir sınır düzeltmesinde Bulgaristan’a terkedilen kasaba, bugün de transit yolu üzerinde ticaret merkezi olma durumunu korumaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi