PROPAGANDA

230

 

PROPAGANDA

 

Propaganda, ulusal ve
uluslararası alan­da baskı ve çıkar gruplarının kendilerini ta­nıtmak,
kamuoyunun desteğini kazanmak, kendi ilgilendikleri konularda yetkilileri et­kilemek
için giriştikleri çeşitli faaliyetler­dir. Bilinen örnekler arasında broşür,
kitap ve dergiler yayınlamak vardır. Televizyon ve radyo da reklam yapmak
amacıyla, ge­lişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kullanı­lan bir propaganda
aracıdır.

Propaganda yapımı ve
amacı açısından farklılıklar gösterir. Sözgelimi propaganda, dolaysız ya da
dolaylı olabilir. Yukarıda verilen örnekler dolaysız yöntemleri içer­mektedir.
Bazı baskı grupları ve uluslarara­sı alanda devletler gazete ve dergi gibi ya­yın
organlarını reklam vermek, yazılan çe­şitli biçimlerde yayınlamak yoluyla etki
al-una alabilirler; görüşlerine hizmet eden ya­yınlardan çok sayıda satın
alarak, dergilere blok şeklinde abonelik sağlayarak dolaylı yöntemlere de
yönelebilirler.

Propagandanın amacı
türünü de belirle­yecektir, Eğer etkilenmek istenilen genel anlamda kamuoyu ise
gazeteler, radyo, te­levizyon tercih edilecektir. Kamuoyunun belirli bir kesimi
etkilenecekse, kitaplar ve konuya ilişkin hazırlanmış konferanslar tercih
edilmektedir.

Propaganda teknikleri
arasında kapı ka­pı dolaşarak, vatandaşları uyarmak, onları tutum belirlemek ve
eyleme davet etmek de bulunmaktadır. Bu yöntem özellikle ABD’de sık sık
kullanılmaktadır. Baskı grupları tanıtma ve iyiniyet yaratma gerek­çesiyle,
zaman zaman sosyal faaliyetlere de başvururlar. Bu faaliyetlerden bir kısmı
sosyal yardımlar niteliğindedir. Okul yap tırmak, fakirlere yardım, bazı
hizmetleri ih­tiyaçları olanlara ücretsiz sağlamak bunun örnekleridir. Kimi
zaman propaganda, ta­nıtma gezileri düzenlemek, yemekler, kok­teyller vermek
şeklinde de görülebilir. Her ne kadar sosyal çerçeve içerisinde kulisçilik türü
faaliyetlerin yürütülmesi olanaklı ise de, esas amaç baskı grubu hakkında genel
bir iyiniyet yaratmaktır.

Günümüzde devletler,
diplomattan ve propagandacıları aracılığı ile yabancı halk­ların tutumunu veya
davranışlarım etkile­me çabasına girişmeleri uluslararası ilişki­lerin yeni
gelişen yönlerinin birini oluşturmaktadır.

Modem teknoloji,
özellikle göze ve kula­ğa yönelik araçlardaki önemli gelişmeler, çağımızda
propagandanın etki alanını ve et­kinlik derecesini fazlasıyla arttırmıştır. Bir
dış politika aracı olarak de alındığı zaman rakibin fikirlerini değiştirmek ve
kendi çı­karlarını sağlamak için propaganda son de­rece etkin bir araçtır.

Geçmişte ve günümüzde
büyük felsefi doktrinler, doğru oldukları için değil; doğru olduklarına
inanıldığı için başarı kazanmış­lardır, Nazilerin ırk kuramlarının yanlışlığı
kuşku götürmediği halde, geçici bir süre için bile olsa, milyonlarca insan
propagan­da yoluyla bunun doğruluğuna inandırıl-mıştır. Bugün ise benzer
düşünceler doğrul­tusunda Yahudiler, çeşitli politik oyunlarla, ele
geçirdikleri Filistin topraklan üzerinde­ki Mülsüman Araplara
zulmetmektedirler.

Uluslararası alanda
propagandanın taşı ması gereken bazı nitelikler bulunmaktadır. Öncelikle
diğerlerinin tutumlarım, fikirle­rini ve davranışlarını değiştirmek amacıyla
hareket eden bir iletişimcinin bulunması gerekmektedir. îkinci olarak, yazı,
söz veya davranışlarla anlatılan simgelerin kullanıl­ması zorunludur. Üçüncü
olarak, iletişim araçlarının bulunması; dördüncü ve son olarak da bir hedefin
belirlenmiş olması ge­rekmektedir. Gerçeklerden tamamen uzak bir propagandanın
inandırıcılık gücü çok azdır, ya da hiç yoktur.

Barış dönemlerinde
propagandayı sis­temli olarak kullanan ve geniş bir biçimde uygulayan ilk
devletler Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası olmuştur. Bu iki devlet
propaganda programlarını sezgi, sınama ve ihtilalci deneylere dayanarak
hazırlamış­lardır. Buna rağmen Batı bloku devletleri

propagandanın önemini
ancak İkinci Dün­ya Savaşı’ndan sonra anlamaya başlamış­lardı. Çünkü, Batılı
ülkeler uzun süre gerçe­ğin yayımlanması ve duyurulmasının ken­dileri için en
iyi propaganda aracı olduğuna inanmışlardı.

İletişim kaynaklarının
geliştirilmiş olma­sı sonucu ulusal sınırların ortadan kalkması ve haberlerin
anında yayılması bugün bile göründüğü kadar büyük bir ilgi çekmemek­tedir.
Ancak yine de iletişimin kamuoyu üzerinde -belirli bir kesim içinde de
olsa-etkili olduğu araştırmalar sırasında saptan­mıştır. Bu etkileşim özellikle
propaganda­cılara ve onların fikirlerinin önemli bir tep­kiyle karşılaşmadığı
durumlarda gerçek­leşmektedir. Bu tür propagandaya hedef olanlar, konu
hakkındaki fikirleri ve tercih­leri kesin olarak belirlenmediği takdirde çok
çabuk etkilenebilmektedir.

Propagandanın,
fikirlerin ve kamların güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığı söylenebilir.
Propagandanın gençler ve uluslararası sorunlara karşı ilgi duymayan, ya da
bunlara aktif olarak karışmayan grup­lar arasında etkin olabilmesi olasılığı
daha yüksektir. Uzun süre oluşturulmuş katı inançlara sahip olmadıklarından,
gençler, telkinlere ve kandırmalara daha açıktırlar. Grup ve topluluk halindeki
insanların kolay ikna edilebildikleri propagandacılar tara­fından
bilinmektedir. Bu nedenle, totaliter sistemlerde, yöneticiler halkı etkilemek
için çeşitli vesilelerle büyük geçit törenleri düzenlemekte, halkın duygularını
kışkırtan gösterilerde bulunmakta ve konuşmalar yapmaktadırlar.

Bir devletin
davranışları ile, yöneticilerin söyledikleri arasında önemli farklar bulu­nuyorsa,
bu devletin propagandacıları tarafından söylenilenler önemliliklerini büyük
ölçüde yitirirler. Çünkü propaganda çoğu kez diplomatik davranışların
tamamlayıcı­sı rolünü üstlenmektedir. Akıllıca yapılan bîr propaganda,
diplomatik, ekonomik, as­keri tutum ve davranışların etkinliğini arttı­rabilir;
ama propagandanın kendi başına uzun süreli sonuçlar doğurması beklene­mez. Bu
nedenle propagandanın devletin eylemleri ile birlikte yürütülmesi gereklidir.

Propagandanın amacı
eğer bir devleti içerden zayıflatmak veya yıkmak ise, bu amaçla girişilen
tahrik ve fesat hareketleri­ne yıkıcı faaliyeter denilmekledir. Bir top­lumda
önemli içsel kopukluklar varsa, ora­da yıkıcı faaliyetlere uygun bir ortam var
demektir. Bir devlet içinde yoğun bir bi­çimde ve genel nitelikte grevlerin
yapılma­sını, direnişlere geçilmesini, şiddet ve anar­şi hareketlerine
başvurulmasını tahrik ve teşvik etmek, bu tür propagandanın hedef­leri arasında
bulunmaktadır. Bu gibi laktik­ler, müttefik devletlerin arasını açmak için de
kullanılabilir. Propagandacılar, bir top­lumdaki dinsel, sınıfsal, etnik
bölünmeleri ve nefretleri tahrik yerine, müttefiklerin inanılmaz, güvenilmez
devletler olduğunu telkin ederek, halkı devletin dostları ve müttefikleri
aleyhine karşı kışkırtarak yan-lızlığa itmeye, böylece ideolojik amaçlarını
gerçekleştirmeye çalışırlar.

Sözü edilmesi gereken
ve propaganda türleri arasında yeni yeni başgösteren diğer bir tür ise
“kültür saldırısı” olarak bilinmek­tedir. Devletler bunu kitle
iletişim araçları­nı kullanarak yaparlar. Bu araçları kullana­rak, kendi
kültürlerini yabancı ülkelere be­nimsetmeye çalışırlar. Çünkü bir devletin
lehine geliştirilmiş olan bir kültür imajı,

ülkenin dış
politikasının desteklenmesine yardımcı olabilmektedir. Propagandanın etkinlik
derecesi başkalarım tutum ve dav­ranışlarını yönlendirmedeki başarısına
bağlıdır.

Ulaştırmaya ve
iletişim araçlarına duyu­lan gereksinim arttıkça, devletlerin propa­gandayı
kullanımları giderek daha çok art­maktadır. Özellikle saldırmacı, yayılmacı,
ihtilalci dış politika ortaya koyan devletler tahrik ve propagandaya
başvurmaktadır. Bunun en iyi örneği İsrail’in Filistin halkına karşı uyguladığı
dış politikada görülebil­mektedir. İsrail uyguladığı propaganda ile büyük
devletleri kendi yanına çekebilmek­tedir.

Müge NUR