Cığalazade Yusuf Sinan Paşa Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

0
44

Cığalazade Yusuf Sinan Paşa, (ö. 1014/1606) Osmanlı sadrazamı.

1544’te Messina’da doğdu. Asıl adı Scipione’dir. Babası Şarlken’in (Charles Quint) hizmetinde bulunan Visconte di Cicala adlı bir korsandı. Cicala ailesi as­len Sakız adasından olup Cenova Cum­huriyeti’nin hizmetine girmişti. Babası ile birlikte Cerbe Savaşı’nda Osmanlılar’a esir düştükleri sırada Napoli Krallığı’nın hizmetinde bulunuyorlardı. Esir olarak İstanbul’a getirildiklerinde kendisi saraya alındı, babası Yedikule Zindanı’na hapsedildi. Sarayda Ende­run’da yetişti ve bir süre sonra İslâmi­yet’i kabul ederek Yûsuf Sinan adını al­dı. Babası ise 12 Aralık 1564’te Yediku­le Zindanı’nda öldü; Kanûnfnin izniyle, Galata’da sonradan Gülnûş Emetullah Camii’ne çevrilen San Francesco Kilisesi’ne gömüldü.

Cigalazâde şehzadeler mücadelesi sı­rasında Selim’in tarafını tuttu: önce silâhdar oldu, daha sonra da kapıcıbaşılığa getirildi. Mihrimah Sultan’ın torunu ile evlenince kendisine ikbal yollan açıl­dı. 1575-1578 yılları arasında yeniçeri ağalığı yaptı, Eflak’taki isyanı başarı ile bastırdı. Ağalıktan ayrıldıktan sonra şark seferi için İran’a yollandı. Özdemiroğlu Osman Paşa ve Ferhad Paşa’nın yanın­da 1583’te Van ve Revan, üç yıl sonra da Bağdat beylerbeyi olarak Safevfler’e kar­şı mücadele etti. Revan Kaleşi’ni inşa ve tahkim ettirmesi, Bağdat’ta iken de Fı­rat nehri kollarının ıslahına çalışması tak­dirle karşılandı. 1590’da İstanbul’a dö­nüşünde Şah I. Abbas’ın torununu rehi­ne olarak yanında getirdiği gibi padişaha pek çok da hediye sundu. Erzurum beylerbeyiliğinden sonra 1591’de kaptan-ı deryalığa tayin edildi. Dört yıi süren bu görevi sırasında korsanlarla amansız bir mücadeleye girişti. 1593’te kardeşi Carlo’nun İstanbul’a gelmesi, ertesi yıl da kendisinin doğum yeri olan Messina’ya gitmesi çeşitti söylentilere yo! açtı. 1596’da Avusturya seferi sırasında. Hatvan Kalesi’ni korumada başarı gösteremediyse de 23-25 Ekim 1596’daki Haçova Meydan Savaşı’nda faal bir rol oynadı. Devlet erkânının teklifiyle 27 Ekim’de vezîriâzamlığa getirildi.

Göreve gelir gelmez timar sahipleri ve ulûfeli asker içinde yoklama yaptırttı ve mevcut bulunmayan 30.000 kişinin tahsisatını kesti, bunları ağır cezalara çarptırdı. Bu hareketi çok tenkit edildi. Ayrıca davet edildiği halde Eğri’ye gel­meyen ve savaş için az bir kuvvet gön­deren Kırım Hanı Gazi Giray’ı azlettirip yerine Fetih Giray’ı getirtmesi muhalif­leri tarafından aleyhine kullanıldı. Bu­nun üzerine bir buçuk ay kadar kaldığı vezîriazâmlıktan azledilerek önce Şam beylerbeyliğine, ardından da tekrar kap­tan-ı deryalığa getirildi (1599) Hazırlat­tığı donanma ile Akdeniz’de uzun sefer­ler yaptı. Bu faaliyetleri Avrupa ülkele­rinde tedirginliğe Sebep oldu. Mora’ntn batısındaki Ayamavra Limanı’nı tehdit eden korsanları bertaraf etti: Venedik ve Fransa gemileriyle taşınan buğdayla­ra el koyarak Türk gemilerine ve tücca­rına imkân sağladı.

1604’te I. Ahmed tarafından yeniden İran seferiyle görevlendirildi. İran Şahı Abbas’ın Tebriz üzerine yürüdüğünü Öğ­renince Revan’a gitmek istedi. Ancak Urmiye gölü civarında büyük bir bozgu­na uğradı; burada 30.000 kayıp ile çok sayıda esir verildi. Cigalazâde yanındaki az bir kuvvetle Van’a çekildi, oradan da Diyarbekir’e gitti. Bir süre sonra 1014 Ramazanının son günlerinde (1606 Şu­batının ilk günleri] orada vefat etti. Kay­naklarda Ölüm tarihi olarak genellikle Kasım 1605 tarihi gösteriliyorsa da Tebrizli Arakel ve Venedik balyozunun ra­porları bu tarihi doğrulamamaktadır.

Kaynaklarda kırıcı, geçinilmesi güç ve devlet erkânı ile her an çekişme içinde bulunduğu ileri sürülen Cigalazâde için Avrupa devletleri büyük ümitler besle­diler ve onun edindiği servetle bir gün Hıristiyanlık hizmetine döneceğini bek­lediler. Ölümünden sonra yapılan sayım­da 2 milyon altın tutarında serveti ve 600 kölesi olduğu tesbit edildi. Kendisinden sonra iki oğlu da devlet hizme­tinde çeşitli görevlerde bulundular. Bun­lardan Mahmud vezirlik yaptı. Muhte­şem sarayının bulunduğu Cağaloğlu sem­ti bugün onun adıyla anılmaktadır. İstan­bul’da ayrıca mescid, medrese ve mek­tep gibi hayır eserleri yaptırmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi