Charles Bettelheim kimdir? Hayatı ve eserleri

37

Charles Bettelheim kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1913) Fransız iktisatçı. Planlama ve sosya­list ülkeler konularında çalışmaları olmuş, kapitalizmden sosyalizme ge­çiş aşamasındaki toplumlarla ilgili araştırmalar yapmıştır. Paris’te doğan Charles Bettelheim 1931’de Paris Üniversitesi’ni bitirdi ve aynı üniversiteden 1939’da iktisat doktorasını aldıktan sonra Caen Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladı. 1944-1948 ara­sında Çalışma Bakanlığı’nda Uluslararası İlişkiler ve Sosyal Araştırmalar Merkezi müdürlüğü, 1945-1950 arasında Ecole Nationale d’Organisation Economique et Sociale’de, 1948-1952 arasında Ecole Nationale d’Administration’da öğretim üyeliği yaptı. 1948’den bu yana Ecole Pratique des Hautes Etudes’de Araştırmalar Direktörü olarak görev yapmakta olan Charles Bettelheim, 1958’den beri Institut d’Etude du Developpment Economique et Sociale’de öğretim üyeliğini de sürdürmektedir. Aynı zamanda Centre d’Etudes de Planification Socialiste’nin de müdürü olan Charles Bettelheim, Problemes de Planification dergisinin de editörü­dür. Danışman olarak Hindistan, Kamboçya, Ceza­yir, Gine, Mali, Küba ve Mısır gibi ülkelerde çalışmış ve araştırma amacıyla Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde bulunmuştur.

1960’lara gelinceye kadar planlama sorunları ile uğraşan Charles Bettelheim, özellikle 1960’ların ikinci yarısın­da yoğun bir biçimde kapitalizmden sosyalizme geçişin sorunları ile ilgilenmeye başlamıştır. Bu konu­da bir yandan Althusser ve Balibar’ın Marxist yöntem konusundaki çalışmalarından, diğer yandan Çin ve Küba devrimlerine ilişkin gözlem ve deneyimlerinden büyük ölçüde etkilenmiştir. 1962-1967 arasında ya­yımlanan bazı çalışmalarının toplandığı La Transition vers l’Economie Socialiste (Sosyalist Ekonomiye Ge­çiş Sorunları) adlı kitabında, meta ve para ilişkilerinin sürdürüldüğü sosyalizme geçiş sürecindeki ülkelerde iktisadi planlamaya karşın, göreli olarak birbirinden bağımsız çalışan ekonomik birimlerin varlığı arasın­daki ilişkiyi ortaya koyar. Buradaki çözümlemede, meta, para ve ücret ilişkilerinin varlığını, insan irade­sinden bağımsız, gerçek sosyal ilişkilerin varlığı ile açıklar. Bu nedenle toplumsal ilişkileri değiştirmeden, meta ve para ilişkilerinin ortadan kaldırılamayacağını vurgular.

Bu kitabın 1967’de yazılmış olan son bölümünde ve önsözünde Charles Bettelheim sosyalizme geçişin tek yönlü bir yol olmadığına, aslında “kapitalizm ile sosyalizm arasında geçişten söz etmenin daha doğru olacağına değinir. Ona göre bu geçiş toplumu sosya­lizme götürebileceği gibi kapitalizmin geri gelmesine de yol açabilir. Charles Bettelheim bu son durumu “devlet kapitalizmi” diye adlandırır.

1960’ların ikinci yarısında Çin’de başlayan Kül­tür Devrimi ve 1968’deki Çekoslovakya olayı Bettelheim’in düşüncelerini ve çalışmalarını büyük ölçüde etkilemiştir. Bir yandan, kapitalizm ile sosyalizm arasındaki geçiş aşamasında bulunan toplumsal olu­şumları çözümlemek için gerekli kavram ve kategori­leri belirlemeye, üretmeye çalışmıştır. Öte yandan, bu çalışmalardan yararlanarak Sovyet toplumunu incele­meye girişmiştir.

1970’te yayımlanan Calcul Economique et Formes de Propriete (İktisadi Hesaplama ve Mülkiyet Biçimleri) adlı kitabı ilk tür çalışmalarının sonucudur. Charles Bettelheim burada, parasal ve iktisadi hesaplamanın geçiş toplumlarındaki anlamını, meta ilişkilerinin varoluş koşullarını ve etkilerini ortaya koyar. Ona göre başarılı bir geçiş iktisadi, siyasi ve ideolojik ilişkilerin belirli biçimlerde dönüştürülmesini gerekti­rir. Bu dönüşümler ancak sınıf savaşımı sonucu gerçekleştirilebilir. Bu kavramsallaştırma ve kuram­sallaştırma sonunda, Bettelheim’in Sovyetler Birliği konusundaki değerlendirmesi, bu ülkede geçişin başa­rılı olmadığı ve devlet kapitalizminin var olduğu biçimindedir.

Bu durumun nasıl oluştuğu ve ne tür bir tarihsel süreç içinde ortaya çıktığını Les Luttes de Classes en URSS (Sovyetler Birliği’nde Sınıf Mücadeleleri) kita­bında ele almaktadır. Bu çalışmanın birinci cildinin önsözünde Charles Bettelheim, geçiş toplumlarının nasıl ince­lenmesi gerektiği ve Sovyet toplumu konusundaki değerlendirmelerini özetler. Buna göre geçiş toplum- larının sağlıklı bir biçimde incelenmesi için, her şeyden önce bugüne kadar çok sık yinelenen üç temel yanlıştan kurtulmak gerekir.

Bettelheim’e göre Rusya’da devrimci güçler eski düzenin yerine yeni, gerçek bir sosyalist toplum kurmada karşılaştıkları çok karmaşık ve güç sorunla­rın üstesinden gelmek için hem çok güçsüzdüler, hem de dayanacakları tarihsel bir deneyim yoktu. Bu nedenle çarlık bürokrasisini büyük ölçüde muhafaza ettiler. Burjuva devlet aygıtının bu biçimde varlığını sürdürmesi, burjuva ilişkilerinin yeniden ortaya çık­ması ve korunması açısından verimli bir ortam oluşturdu. Burjuva tavır ve ilişkileri tarımda ve sanayide de sürdürüldü. Hiyerarşik iş bölümü, uz­manların ayrıcalıklı durumu, prim sistemi, maddi özendiriciler NEP (1921-1929) döneminde sürdürül­dü, planlı dönemde güçlendirildi. Geçmişte birikimi sağlamak için yaratılan ayrıcalıklar resmi olarak sosyal ilişkiler sisteminin bir parçası durumuna geldi. Başlangıçta durumun farkında olan parti yöneticileri sonraları bu anlayışı da yitirdiler ve revizyonizm resmi ideoloji oldu. Artık Komünist Parti sistemi düzeltmeye değil güçlendirmeye çalışmaktadır. Charles Bettelheim bu gelişmelerin nedenini şöyle açıklıyor: Devrimle devletin ele geçirilmesi ve mülkiyet sistemi­nin değiştirilmesi üretim ilişkilerinde köklü değişikli­ğin ön koşullarını yaratmakla birlikte temelli değişik­likler yavaş, uzun ve karmaşık mücadeleler sonucun­da gerçekleştirilebilir. Charles Bettelheim bunu sınıf mücade­lesi olarak adlandırıyor. Ona göre bu yeni tür sınıf mücadelesi devrim sonrasında devlette ve ekonomide güç ve ayrıcalığa sahip olanların konumlarını koruma, toplumdaki durumlarını sürdürme ve sağlamlaştırma­nın yeni yollarını bulma çabalarını içerir. Devrim sonrasının toplumunda sınıf mücadelesi, toplumsal iş bölümünden farklı konumlara sahip grupları birbirin­den ayıran gerçek eşitsizlikler üzerinde odaklaşma eğilimindedir. Ayrıcalıklı konuma sahip olanlar bu durumlarını güçlendirmeye, meşrulaştırmaya çalışır­lar. Bunların karşısında tüm ayrıcalıkları, sınıf farklı­laşmasını ortadan kaldırmayı amaçlayan işçi sınıfı ve köylüler vardır. Bu sınıf mücadelesinin sürdürüldüğü en önemli alan ise partidir.

Bettelheim’e göre Sovyetler Birliği sınıflı bir <toplumdur ve bir yanda devlet burjuvazisi, öte yanda yaşamak için emeğini satmak zorunda olan, sömürü­len ve emek süreci üzerindeki denetimini yitiren proletarya vardır. Planlarda kapitalist birikim yasaları ve kârlılık, üretici güçlerin nasıl kullanılacağını belir­lemektedir. Ortaya çıkan, temelde kapitalist ilişkilerin geçerli olduğu bir tür kapitalist toplumdur. Charles Bettelheim bunu “devlet kapitalizmi” olarak adlandırmakta­dır. Ona göre gelecek konusunda karamsar olmaya gerek yoktur. Çünkü işçi ve köylülerin sınıf mücade­lesi sürmektedir ve sonunda bu sınıflar gücü yemden ellerine geçirip sosyalizmi kurmaya başlayacaklardır.

Bettelheim’in en önemli katkısı, kapitalizmden sosyalizme geçiş aşamasındaki toplumsal oluşumlarda meta ilişkilerinin varoluş koşullarını ve etkilerim incelemiş olmasıdır. Ancak bunu yaparken acık seçik ve iyi tanımlanmış bir “sosyalist üretim tarzı” kavramı ortaya koymamaktadır. Bettelheim tarafından Sovyetler Birliği’ni ve Avrupa’daki diğer sosyalist ülkeleri nitelemekte kullanılan “devlet kapitalizmi” kavramı da kuramsal açıklığa kavuşturulmuş ve çeliş­kilerinden arındırılmış değildir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 16. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983