Ana Sayfa Kimdir Ömer Hilmi Mart kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

Ömer Hilmi Mart kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

0

Ömer Hilmi Mart kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: İstanbul Eğitim Enstitüsünde “Eğitim Psikolojisi” dersini üç yıl okut­muş olan öğretmen Ömer Hilmi Mart, 1949 yılında “Eğitim Ruhbilimi” adlı kitabının 1. cildini yayımladı. 150 sayfalık bu kitap 6 bölümlü idi. Bu bölümler, alışılmış pedagoji bölümlerindeki başlıklara ben­zemiyordu. Eğitim ruhbiliminin niteliğini, ruhbilim dallarını, bilimsel yöntemi bir “Giriş” olarak açıkladıktan sonra,

1 – Yaradılış ve çevre,

2 – Organizmanın davranışı,

3- Davranışın gelişmesi,

4 – Zekâ,

5 – Kişilik,

6- Bireysel Ayrılıklar konuları işlenmiştir. Aradan dört yıl geçtikten sonra, 1953’te bu kitaba yedinci bölüm olarak “Tepki Mekanizması” bö­lümü eklenmiş ve ikinci ciltle birlikte, Bakanlıkça “Eğitim Psikolojisi” adıyla yeniden yayımlanmıştır. Bu ciltte de şu bölümler yer almıştır:

8 – Heyecanlar,

9 – Öğrenme süreci, Nasıl öğreniriz?,

10 – Öğrenmenin şart­ları: Güdüler, Öğrenme Kanunları, yararları, Öğrenme işlemleri,

11 – Öğ­renmede ilerleme,

12 – Hatırlama ve unutma,

13 – Eğitimde geçiş (Ter­biyede Transferi) konularını kapsıyordu.

Bu başlıkları taşıyan konular, Türkiye’de eğitim kitaplarına, hemen hemen bu kitapla girmiştir. Daha önce, bu başlıklara, bazı kitap ve dergilerde- eksik ve yetersiz de olsa- rastlanmakta idi. Ama bu kitapta, bunlar, bir plan ve sistem içinde açıklanıyordu. Ve bu kitap, öğretmen okulları ve Eğitim Enstitüleri için “Ders Kitabı” olarak kabul edilmişti.

Bu kitap, o zaman, bizim için, “yeni” olan birçok kavramları Türkçeye getirmiştir Örneğin, daha önce, Dr. Halit Fikret Kanad’ın kitabında “öğrenme” ile ilgili olarak şöyle bir tanım veriliyordu: “Öğrenmenin bir dar, bir de geniş manası vardır: Öğrenmenin dar manası, bir şeyi olduğu gibi bellemekle ilgilidir: Kelimeleri, kaideleri, kanun maddelerini ez­berlemek gibi. Öğrenmenin geniş manası ise, okunan bir şeyin ne demek istediğini anlamak ve bunu devamlı bir şekilde bellemektir.”^4) Kısaca, o zamana kadarki pedagoji, öğrenmeyi kısa ve uzun sürekli şekliyle “bel­lemek”, yani bir anlamda” “ezberlemek” şeklinde anlıyordu. Ö. Hilmi Mart ise, bunu, “Eğitim Psikoloji”nde şöyle ifade etmiştir:

“Öğrenme, tecrübe ve öğretim yoluyla, davranışın değişmesidir. Öğrendim demek, duruma uygun, yahut uyum diye nitelenebilen bir dav­ranış biçimine sahip oldum ya da bende mevcut bir tepki biçimini, yeni duruma elverişli bir hale getirdim, yahut kısaca, eski davranışımı de­ğiştirdim, demektir.”

Yine, Ö.Hilmi Mart’ın kitabında “Öğrenme Kanunları” konusu, Prof. E. Thomdike’ın 1913’te çıkan “Eğitim Psikolojisi” kitabına göre:

1 – Alıştırma,

2 – Sonuç ve

3 – Hazır bulunuşluk (müheyya) kanunu ile açıklanmaktadır.

Ö. Hilmi Mart, kitabının “Eğitimde Geçiş” bölümünde, eskiden pe­dagojiye egemen olan “Formal Disiplin Kuramı”na saldırmıştır. Bu ku­rama göre, zihin, kendi kendine hareket eden “bağımsız” birtakım bölme- ferinden ibarettir. Her ne kadar, anlatım, Arapça sözcüklerle olduğu için, anlaşılması güç ve açıklama, gerçeği tam ifade etmiyorsa da; konuya, yeni, değişik ve bilimsel bir bakış açısı getirmiştir. Daha önce, 1927’de İhsan Sungu, Terbiye dergisinin 3. sayısında çıkan “Proje Metodu” baş­lıklı yazısını, Thorndike’ın bu yasalarına dayanarak yazdığı dikkate alı­nırsa, bu konu, o tarihte Türk eğitim literatürüne girmiştir. Fakat, son­radan bunun üzerinde duran olmamıştır.

Ö.Hilmi Mart, kitabının “Eğitimde Geçiş” bölümünde, eskiden pe­dagojiye egemen olan “Formal Disiplin Kuramı”na saldırmıştır. Bu ku­rama göre, zihin, kendi kendine hareket eden “bağımsız” birtakım böl­melerden ibarettir. Her bölüm, alıştırmalarla (egzerizlerle) geliştirilebilir. Bunun için, konu önemli değildir; alıştırmanın yapılması yeterlidir. Bir bölümünde bu biçimde yapılacak etkinlik, zihnin diğer böl­melerini de etkiler. Yani, bu bölümler arasında sonsuz geçiş vardır. Bunun için zor ders ve konular üzerinde yapılacak alıştırmalar, çocuğun diğer alanlardaki başarılarının da artmasına neden olur. Bu nedenle, Arit­metik, Cebir, Geometri, Yununca, Latince ve Almaca gibi derslerin, ço­cuğun zihnini geliştirdiğine inanılırdı.

Ö. Hilmi Mart, Batı Avrupa eğitimcilerinin kitaplarında sa­vundukları bu görüşü, – Amerikan eğitimcilerinden Sandiford’un “Eğitim Psikolojisi” adlı kitabından alıntılar yaparak-eleştirmiştir. Arkasından aynı görüşün bizde de mevcut olduğunu bildirmiş ve Dr. H. Fikret Kanad’ın 1937’de çıkan “Pedagoji” adlı kitabından örnekler vererek, bu görüşleri, bir ders kitabında açıkça eleştirmiştir.

Ö. Hilmi Mart’ın, H. Fikret Kanad’ın kitabından verdiği örneklerden biri şudur:

“Avrupa okullarında asırlardan beri Latince ve Yunancaya ehem­miyet verilmektedir. Bu ölü lisanların Avrupa okullarında kıymet ka­zanmasının sebebini, eski eserlerin orijinallerinden okunması ile izah etmek kâfi değildir. Bunların tedrisinden başlıca maksat, dikkat, mu­hakeme, mukayese, istidlâl, ilh. gibi umumi, ruhî kabiliyetlerin inkişafına yardımı dokunmasındandır.”

Getirdiği yeni görüş ve bu eleştirilerle Ö. Hilmi Mart’ın kitabı, 1950’li yılların başlarında, meslekî kamuoyunda da epeyce ilgi uyan­dırdı. Bunu, diğer Eğitim Psikolojisi kitapları izledi.

Bir yandan da, konu ile ilgili yayınlar çoğalmaya başladı. 194ü’tan sonra, eğitimin psikanalize yönelik sorunları üzerinde de durulmuştur. Halis Özgü, bu alanda ilk yayınları yapmıştır. Daha sonraları da doktora çalışması yaparak, bu alanda değerli eserler yayımlamıştır.

Bunlardan, “Eğitim ve Öğretim Meseleleri” adlı kitabı, eğitim so­runlarını edebî bir uslupla incelemekte, ara sıra özlü söz niteliğinde fi­kirlere yer vermektedir. “İnsan, küçüldüğü oranda büyük görünmek; ta- kattan düşürüldüğü oranda, tanınmak; yere vurulduğu kadar, doğrulmak isteği duyan bir varlıktır”. “Karşılaştıkları fenalıklarda iyilik se­zebilenler, aynı duruma düşmek tehlikesinden kısmen kurtulmuş ki­şilerdir.” O, bu kitapta, “istenmeyen hareketlerin önlenmeleri, ancak sebeplerinin yok edilmeleri ile mümkün olur. Fakat, bu gerçeklik, ne yazık ki, hemen hemen hiç göz önünde bulundurulmuyor.” diyordu.

Bu, eğitim ve öğretim sorunlarının, artık nedenlerine göre in­celenmesi gerektiğinin de başka bir kanıtıdır. Daha önce, her soruna karşı mantıkî bir çözüm aranırken, bu kez, nedenlere göre çözüm aran­maya başlanmıştır. Bu, eğitim bilimleri tarihimizde önemli bir ge­lişmedir ve bilimsel eğitime bir yöneliştir.

Daha sonraları Nahit Tendar’ın Rene Allendy’den çevirdiği “İyi Bi­linmeyen Çocuklar”, Hasip Ahmet Aytuna’nın “Normal Çocuklarda Anormallikler” İbrahim Özgür’ün “Akıl Sağlığımız ve Okullarda Akıl Hijyeni” ve Mitat Enç’in “Ruh Sağlığı Bilgisi” ve Fevzi Selen”in 1949’da Individüal Psikoloji ve Terbiyesi Zor Çocuklar” 1949’da Y. Kâzım Köni’nin H.Zilliger’den çevirdiği “Çetin Çocuklar” adlı kitabı yayımlandı. Bunların hepsi, 1940-1950’lerde eğitim sorunlarını “özel eği­tim” anlayışı ile çözmeye yönelik yayınlar olmuştur.

Kaynak: Öğretmen Yetiştirme Açısından Türkiye’de Eğitim Bilimleri Tarihi Üzerine Bir Araştırma, Cavit BİNBAŞIOĞLU, Milli Eğitim Basımevi, 1995