NİCELİK

204
PAYLAŞ

NİCELİK

 

Nicelik, nesnelerin
genellikle sayılabi-len veya ölçülebilen, toplamı doğrudan sayı olarak
belirtilebilen genel özelliğine veri­len isimdir. Nicelik, genel anlamda bir
nes­neler kümesinin sayısal sıklığı, ya da bü­yüklüğü anlamında da
kullanılmaktadır.

Ölçülebilen, azalıp
çoğalabilen büyük­lük olarak da tanımlanabilen nicelik, ne ka­dar, ne
büyüklükte, kaç, nice gibi sorulara verilecek cevaplar karşılığında kullanılan
bir terimdir.

Mantıkçılar ve genel
metodoloji bilgin­leri, niceliği iki sınıfa ayırmaktadırlar. Sü­rekli
nicelikler ve süreksiz nicelikler gibi bir ayrım da iki bölüm veya iki nesne
arasın­da bir ortak sınırın düşünülüp düşünüleme­yeceğine dayanmaktadır.
Süreksiz nicelik­ler, matematiğin konusu olan sayıları ifade etmektedir.
Nitekim sayılar arasında ortak bir sınırdan bahsedilemez. Sürekli nicelik­ler
dendiğinde de geometrinin konusu olan mekan ve fiziğin konusu olan zaman kaste­dilmektedir.
Sayılar arasında ortak bir sınır­dan sözedilmemesine rağmen, çizginin sü­rekli
olduğu düşünülürse, çizgi için bölüm­leri birbirine dokunan ortak bir sınırdan
bahsetmek mümkündür. Çizgi için sözko-nusu olan bu ortak sınırdan kasıt da
nokta­dır. Düzlemsel olanlar sözkonusu olduğu takdirde, bu ortak sınırın bir
çizgi olacağı da görülmekledir. Zaman alanında da tıpkı mekan gibi ortak bir
sınırdan bahsetmenin mümkün olabileceği açıktır.

Niceliklerin, önemli
ve düşünsel çaba­larda yanlışlığa ve çelişkiye düşülmemesi için bilinmesi
gereken bir diğer özelliği de,   karşıtlarının
bulunmamasıdır. Nitekim bir uzunluk, bir ağırlık gibi nicel özelliklerin veya
ölçüm birimlerinin karşıtlarından sö-zedilememektedir. Mesela, üç metre uzu­nun
karşıtından ve çelişiğinden sözetmek mümkün değildir. Nicelikler alanında da
bir karşıtlıktın bahsedilebilir gibi gözükü­yor olsa da verilebilecek en uç
(extreme) ör­neklerin dahi nicelik için olmayıp görelik (relation) kategorisi
için geçerli olduğu açıkça görülmektedir, örneğin, çoğun aza, büyüğün küçüğe
karşıt olduklarını düşün­mek, nicelik kategorisinin dışına çıkmak demektir.
Çünkü büyük ve küçük, az ve çok gibi kavramlar, diğer nesnelerin nitelik ve
niceliklerin varlıklarına bağımlı oldukları ve onlara göre belirlendikleri için
burada bir nicelik bağıntısından veya bir nicelik karşıtlığından sözedilmemekle
beraber bir görelik bağıntısının dile getirilmesi ile kar­şılaşılmaktadır.

Niceliklerde,
karşıtlık gibi azlık ve çok­luktan da sözetmek mümkün değildir. Ni­celiğin
kendisine has karakteri, eşitlik ve eşitsizlik yüklenebilmesidir. Bir şeklin
bîr şekle eşit olduğu veya olmadığı, bir sayının bir sayıya eşit olduğu veya olmadığı
söyle­nebilir.

Niceliğin, bir
nesnenin tanımlanması veya bir nesnenin varolabilmesi için gerek­li, fakat
yeterli şart olmadığı bilinmelidir. Zira, nesne, varlık alanına çıkabilmek için
bir niceliğe olduğu kadar, bir niteliğe de sa­hip olmak zorundadır. Bu,
nesnenin ve dış dünyanın (fenomenal alanın) vazgeçilmez nicelik ve nitelik
birlikteliğidir. Sadece ni­tel veya sadece nicel olan hiçbir şey mevcut
değildir. Bir nesnenin değişim geçirmesin­de de bu birliktelik arasındaki oran
ve den­ge değişiminden sözedilebilmektcdir. Ni-

celik değişmesi
olmaksızın nitelik değiş­mesinin mümkün olmamasına rağmen, bir nesnenin nitel
ve nicel birlikteliğinde aslo-lan yine de niteliktir. Çünkü, niteliğin de­ğişmesi
için niceliğin değişmesi zorunlu­dur. Fakat her nicelik değişmesi bir nitelik
değişimini de gerektirmemektedir. Nitelik değişmesinin olabilmesi için ancak,
nicelik değişiminin belirli bir sınıra ulaşması ve bu sının aşması gerekir.
Nitekim, bu sınırı aş­mamak şartıyla gerçekleşecek olan bir nice­lik değişimi,
bir nesnenin farklı bir nesne olmasına yol açmayacağı gibi bir nesnenin farklı
türlerinin (variation) oluşmasına se­bep olabilmektedir. Nitelik değişimi, bir
nesnenin türünün değişimi anlamına gel­mektedir. Örneğin, elli derecelik bir su
ile, yetmiş derecelik bir su arasında nitelik fark­lılaşması olmamasına rağmen,
yüz derece­nin üzerindeki veya sıfır derecenin altında­ki bir değişim, suyun
niteliğine yansıyacak­tır. Böylesi durumlarda, nicelik farkı, belli bir nesne,
ya da olayın birliğinde nitelikle ilişki dengesini bozacak kadar azalır veya
çoğalır. Demek ki belirli bir sının aşan her nicelik değişimi, bir nitelik
değişimine yol açmaktadır. Fakat her nitelik değişiminde de yeni nicelik
değişimlerine sebep oluna-bilmcktedir.

Niceliğin, mantığın
Aristoteles’ten beri gelmekte olan kalegoriler alanındaki kulla­nımından ve
nitelik kategorisi ile ilişkisin­den sonra, onun Önermeler alanındaki önemli
yerinden bahsetmek gerekir.

Bir önermenin nicelik
açısından ele alın­ması, bu önermenin konusunun ve yükle­minin niceliklerini
tespit etmek anlamına gelmektedir. Konusunun niceliğine göre önermeler tekil,
tümel, tikel, tabiî, belirsiz olmak üzere beş türe ayrılmakladır. Bu beş önerme
çeşidinden tabiî önermeler bilim­lerde kullanılmadığı iddiasıyla terkedilmiş,
tekil ve belirsiz önermeler de tümel ve tikel önermelere dahil edilmiştir.
Böylece, nice­lik açısından tümel ve tikel olmak üzere iki önerme sözkonusu
olmaktadır.

Bir önermenin
yükleminin nicelik açı­sından sınıflandırmaya tabi tutulması ise 19. yüzyılda
ingiliz mantıkçılarından Geor-ge Bentham ile Hamilton’un çalışmaları so­nucunda
gerçekleşmiştir. Klasik mantıkta zikredilen önermelerin, yüklemin niceliği­ni
belirtmiyor olmaları, Hamilton’a göre bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir.
Bu ek­siklik, düşüncede olmamasına rağmen, dil­de mevcuttur. Öyleyse,
düşüncelerin ger­çek yansıtıcıları olmaları açısından öner­melerde de bu
ayrımın yapılması gerek­mektedir. Buna göre önermeler, konusu ve yüklemi tümel
olan (toto-totale); konusu tümel, yüklemi tikel olan (toto-partielle); konusu
tikel, yüklemi tümel olan (parti-to-tale); konusu ve yüklemi tikel olan
(parti-partielle) Önermeler olarak sınıflandırıl­maktadır.

Aristoteles’ten beri
gelen klasik mantı­ğın gerek kategoriler ve gerekse önermeler alanındaki yeni
yorumlamaları ile Kant, ni­celiği de bir kategoriler türünün ortak adı olarak
değerlendirmektedir. Nicelik, kendi başına bîr kategori olmaktan çok, bir kate­goriler
toplamının adıdır. Nitelik, görelik ve modalite kategori gruplarının yanında,
bir dördüncü kategori grubu olarak yer alan nicelik kategorisi de birlik
(ünite), çokluk (pluralite) ve tümlük (totalite) olmak üzere üçe ayrılmaktadır.
Nicelik açısından, evren ve evrendeki sistemler, ya da herhangi bir obje,
Kant’a göre, nasıl kavranırsa kavran­sın, yani ister deneyim yoluyla, isterse
doğa araştırmalarında ve isterse metafizik spekülasyonlar yoluyla olsun, biz
onu daima bir çokluk, bir birlik ya da bir bütünlük halinde kavrarız. Kant’ta
nicelik kavramının ve ni­celik kategorilerinin onun metafizik siste­minde ve
yorumlamalarında da önemli bir yeri ve önemi vardır. Kant’a göre nicelikten
hareket eden birçok büyük metafizik sis­temler, evreni kapalı, sonlu bir şey
olarak görmüşlerdir. Kant da özellikle gençlik ya­zılarında bu görüşü ve
nicelikten kalkan bir bakış açısını benimsemiş görünmekteydi. Nesnenin temel
anlatım biçimlerinden birisi olan nicelik kategorisi, Kant’ta tıpkı nitelik
kategorisi gibi, zihnin apriori bir ye­tisi ve insan aklında doğuştan mevcut
bulu­nan bir Özellik olarak belirlenmektedir.

Ali DÖLEK Bk.
Kategori, Nitelik

 

PAYLAŞ
Önceki makaleNEO-KLASİSİZM
Sonraki makaleNİHİLİZM