Ana Sayfa Sosyoloji Thomas Bernhard – Beton

Thomas Bernhard – Beton

0

Thomas
Bernhard – Beton

Mart’tan Aralık’a kadar, diye yazıyor
Rudolf, Mendelssohn Bartholdy hakkında yazılmış akla gelebilecek bütün kitap ve
yazıları bir araya getirmiş…

Planlanan çalışmama (…) ablamın gidişinden
sonra başlayacaktım.

Zihinsel bir çalışmaya başlayacaksak herkes
tarafından terk edilmiş ve yalnız olmalıyız.

Çalışmamın ilk cümlesinin ne olacağını
düşünüyordum.

Burada olmamasına rağmen evin her köşesinde
bucağında akla gelebilecek en büyük zihin düşmanı ablamın varlığını
hissediyordum. (s. 9)

Müzik gibi kırılgan bir şey daha yoktur.

Ama ablam ve ona benzeyen bütün insanların
anlayışsızlıkları gece gündüz peşimi bırakmadı ve bütün planlarımı mahvetti.

“rahatsız etmiyorum ya?”

Düşünce yazısına başlamak için mide boş
olmalı…

“sen yalnız ölülerle uğraşıyorsun, bense
yaşayanlarla, fark bu.”

Aslında haklı diye düşünüyorum.

Sen bu Mendelssohn Bartholdy’yi sırf Yahudi
diye seviyorsun, diyordu alayla.

Düşünce insanı denen kişi her zaman bir
başkası üzerinden konuyu ele alır, bu iş için onu öldürür ve zihinsel amacı
için onu ceset haline sokar.

Ben de ablamı zihinsel ürünüm için
kullanmayı becereceğimi sanmıştım, ama hesabım tutmadı. (s. 21)

Bir arkadaşım olsaydı!

…bir kadın arkadaşım yok,

O zaman bütün zihinsel ihtiraslarımdan
vazgeçmem gerekirdi, insanın hem kadın arkadaşı, aynı zamanda da zihinsel
ihtirasları olamaz.

Sahip olduğum tek dostlarım ölüler…

Birine gereksinimimiz var mı yoksa
gereksinimimiz yok mu hiç bilemeyiz.

Belki de çok fazla not aldım.

Çok zorlanan konu artık kâğıt üzerinde
gerçekleşemez.

Biz şöhret hırsımızı tatmin etmek için
yayınlarız, başka nedenle değil, eğer daha da alçaltıcı bir neden olan para
kazanma hırsıyla yayınlamıyorsak.

Her türlü yayınlama aptallıktır ve kötü bir
karakteri gösterir. (s. 25)

…ne bonkörlüğe ne de insan sevgisine
inanıyorum. İyi dünya denilen dünya bütünüyle ikiyüzlü, bunun tersini ilan eden
ve hatta buna inananlar ise rafine bir insanteper ya da affedilmez bir ahmak.
(s. 29)

Yoksulluk yok edilemez.

Dünya her şeyi karşılayacak kadar zengindir
gerçekten, ama bunu dünyayı yöneten politikacılar tamamen bilinçli olarak
engelliyorlar.

Dostluk, ne gereksiz bir sözcük!

Tarihte dikilmiş en yüksek ve en pahalı ve
gerçekten de en kıymetli mezar taşı bir köpek için dikilmiş.

Soru bu dünyada çoktandır birinin ne kadar
insansı olduğu değil, ne kadar köpeksi olduğudur.

İnsanın ne kadar köpeksi olduğunun
söylenmesi gereken yerde, ne kadar insancıl olduğu söyleniyor. İğrenç olan bu.
(s. 38)

Ne kadar ölmüş olsak da yolculuğa
çıktığımızda gene canlanırız.

…durumumuz ne olursa olsun yapmak
istediğimiz şeyi yapmalıyız (…) hele ki en kötü durumdaysak hiç aldırmamalıyız…

Benim Viyanam zevksiz ve gözünü para hırsı
bürümüş politikacılar tarafından temelden yıkıldı.

Sanat bu kentte artık mide bulandıran bir
maskaralık, müzik tekdüze bir laterna, edebiyat bir sanrı, felsefeden ise hiç
söz etmesem daha iyi…

Basit insanlar, gerçekten en karmaşık
olanlardır.

Hiç kimse basit insanlar kadar iddialı
değildir.

Ben kendi kendimin gözlemcisiyim…

Sadece kendi gözetimim altında
yaşamaktayım…

Bu yüzden kendimi lanetlemekle ve kendimi
inkâr etmekle ve kendimle alay etmekle…

Bunlar benim kaçış alanlarım…

Kendimi kurtarmak için… (s. 67)

Her zaman müzik olmuştur beni kurtaran…

Doktorların vicdanı yoktur, sadece tıbbi
dışkılarını fırlatırlar. Ama biz bu gerçeğe inanmak istemediğimizden hep onlara
sığınırız…

Ne kadar yaşlı olursak olalım hep bir
dönüşüm bekleriz, dedim kendi kendime, hep mutlak bir dönüşüm, çünkü berrak bir
zihinden çok uzaktayız. (s. 73)

Çalışmaya kararlıymış gibi yaptım…

Härdtl trajedisi

Önce düşünce bizi ürkütür, sonra cümle

Bayan Härdtl kadar umutsuz bir insanla
karşılaştığımız zaman hemen kendimizin hiç de sandığımız kadar mutsuz
olmadığımıza inanırız…

Mendelssohn’u yzacağıma bu notları
yazıyorum…

Odamın perdelerini kapattım diye yazıyor
Rudolf, bir yığın uyku hapı aldım ve ancak yirmi altı saat sonra büyük bir
korkuyla uyandım.

Beton

Türkçeleştiren: Sezer Duru

Yapı Kredi Yayınları

3. Baskı, Haziran 2015