SANAYİLEŞME

285

 

SANAYİLEŞME

 

Sanayileşme 18’inci
yüzyılın sonlanyla 19’uncu yüzyılın başlarında İngiltere’de or­taya çıkmıştır.
XV-XVI. yüzyıllarda oluşan fikri ve maddi değişikliklerin etkisiyle baş­ta
ticaret olmak üzere, çeşitli ekonomik faa­liyetlerin ve düşüncenin çok yönlü ve
bü­yük ölçüde bir değişmeye ve gelişmeye ko­nu olması, sınai faaliyetlerin de
kaçınılmaz bir sonuç olarak pek kısa bir süre içerisinde hızlı bir gelişme
göstermesine neden ol­muştur. Özellikle her geçen gün biraz daha gelişen
sömürge ticareti el emeğinin yerine makine kullanmak ihtiyacını doğurmuş­tur.

Makineleşme yolunda
ilk adımı İngilte­re atmıştır. Çünkü ingiltere bu yüzyıllarda sanayi Icşebilmcn
in hemen hemen bütün imkânlarına sahip bulunuyordu. İngilte­re’nin sahip
bulunduğu bu imkânlar şunlar­dır: Büyük bir deniz ticaret filosunun bulunması,
denizaşırı geniş bir müstemleke piyasası, sınai tecrübe için yeteri kadar ser­maye,
coğrafi, siyasi ve içtimai şartların el­verişliliği, bol ve ucuz emek ve son
olarak fikri ve hukuki ortamın müsait olmasıdır. Bununla birlikte 16. yüzyılda
başlayan ge­lişmeler sonucunda ingiltere tarımında pa­zar için üretim
yaygınlaşmış, kapitalist üre­tim ilişkileri egemenlik kazanmış ve bu eği­limlere
bağlı olarak üretimde verimlilik ar­tışları hızlanmaya başlamıştır. Tarımsal ke­simde
kapitalist üretim ilişkileri gelişirken pek çok köylü üretici topraklarından
kopa­rılmış, ya kırsal alanlarda ücret karşılığı ça­lışmak, ya da kentlere göç
etmek zorunda kalmışlardır. Böylece kapitalist sanayinin en önemli
koşullarından biri olan mülksüz-leşmiş emekçiler ordusu da yaratılmıştır.
Öteyandan geleneksel teknolojiye daya­nan, basit el aletlerini kullanan ve
imalatha­neler çevresinde örgütlenen mamul mallar üretimi kırsal alanlarda
yayılmaktaydı. Ma­mul mallar üretiminin gelişmesiyle birlikte sermaye birikimi
de önemli ölçüde artmıştı. Tarımdaki ve mamul mallardaki üretim ar­tışları,
ulaştırma alanındaki gelişmelerle birleşince, iç ticaret büyüyor; İngiltere’de
bir ulusal ekonomi ve ulusal pazar oluşu­yordu. İngiliz hükümetleri de yerli
üretimi korumak için gerektiğinde korumacı politi­kalar izlemekten
kaçınmıyorlardı, örneğin 18. yüzyıl boyunca Hindistan’ın ucuz emek kullanarak
üretilen pamuklu kumaşlarının İngiliz pazarlarına girişine izin verilmemiş­tir.

Sanayileşmeyi
hazırlayan icatlar ise önce tekstil alanında olmuştur. Böylelikle maki­neleşme
hareketinin ilk başladığı alan teks­til sanayiidir. Daha sonraları kömür üreti­mi,
demir-çelik gibi dallar da önem kazanaçaktır. Ancak sanayi devrimi denilince
akla herşeyden önce pamuklu tekstil gelmekte­dir.

İngiltere önceleri,
İhtiyacı olan pamukla kumaşları Hindistan’dan ithal ediyordu. Fa­kat sonradan
dahilde imal edilen yünlü ku­maşların kullanılması amacıyla pamuklu kumaş
ithalatı yasaklandı. Bunun üzerine halkın ihtiyacı olan kumaşlar ülke içinde
üretilmeye başlandı. Fakat, bu konuda yete­ri kadar kalifiye işçi olmadığı
gibi, olanlar da yüksek ücret istiyorlardı. İşte bu durum pamuklu kumaş imal
eden iş adamlarını makineleşmeye yöneltti. Böylelikle İcatlar birbirini
izlemeye başladı. Maden endüstri­sindeki ilk gelişmeler ise önce
“demir” de olmuştur. Dokuma endüstrisinin hızlı bir gelişme
göstermesi karşısında odun kömü­rü ile çalıştırılan yüksek fırınlar bu ihtiyaca
cevap veremeyince İngiltere; İsveç, Al­manya ve Norveç’ten demir ithal etmek zo­runda
kalmıştır. Bu durum kaçınılmaz bir zorunluluk olarak demir sanayicilerinin
üretimlerini arttırmaya, bunun için de bu konuda bazı buluşlar yapmaya
zorlamıştır. Diğer taraftan, yüksek fırınlarda yakıt mad­desi olarak odunun
kullanılması dolayısıyla ormanların büyük ölçüde azalması da sana­yicileri
demir üretiminde yeni usuller bul­maya zorlamıştır. Bu nedenlerle demir en­düstrisinde
önce maden kömürü kullanıl­maya başlanmıştır. Fakat o zamanki ilkel metotlarla
yeraltından maden kömürü çı­karmak çok zordu. Çünkü ocaklarda hem grizu
tehlikesi vardı hem de ocakları basan sulan boşaltabilmek mümkün olmuyordu.
Diğer taraftan kömür; yüksek fırınların iç­yüzlerinde kalın tabakalar meydana
getire­rek fırınlan kullanılmaz hale getiriyor ve böylelikle verim büyük ölçüde
düşüyordu.

Maden kömürünü yakıt
olarak yüksek fırın­larda en verimli şekilde kullanabilmeyi ilk düşünen ve bu
konuda çalışmalar yapan Dud Dudly’ dir. Ancak uzun süren çalışma­lara ve
gösterilen çabalara rağmen Dud Dudly’nin çalışmaları başarıyla sonuçlan­madı.
Bununla beraber bu konudaki çalış­malar durmamış ve daha yıllarca devam et­miştir.
Görüldüğü gibi “kömür” ve “demir,” sınai gelişmenin başlıca
iki unsuru olmuş­lar ve bu iki maddeyi yeterli ölçüde elde et­meye muvaffak
olan ülkeler, Yeniçağın zengin ve sanayileşmiş ülkeleri haline gel­mişlerdir.

Sanayileşme alanındaki
gelişmeyi sağ­layan icatların meydana geldiği diğer bir alan ise “makine
imalaü”dır. Ortaçağın sa­nayi faaliyeti makine yerine el emeğine ve basit
aletlere dayanıyordu. Makine niteliği ni taşıyabilen bazı aletler ise rüzgâr ve
su gi­bi tabiat kuvvetlerinden yararlanılarak ça­lıştırılıyordu. Fakat bu
kuvvetler makineli bir sınai faaliyet için yeterli değildi. Çünkü su her yerde
bulunamıyor, rüzgâr ise her za­man olmuyordu. Böylelikle sınai faaliyet­lerde
makinanın yer alabilmesi için buharın kullanılmasına kadar beklenilmiştir.

Nitekim “James
Watt”ın 1781 yılında buharla işleyen makineler konusunda elde ettiği üstün
basan, XVII. yüzyılın sonlarına ulaşıldığında insanları artık ilkel araç ve
yöntemlerle çalışmaktan kurtarmıştır.

Sanayi Devrimi’nin
basanlarının yanısı-ra, İngiltere’deki maliyetlerine de değin­mek gerekiyor. Bu
maliyetleri ilk aşamada İngiliz emekçileri yüklenmiştir. Kırsal alanlardaki
sanayinin büyük bir hızla kent­lere aktarılması, olumsuz çevre koşullan» mn
yükünü işçilerin omuzlanna yüklemiş­tir. Öte yandan, makine kullanımının
yay-gınlaşması, kırsal alanlarda el tezgahların da üretim yapan yüzbinlerce
dokumacının işsizliğe ve yoksulluğa terkedilmesİ anla­mına gelmiştir. Ayrıca,
fabrikalarda ça­lışmaya başlayan işçilerin; sanayi devrimi­nin gerçekleştirdiği
üretim sıçramasından uzun bir süre yararlanamadıkları anlaşıl­maktadır.
1760’larda başlayan üretim ve ve­rimlilik artışlarına ve hızla yükselen kârlara
karşın, ingiltere’de işçi ücretleri 19, yüzyı­lın ikinci yansına kadar önemli
artışlar gös­termemiştir. 19. yüzyılın başlarından itiba­ren sanayi devrimi
ingiltere’den Kıla Avru-pası’na sıçradı. Fransa, Belçika, Almanya ve diğer Batı
Avrupa ülkeleri bir yandan yerli sanayilerini İngiliz mallarının rekabe­tine
karşı korurken, öte yandan da makine kullanan fabrika düzenine geçmeye başla­dılar.
Kısa bir süre sonra da İngiltere ve di ğer Batı Avrupa ülkeleri, ucuz tarımsal
mallar ve mamul mallan için pazar arayışı içinde, dikkatlerini dünyanın geri
kalan bölgelerine çevirdiler.

Nur Z. KESKİN