Çelebizade Asım Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Tarihi

0
41

Asım Efendi, Çelebizâde (ö. 1173/1760) Osmanlı şeyhülislâmı, vak’anüvis ve şair.

Daha çok babası Reîsülküttâb Mehmed Efendİ’nin sıfatına nisbetle Küçük-çelebizâde, bazan da sadece Çelebizâde olarak anılır. İstanbul’da doğdu ve iyi bir tahsil gördü. Özellikle devrinin ünlü şair, musikişinas ve hattatı Abdülbâki Arif Efendi’den faydalandı. İstanbul’da çeşitli medreselerde müderrislik, bazı yer­lerde kadılık yaptı. 1723’de Damad İbrahim Paşa tarafından Râşid Mehmed Efendi’nin yerine vak’anüvisliğe tayin edildi; 1748’de İstanbul kadısı ol­du. 1787’de Anadolu kazaskerliğine ge­tirildiyse de kısa bir süre sonra azledil­di. Bu arada kendisine Rumeli kazasker­liği payesi verilen İsmail Âsim Efendi, 1759’da Koca Râgıb Paşa’nın tavsi­yesi üzerine şeyhülislâmlığa getirildi. Bu görevde iken 16 Şubat 1760 gecesi vefat etti. Mezarı, İkinci kayınpederi Hekimbaşı Kazasker Ömer Efendİ’nin İstanbul’da Molla Gürâni’de yaptırdığı medrese avlusundadır. Bu medreseyi mektep, çeş­me ve kütüphane ilâvesiyle Âsim Efen­di genişletmiş, hatta burası onun adıyla anılır olmuştur. Kütüphane 1310 (1892) zelzelesinde harap olduğundan buradaki kitaplar o devirde Kütüphane-i Umû­mî adıyla anılan bugünkü Beyazıt Dev­let Kütüphanesi’ne nakledilmiştir.

Çelebizâde daha çok vak’anüvisliği ve bu sırada kaleme aldığı Tönh” ile ün yapmıştır. İbrahim Müteferrika tarafın­dan (1153) ve ayrıca Matbaa-i Âmire’de Râşid Târihi’nin zeyli olarak basılan (1282) eser, 1722-1729 yılları arasında­ki olayları anlatmaktadır. Âsim Efendi’­nin de katıldığı Damad İbrahim Paşa’nın özel toplantıları, helva sohbetleri, Çırağan safaları, Sâdâbâd eğlenceleri ve Lâ­le Devri için birinci elden kaynak eser­lerdendir. Muhtevasını tayinler, aziller, siyasî hadiseler, törenler ve İran olayla­rının teşkil ettiği eserde beş hatt-ı hü­mâyun ve İran savaşlarıyla ilgili dört fet­va sureti ile Batı İran’ın taksimine ait 1724 Osmanlı-Rus muahedesinin met­ni de vardır. Âsim Efendi vak’anüvis olduğu için iktidar mevkiin­deki devlet büyüklerini tenkitten kaçın­mış, eserinde bu dönemin hemen sade­ce parlak yönlerini aksettirmiştir. Üslû­bu sade ve açıktır.

Âsim mahlasını kullanan Çelebizâde’-nin şiirleri, devrinin ünlü şairleri Nedim. Seyyid Vehbî ve Neylî gibi şairler yanın­da sönük kalır. Aslında pürüzsüz ve sa­mimi bir ifadeye sahip olan şiirlerinin çoğu, histen çok fikrin hâkim olduğu Nâbî tarzındadır. Ancak o Nedim tarzın­da değerli bazı gazeller de söylemiştir.

Divanının 1268’de yapılan taş baskısı şi­irlerinin tamamını ihtiva etmez. Aynı za­manda devrinin büyük münşilerinden olan Celebizâde Âsim Efendi Arapça ve Farsça da bilirdi. Nitekim Damad İbra­him Paşa tarafından Aynî’nin İkdü’l-cümdn’ını Türkçe’ye çevirmek için kur­durulan tercüme heyetinde o da bulun­muştur. Ayrıca İbrahim Paşa’nın emriyle Hoca Gıyâseddin Nakkaş’ın Acâ’ibü’l-letâ’if adlı Hıtay seyahatnamesini ter­cüme etmiştir. Bu tercüme Ali Emîrî ta­rafından yayımlanmıştır (1331). Âsim Efendi’nin ayrıca bir de Mevlid-i Şerif kaleme aldığı rivayet edilmektedir.

Hattat Abdülbâki Arif Efendi’den ders alan Celebizâde Âsim Efendi hatla da meşgul olmuş ve özellikle “Ta’lik kırması”nda şöhret yapmıştır. Kendi hattıyla olan divanı Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ndedir. Çağdaşları tarafın­dan dürüst, iyilik sever, hoşsohbet biri olarak nitelendirilen Celebizâde Âsim Efendi Mevlevi tarikatına mensuptu. Çe­şitli kütüphanelerdeki bazı yazmalarda mührü bulunduğuna göre kitap topla­maya meraklı biri olduğu anlaşılmak­tadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi