Anatole France Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

61

Söyleyişe, sese önem veren Parnasçı şiir akımının etkilerini taşıyan ilk şiirleri, toplumsal kurumlan kuşkucu ve alaycı bir tavırla ele alır. France köklü bir din eğitimi almasına ve öğrencilik yıllarında Darwin’ den, ayrıca Taine ve Renan gibi, bilimi tek değer olarak gören düşünürlerden etkilenmesine karşın, şiir ve romanlarında, hem dini, hem de bilimi eleştirmiştir. Günlük yaşamdan uzak yaşayan kitap düşkünü yaşlı bir bilgini konu alan ve ilk başarılı yapıtı sayılan Le erime de Sylvestre Bonnard’da (Silvestr Bonard’m Cinayeti) bilimi ve bilginliği alaycı bir üslupla ele alır. 1890’da yayımlanan ve uçarı bir âşığın öyküsü olan Thais adlı romanı ile 1893’te yayımlanan La rötisserie de la Reine Pedauque (Pedoque Kebabçısı) ve Les opınions de MJeröme Coignard (“Bay Jerome Coig-nard’ın Düşünceleri”) adlı romanları da France’m din ve Kilise karşıtı görüşlerinin, hafif bir müstehcenlikle alaycı bir eleştirelliği birleştiren yergici üslubunun örnekleridir.

1894’te Fransa’da Dreyfus olayının patlak vermesi dönemin tüm yazarları gibi Anatole France’ı da etkiledi. Alfred Dreyfus adlı Yahudi subayın casusluk yaptığı iddiasıyla haksız yere mahkûm edilmesi üzerine Fransız yazarları iki kampa ayrıldı. Zola, Proust ve Gide gibi yazarlarla birlikte France da Dreyfus’u savunanların yanında yer aldı, ordu ve Kilise’yi eleştiren yazılar yazdı.

Dreyfus davası France’ın tutum ve üslubunda da önemli bir değişmeye yol açmıştır. Bu değişiklik, 1897-1901 yıllarında yayımlanan Histoire contemporaine (“Çağdaş Tarih”) adlı dört ciltlik roman dizisinde belirginleşir. Dizinin ilk üç cildi Fransız toplumu-nun değişik kesimlerinin önyargılı ve dar kafalı tutumunu ele alır. Monsieur Bergeret d Paris (“Bay Bergeret Paris’te”) adlı dördüncü cildi ise, kendini dünyadaki olaylardan ve siyasetten uzak tutarak gözlemcilikle yetinen bir düşünürün Dreyfus olayına bir taraf olarak katılışını anlatır. Benzer bir biçimde France da, tarafsız bir eleştirellikle dolu olan ilk dönem üslubundan sıyrılarak toplumsal kaygıların daha ağır bastığı bir tutuma yönelmiştir. 1901’de yayımlanan ve burjuva toplumunu acımasızca eleştiren L’affaire Crainquebille (“Crainquebille Olayı”) adlı komedisi, bu yeni üslubunu ve onu sosyalizme götüren görüşleri yansıtır.

Fransız soluna yakınlaşmakla ve son dönemlerine doğru komünistleri desteklemekle birlikte, France’ m kuşkuculuğu, bu düşüncelere hiçbir zaman tümüyle bağlanmasına izin vermemiştir. Nitekim, 1908’de yayımlanan ve yergi dilinin en sert olduğu romanlarından biri sayılan L’île des pingouins’de (Penguenler Adası) alaya aldığı kesimler arasında Kilise’nin yanı sıra sosyalistler ve Dreyfusçular da vardı. 1912’de yayımlanan Les dıeux ont soif de (Allahlar Susamışlardı) ise Fransız Devrimi sırasında ideoloji ve iktidarın gitgide yozlaşmasını konu almış ve bağnazlığı yermiştir.