Ay Yıldız Nedir, Tarihi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
57

Ayyıldız, Türk bayrağının başlıca unsurları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî alâmeti.

Ayyıldızın hangi tarihten İtibaren Os­manlı Devleti’nin resmî alâmeti olduğu açık şekilde ortaya konulamamıştır. Ay yani hilâlin (bk. hilâl) çok eskiden beri Türkler’de kullanılan bir sembol ve millî alâmet olduğu bilinmektedir (Esin, 313-359). Osmanlı Devleti’nde de sancak, alem ve tuğ gönderlerinin uçlarında, hatta baş­ka yerlerde tepelik olarak ay kullanılmış­tır (bk. alem). Fakat bunun iki kolunun arasına bir yıldız konulması oldukça ye­nidir. Önceleri bu yıldız çok şualı bir ro­zet biçiminde idi. Şimdiki beş uçlu yıldız şeklini alması ise çok yakın tarihlerde olmuştur. Eski Türk sancak ve hatta ku­maşlarında ay ve bunun içinde çok şualı bir motif bulunmaktadır. Ancak bu so­nuncu motifin bir yıldız değil güneş alâ­meti olduğunu iddia edenler de vardır. 1571’de İnebahtı (Lepanto) deniz sava­şında İtalyanlar’ın eline geçen ve o za­mandan beri Pisa’da Sando Stefano dei Cavalieri Kilisesi’nde saklanan bir Türk sancağında, “zülfikar” adı verilen çifte lamalı kılıçtan başka bir ay ve bunun içinde de bir yıldız bulunmaktadır. Topkapı Sarayı’nda Kanunî Sultan Süley­man’ın çakşırı olarak kabul edilen bir dokuma üzerinde (Envanter, nr. 4414), uç­ları kapalı bir ay (hilâl) içinde çok şualı bir yuvarlak vardır ki bu bir bakıma ya­kın tarihlerin yıldızının bir öncüsü ola­rak kabul edilebilir. Yine aynı müzedeki iki ipek gömlek üzerinde de (Envanter, nr. 4496, 4649) aylar ve bunların içlerinde al­tı şualı yıldızlar görülmektedir.

Diğer taraftan Batı Avrupa’da daha XVI. yüzyılda Türk Devleti’nin alâmeti ola­rak ayyıldız kullanılıyordu. Nitekim 1592’de, Avusturya’da Viyana’daki başki­lise (katedral) olan Stephansdom’un çan kulesinin tepesinde I. Viyana Kuşatması’nın (1529) hâtırası olarak madenî bir levhadan’kesilmek suretiyle yapılmış bir ay ile içinde altı şualı bir yıldızdan mey­dana gelen bir alem konulmuştu. II. Vi­yana Kuşatması’nın (1683) Türkler aley­hine sona ermesi üzerine 14 Temmuz 1686’da bu alem yerinden sökülerek kal­dırılmıştır. Türk ordusunun kuşatmayı kaldırıp çekilmeye başladığı günün hâ­tırası olarak da Viyana fırıncılarının yap­tıkları ve bugün hâlâ pişirilen ayçörek (kipfel) İle üst yüzü önceleri altı, sonra­ları beş bıçak çizgisi ile yarılmış küçük ekmek de (kaisersemmel) Türk ayyıldızının hâtıraları olarak kabul edilmekte­dir. XVI. yüzyılda Osmanlı-Türk Devleti’­nin ayyıldız ile temsil edildiğini, o yıllar­da basılmış bir kitabın takdim sayfasın­daki gravürden de öğrenmek mümkün­dür. Bartholomeo Georgievitz adında bir papazın 1553’te Roma’da basılan Türkler’e karşı polemik mahiyetindeki bir risalesinde, kitabın adının yazılı olduğu boşluğu iki yandan çerçeveleyen iki re­sim vardır. Bunlardan biri Mukaddes Roma-Cermen İmparatoru V. Karl’ı, diğeri ise aynı yıllarda Osmanlı Devleti’nin ba­şında bulunan Kanunî Sultan Süleyman’ı temsil etmektedir. Bu iki hükümdarın başları üstlerinde yer alan arma kalkan­larının içlerinde her iki devleti temsil eden armalara yer verilmiştir. Alman im­paratorunun kartal ile temsil edilmesine karşılık Osmanlı padişahının armasında bir ay ile altı şualı bir yıldız bulunmak­tadır. Bundan da Kanunî Sultan Süley­man’ın saltanat yıllarında Osmanlı Dev­leti’nin Batı’da ayyıldızlı bir alâmetle ta­nındığı anlaşılmaktadır. Zaten J. Siebmacher’in 1605’te basılan armalar hak­kındaki kitabında da Osmanlı armaları kırmızı zemin üzerinde beyaz ayyıldız ile ay ve çarkıfelek şekillerinde gösterilmişti.

