Çemberlitaş Hamamı Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Çemberlitaş Hamamı. İstanbul’da XVI. yüzyıl sonlarında yapılmış büyük çifte hamam.

Roma döneminde İmparator I. Constantinos’un (324-337) kendi adını taşıyan meydanın ortasına diktirdiği anıtın Ve­zir Hanı tarafında ve dolayısıyla vaktiyle meydanın bulunduğu yerde yapılmıştır. Böylece Çemberlitaş Hamamı şehrin en merkezî bir yerinde ve her dönemde ana cadde karakterini koruyan Divanyolu’nun kenarında inşa edilmiş bir yapıdır. Kapısının üstündeki kitabesi tam olarak okunup yayımlanmamıştır. Yalnız bura­da “Sultan Murad” adıyla son satırda “Sultan Valide” kelimelerinin teşhis edil­mesinden hareket eden Glück, hamamın III. Murad’ın (1574-1595) annesinin ev­kafından olabileceğini bir tahmin ola­rak ileri sürmüştür. Ancak son tamirde kitabe iyice temizlendiğinde okunabilir hale gelmiş ve üzerindeki 992 (1584) ta­rihi ortaya çıkmıştır. Şair Sâî Mustafa Çelebi’nin yazdığı sekiz mısralık tarihte, “Yapıldı Valide Sultan hamamı şerif ol­du, 992” denilmektedir. Bu şekilde Va­lide Hamamı olarak da adlandırılan Çemberlitaş Hamamı’nın Sultan II. Selim’in zevcesi ve Sultan III. Murad’ın annesi Nur-bânû Valide Sultan tarafından, başta Üs­küdar’da Toptaşı semtinde yaptırdığı Atik Valide Camii ve Külliyesi olmak üze­re hayır tesislerine gelir sağlamak üze­re inşa edildiği anlaşılmıştır. Nurbânû Sultan’ın bundan başka Üsküdar ile Langa’da da birer hamamı vardır. Türk ha­mam mimarisinde başka bir benzerine rastlanmayan değişik bir eser durumun­da olan Çemberlitaş Hamamı da Mimar Sinan’ın inşa ettiği Atik Valide Külliyesi gibi yine onun yapısı olmalıdır. Nurbânû Sultan’ın gerek Üsküdar’da bulunan külliyesindeki, gerekse aynı yerde Yeşildirek Hamamı adıyla bilinen diğer bir ha­mamı ve Haliç kıyısında Ayakapısı’ndaki bir başka hamamını da Mimar Sinan yapmıştır. Fakat Çemberlitaş Hamamı’­nın adı Sinan’ın eserlerini bildiren kay­naklarda yoktur. Bu yüzden hamamın kimin eseri olduğu henüz kesin olarak aydın tanmamıştır. Nurbânû Sultan 1583’te. Mimar Sinan ise 1588″de vefat ettiğine göre hamam onun Hassa başmi-marı olduğu yıllarda inşa edilmiş olma­lıdır. Bu derecede büyük ve mimari ba­kımdan ilgi çekici bir yapının Sinan ta­rafından yapılmış olmaması ihtimali şa­şırtıcıdır. Çemberlitaş Hamamfnın Si­nan’ın eserleri listesinde yer almayışı şimdilik çözüm bekleyen bir mesele ola­rak kalmaktadır.

İpşir Mustafa Paşa’nın hanımı Ayşe Sultan’dan aldıkları konakları hemen ya­nında olduğu için Çemberlitaş Hamamı ile Köprülüler’in de ilgilendiği, hatta ya­pıyı tamir ettirdikleri ileri sürülmüştür. Köprülüler ayrıca hamamın karşı tara­fında müstakil bir kütüphane binası vak­fettikleri gibi hamamın arkasında büyük Vezir Hanı’nı da inşa ettirmişlerdir. R. Ekrem Koçu. “Hamamın iç kısmında ha­len, Fârisî ve Türkçe olarak Köprülü Mehmed Paşa’nın mermer üzerine kendi el yazıları bulunmaktadır. Bunlardan birin­de hamamın değerini gösteren, ‘yeryüzünde bir eşi daha yok” şeklinde bir ifa­de vardır” demektedir. Söz konusu ya­zılar sıcaklık bölümünde, köşelerdeki hal­vet hücrelerini ayıran kapıların üstlerin­deki alınlıklarda bulunmaktadır. Bunla­rın sonradan mı ilâve edildiği ve Köprü­lüler ile gerçekten bir ilgisi olup olma­dığı hususu araştırılmaya muhtaçtır.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz’in İsteğiyle şehrin bazı caddeleri genişletilirken Islâhât-ı Turuk Komisyonu’nun kararıyla Divanyolu caddesinin genişletilmesi için Çemberlitaş Hamamı’nın soğukluğundan (soyunma yeri) bir kısmının kesilmesi uygun görülmüş ve bu proje derhal uygulanmıştır.

Avusturyalı H. Glück, I. Dünya Savaşı içinde 1916-1917 yıllarında İstanbul’da hamamları incelediği sırada bu hama­mın bir yangın geçirdiğini ve camekânın içiyle kapısı dışındaki ahşap dükkânla­rın yandığını bildirir. O sıralarda burası askeri “tebhîrhâne” olarak kullanılıyor­du. Bunun için iki kısım arasında kapı­lar açılmış ve kadınlar kısmına kazanlı bir modern ısıtma tesisatı konulmuştu. Bilinmeyen bir tarihte hamam Vakif-tar İdaresi taraftndan satılmış ve özel mülkiyete geçen bu tarihî eser birkaç defa sahip değiştirmiştir. 1868’de so­ğukluk bölümünün bir parçası kesilen kadınlar kısmı son yıllarda değişikliğe uğrayarak Önce lokanta, sonra halı satış mağazası haline getirilmiştir. Hamam olarak çalışmaya devam eden erkekler kısmı 1972-1973 yıllarında İlban Öz (ö. 1992) tarafından büyük ölçüde tamir edil­miştir. Bunu gerçekleştiren son sahibiy­le mimarın adları, kapıya inen dehlizin sağ yan duvarındaki kitabede okunmak­tadır.

Çemberlitaş Hamamı tamamen birbi­rinin benzeri ve yan yana bitişik çifte ha­mam olarak planlanmıştır. Erkekler kıs­mının girişi Vezirhanı caddesi üzerinde olup dışarıdaki zemin seviyesinin çok yükselmesi yüzünden çukurda kalmıştır. Bu cephede binaya bitişik olarak yapılan çirkin mimarili ve ahenksiz dükkânlar bu muhteşem eserin dışını bütünüyle gizler. Kadınlar kısmının girişi ise her­halde Sultan Mahmud Türbesi tarafında idi. Divanyolu’na taşan köşe kesildiğin­den hamamın bu cephesi değişik bir gö­rünüm almıştır. Kesilen kısım altta dik­dörtgen, üstte yıldız biçiminde pencereli bir duvarla kapatılmıştır. Her iki kısmın soyunma yerleri, geçişi köşe trompları ile sağlanmış büyük birer kubbe ile ör­tülmüştür. Bu soyunma yerlerinden ka­dınlar kısmının trompları dilimli biçimde süslenmiştir. Soyunma yeri kubbele­rinin tepelerinde birer aydınlık feneri var­dır. Evvelce her iki kubbede de mevcut olan bu mimari unsurdan bugün yalnız kadınlar kısmındaki durmaktadır. İnce sütunlara dayanan kemerlerin taşıdığı bir kubbecikle Örtülü olan aydınlık fe­neri zarif biçimde bezenmiştir.

Hamamın her iki kısmından üçer kub­be ile örtülü ılıklığa geçilir; bunların yan­larında bina kitlesinden taşkın olarak yapılmış helalar vardır. Fakat Çemberli­taş Hamamı’nın şüphesiz en ilgi çekici ve onu Osmanlı dönemi Türk hamam mi­marisinde eşsiz kılan tarafı sıcaklık bö­lümlerinin planıdır. Burada hamam mi­marisindeki   geleneklerden   bütünüyle uzaklaşılmış ve dıştan kare şeklinde olan bu mekânlar içeride on iki köşeli bir çok­gene dönüşmüş olup çepeçevre on iki sütundan meydana gelen bir sütun hal­kası yapılmıştır. Onikigen ile dış kare arasında kalan dört köşeye büyük bir us­talıkla kubbeli halvet hücreleri yerleşti­rilmiştir. Baklavalı başlıklı   sütunların üzerinde sivri kemerler bu büyük mekâ­nı örten kubbeyi taşımaktadır. Mermer bölmelerle ayrılan köşe halvet hücreleri ortaya birer kapı ile açılırlar. Bunların üstlerine beyitler işlenmiş, ayrıca üçgen biçimindeki alınlıkları tomurcuklarla be­zenmiştir.

Hamamın zengin görünümü, bu mi­mari unsurlardan başka sıcaklık döşeme-sindeki geometrik bir süsleme ile de art­tırılmıştır. Mermer zemine çeşitli renk­lerde taşların yerleştirilmesiyle elde edi­len kakma tekniğindeki tezyinatın bu derecede zengin başka bir benzeri yok­tur. Yeşil taşlardan on iki kenarlı bir çer­çevenin uçlarında beyaz-kırmızı tomur­cuklar sıralanır. Çerçevenin iç tarafında siyah-beyaz tomurcuk dizisi çepeçevre orta bölümü sınırlar. Bu ortak kısımda siyah girift şebeke motifi içinde iç içe altı uçlu yıldızlardan meydana gelen bir süsleme görülür.

Çemberlitaş Hamamı, değişik sıcaklık bölümü planı ve zevkli iç süslemesi ba­kımından Osmanlı dönemi Türk mima­risinin önemli bir eseri olmasına rağmen 1972-1973’teki restorasyon dışında bu­güne kadar lâyık olduğu değere kavu­şamamış, önce 1868’de bir kısmının ke­silmesi, sonra etrafını saran dükkânla­rın yapılması ve nihayet 1970’li yıllarda kadınlar bölümünün maksat dışı kulla­nılması ile aslî hüviyetini kısmen kaybet­miştir. Bu değerli eserin esaslı bir şekil­de incelenmesi, aydınlık feneri gibi ek­sik unsurlarının tamamlanması ve etra­fı ayıklanarak yaşatılması gerekir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi