Ana Sayfa Edebiyat Edebi Şahsiyetler Paul Gauguin Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

Paul Gauguin Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

0

GAUGUIN, Paul (1848-1903)

Fransız, ressam. Simgecilik’in (Sembolizm) ve Nabizm’in önde gelen temsilcisi olarak 20.yy başındaki sanat hareketlerini etkilemiştir.

7 Haziran 1848’de Paris’te doğdu, 8 Mayıs 1903’te Dominica Adası’ndaki Hiva Oa’da öldü. 17 yaşındayken deniz ticaret filosuna katıldı, Avrupa ve Güney Amerika’da birçok liman kentini dolaştı. 1871’de annesinin ölümünden sonra çalışmak için bir şirkete girdi. Bu sırada tanıştığı ressam Emile Schuffe-necker’in (1851-1941) özendirmesiyle amatör olarak resim yapmaya ve İzlenimcilerin (Empresyonistler) resimlerini toplamaya başladı. 1876’da resimleri ilk kez sergilendi. 1879’da Pisarro ile dostluk kurarak sanat çevrelerine girdi. İzlenimciler’in 1880, 1881 ve 1882’deki sergilerine katıldı. Kendini tam anlamıyla resme verebilmek için işinden ayrıldı. Bir süre Danimarka’da kaldı, ancak burada yapıtlarını sergileme olanağı bulamadı ve 1885’te Paris’e döndü. 1888’de daha önce de bir kez gittiği Bretanya bölgesinin Pont-Aven köyünde ressam Emile Bemard (1868-1941) ile birlikte çalıştı. Aynı yıl Van Gogh’la tanıştı, ondan Japon baskılarını öğrendi.

Gauguin 1889’da Paris’te ilk kişisel sergisini açtı. Bu sergi, halkın tepkisine neden olmasına karşın, genç sanatçılar arasında büyük bir ilgi yarattı. Sergiden sonra bir grup genç sanatçı ile birlikte önce Pont-Aven’e ardından da aynı yöredeki Le Pouldo adlı bir başka köye yerleştiler. Bu grup sonradan Pont-Aven Okulu olarak adlandırıldı. Ama Gauguin ertesi yıl Paris’e döndü.

1891’de ekonomik güçlükler nedeniyle, yaşantısını zaten fazla yapay ve uygar bulduğu Paris’ten ayrılarak Tahiti’ye gitti, Papeete kentine yerleşti. Ama özlemini çektiği ilkel yaşamı burada da bulamayınca Tahitili yerlilerin arasına katıldı. En güçlü yapıtlarını da bu dönemde verdi. 1893’te yorgun ve parasız olarak Paris’e döndü. Bir süre amcasından kalan mirasla yaşadı. Degas’mn yardımıyla açtığı sergi parasal sıkıntısını gidermeye yetmedi. 1895’te yeniden Tahiti’ye gitti. Önce adanın kuzeyine, 1901’de de daha kuzeydeki Marquesas adalarından biri olan Dominica’ya yerleşti. Yerlilerin haklarını savunmak için yazdığı broşürler nedeniyle adanın Fransız yöneticileriyle sürekli başı derde girdi. Birçok kez tutuklanmasına karşın ölümüne değin burada yaşadı.