Osmanlı devrinde Türk bayrağı zülfikarlı veya üç hilalli olmakla beraber da­ha XVI. yüzyılda Batı’da Osmanlı Devle­ti’nin alâmeti olarak, seyrek de kullanıl­sa ay ve çok şualı yıldız tanınıyordu. Fakat ayyıldızın bir devlet sembolü olarak resmen kabulü, bildiğimiz kadarıyla III. Mustafa (1757-1774) devrinde başlamış, I. Abdülhamid [1771-1789176 bilhassa III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de iyice yerleşmiştir. Hafız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Mecmûa-i Tevârih adlı eserinde. “Frenk Beyzade Kont’un (De Tott olma­lı) döktürdüğü toplar tuğradan başka Devlet-i Osmâniyye’ye mahsus olan nişân-ı şerif-i âlî-şânın dahi resmolunması 1187’den (1773-74) itibaren usulden olmuştur” (vr. 85″) denildiğine göre, bu “nişân-ı şerîf-i âlî-şân”ın ayyıldız olması kuvvetle muhtemeldir. Napolyon’un Yafa’da ganimet olarak ele geçirdiği ve Akkâ önüne getirdiği, fakat burada ba­şarısızlığa uğrayınca geri çekilirken 22 Mayıs 1799’da denize attırdığı Türk top­larının namluları üstünde de ayyıldız bu­lunmaktaydı. İstanbul’da Askerî Müze’de ve Rumelihisarı önünde de ayyıldızlı toplar vardır. Başbakanlık Arşivi’nde hatt-ı hümâyunlar arasında bulunan ta­rihsiz bir belge (nr. İ4553), ayyıldızın III, Selim zamanında resmen devlet alâme­ti olarak kullanıldığını göstermektedir. Tophane ve Top Arabacıları Nâzın Reşid Mustafa Efendi’nin yazarak sadrazama takdim ettiği takririn kenarına padişa­hın yazdığı bir notta, topların üzerlerine tuğradan başka “… ağzına karîb mahal­le hilâl şekli ile bir yıldız resmoluna…” denilmektedir. Bugün İstanbul’da Deniz Müzesi’nde bulunan, Tersâne-i Âmire Emini Osman Efendi tarafından takdim edilmiş 18 Zilkade 1207 (27 Haziran 1793) tarihli buyruldu”da, donanma kalyon­larına çekilecek sancakların al renkte ol­ması ve üzerlerinde beyaz ay ve yıldız bulunması öngörülmüştür. III. Selim’in saltanat yıllarından itibaren ayyıldız he­men her yerde kullanılır olmuştur. 1957’de Sivas’ta Güdükminare denilen tür­benin karşısındaki güzel ve eski bir evin saçağı altında boya ile işlenmiş ayyıldız ve 1211 (1796-97) tarihi görülüyordu.

Osmanlı Devleti’ni temsil etmek üze­re XIX. yüzyılda, üzerinde çeşitli silâhlar, sancaklar ve ait kenarında nişanlar bu­lunan arma kullanılırken bayrakta da bi­çimleri şimdikine pek uymayan ayyıldız alâmeti kabul edilmişti. Bu durum böy­lece Cumhuriyet’in başlarına kadar sü­rüp gitmiştir. Çeşmelerde, mezar taşla­rında, cami ve tekke kapılarında, Çanak­kale tabaklarında, fincanlarda, işleme­lerde, çeşitli deri ve madenî eşya üzerin­de ayyıldız motifi ile karşılaşılır. Cumhu-riyet’in ilk yıllarında ayyıldız bayraklar­da biraz gelişigüzel işlenirken 1933’te belirli ölçü ve nisbetlere göre yapılması tamim edilmiş, 1936’da da bu hu­susta bir kanun çıkarılarak 1937’de ni­zâmnâmesi yayımlanmıştır (bk. bayrak). Müslüman ülkelerin birçoğu da ayyıldızı
resmî devlet arması olarak kabul etmiş­ler ve değişik renklerdeki bayraklarına koymuşlardır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi