Arap Camii Tarihi, Nerede, Mimari, Hakkında Bilgi

Arap Camii, İstanbul’da Galata’da kiliseden çevrilme en büyük cami.

Caminin, Emevî Kumandanı Mesleme b. Abdülmelik tarafından 97-99 yılları arasında yapılan İstanbul kuşatması sırasında inşa edildiği yolundaki rivayetin aslı olmadığı bilinmektedir. Bizans’ın müslümanlar için yapılmasına müsaade ettiği mescidin ise şehrin için­de olduğu anlaşılmaktadır. Galata’da VI. yüzyıla ait Aya İrini Kilisesi’nin kalıntıları üstünde, İstanbul’da Latin hâkimiyeti yıllarında muhtemelen Katolikler tarafından San Paolo adında bir kilise yapılmış, fakat ke­sin olarak XIV. yüzyıl başlarında bu yapı Dominiken tarikatı mensuplarının eline geçerek aynı yerde büyük bir manastır ile San Paolo ve San Domenico adına ye­ni bir kilise inşa edilmiştir. XIV ve XV. yüzyılın ilk yansında pek çok İtalyan bu­raya gömülmüştür.

Fetihten sonra, fethedilen şehirlerde en büyük kilisenin camiye çevrilmesi usu­lüne uyularak bu kilise de bizzat Fâtih Sultan Mehmed vakfı olarak 1475’e doğ­ru camiye çevrilmiştir. Fâtih vakfiyele­rinde Galata Camii olarak adı geçen Mesa Domenko Kilisesi burası olmalıdır. An­cak İspanya’daki BenîAhmer-Benî Nasr İslâm Devleti’nin 1492’de sona ermesi üzerine, oradan göç eden müslümanların bu cami çevresine iskân edilmeleri üzerine burası Arap Camii adını almış ve esasının müslüman Araplar tarafın­dan fetihten evvel kurulduğu efsanesi buradan doğmuştur. Kilisenin. Türk mi­marisine tamamen yabancı bir biçimde olan kare planlı çan kulesinin Suriye’de­ki ve bilhassa Şam’daki Emeviyye Camii minarelerine çok benzemesi de bu efsaneyi destekleyen bir unsur olmuştur.

Cami III. Mehmed zama­nında tamir edilmiş ve XVII. yüzyıl son­larında çevresini saran evler yıktırılmış­tır. Azapkapısı’nda güzel bir sebil-çeşme ile 1956’da yıktırılan bir sıbyan mek­tebi vakfeden II. Mustafa’nın zevcesi ve I. Mahmud’un annesi Sâliha Sultan Arap Camii’ni hem tamir ettirerek genişlet­miş, hem de 1147’de yeni bir şadırvan yaptırmıştır. Cami 6 Cemâziyelevvel 1222’de bir yan­gın geçirmişse de hemen tamir edilmiş­tir. Bu tamir sırasında, Dîvân-ı Hümâ­yun kâtiplerinden Hacı Emin Efendi ta­rafından binanın manzum bir tarihçesi yazılarak taşa işlenmiş ve bu levha mih­rabın sağındaki duvara tesbit edilmiş­tir.  Bu  manzumede caminin esasının Mesleme’ye dayandığı uzun uzadıya an­latılmıştır. 1285’te de Sultan II.  Mahmud’un kızı Âdile Sultan, kocası Mehmed Ali Paşa ile birlikte avlunun altına bir sarnıçla bugün görülen şadırvanı yaptırmıştır, Arap Camii’nin 1913-1919 yıllarında Giritli Hasan Bey idare­sinde büyük ölçüde tamirine girişilerek çatısı kaldırılmış, avlu tarafındaki duvarı indirilip daha ileri alınmış, yeni bir son cemaat yeri yapılmış, içerideki mahfiller ahşap direkler üzerine yeniden inşa edil­miştir. Bu arada döşemenin altında bu­lunan XIV-XV. yüzyıllara ait yüzden faz­la İtalyan mezar taşı Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılmıştır. Minarenin alt kısmındaki duvarda da kiliseden kalma fresko re­simlere rastlanmıştır. Mihrabın solun­daki hücre “Mesleme’nin çilehanesi” ola­rak düzene konmuş, dışarıda ise kaldı­rılan hünkâr mahfili merdiveninin ye­rinde rüya ile keşfedildiği söylenen bir Arap Baba merkadi düzenlenmiştir.

Minarenin altındaki geçitte görülen tuğla duvar kalıntıları Bizans devrine ait­tir. Dikdörtgen biçiminde uzun bir yapı olan caminin son cemaat yeri 1913’de Arap mimarîsi üslûbunda yapılmış­tır. Kıble tarafındaki kısım. tonozlarındaki kaburgalardan anlaşıldığı gibi go­tik üslûptadır ve Latin kilisesinden kal­mıştır. Bu kısma bitişik olan minare de altındaki gotik kemerli geçidi ile aynı de­virdendir. Kulenin üçüz pencereleri kıs­men örülerek mazgal haline getirilmiş­tir. Mihrap ve hünkâr mahfili ile yan ka­pıların dış çerçeveleri barok üslûpta ol­duklarına göre Sâliha Sultan’ın tamirin­den kalmış olmalıdır. Bunlar, kıble du­varına komşu bazı pencerelerden kalan izlerden görüldüğü gibi daha önce gotik biçimde iken tamirlerde değiştirilmiştir. Caminin bitişiğinde bulunduğu bilinen Ali Paşa’nin hayratı 1106 ta­rihli çeşme ise bugün mevcut değildir. Fakat cami duvarına bitişik kitâbesiz iki çeşme bulunmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi