Manastırlı İsmail Hakkı Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

0
50

Manastırlı İsmail Hakkı (1846-1912) Son devir Osmanlı âlimi.

Manastır’da doğdu. Aslen Konyalı bir aileye mensuptur. Dedesi Abdülvehhâb Zâimî, Vak’a-i Hayriyye esnasında kaçarak Manastır’a gitti ve oraya yerleşti, ailesi Sancakdarzâde diye tanındı. İsmail Hak­kı, ilköğrenimini Manastır’da gördükten sonra İstanbul’a gidip tahsiline devam etti. Mustafa Şevket Efendi’den Arapça okudu. Huzur dersleri hocalarından Tikveşli Yûsuf Ziyâeddin Efendi’den İsiâmî ilimleri tahsil edip icazet aldı; ardından Ayasofya Camii kürsü şeyhliği dahil çeşitli payeler elde etti. Fâtih Camii kürsü mü­derrisliği yaptı. Dolmabahçe Valide Sul­tan, Süleymaniye, Sultan Ahmed ve Aya­sofya camilerinde vaaz verdi. Ayasofya Camii’ndeki vaazlarında büyük bir dinle­yici kitlesi topladı. Öte yandan Eyüp As­kerî Rüşdiyesi’nde Arapça, Mekteb-i Hukuk’ta fıkıh, Mühendishâne-i Berrî-i Hü­mâyun İle Askerî Tıbbiye’de akaid mual­limliği, Mekteb-i Mülkiyye’de tefsir, hadis ve kelâm müderrisliği görevlerinde bu­lundu. 1899’da İstanbul Dârülfünûnu’n-da usûl-ı fıkıh ve tefsir müderrisliği yap­tı. Yirmi dört yıl süren müderrislik göre­vinde gösterdiği başarıdan dolayı dördüncü rütbeden Osmanlı nişanı ile taltif edil­di. 16 Aralık 1908’de Medis-i A’yân üyeli­ğine seçildi ve bu görevi yürütürken Sul­tan Reşad’la birlikte Rumeli seyahatine çıktı, s Aralık 1912’de Anadoluhisarı’nda-ki evinde vefat etti, cenazesi Fâtih Camii hazîresine defnedildi. Arapça, Farsça ve Bulgarca bilen İsmail Hakkı zengin bir kültüre sahip olup belli bir ilmî seviyeye ulaşmıştı, ölümü üzerine Sebîlürreşâd, Tercümân-ı Hakikat, Tasvîr-i Efkâr, Teşrih, İkdam gibi dergi ve gazetelerde hakkında yazılar yazılmıştır. Oğlu Asım Arar, Mustafa Kemal Atatürk’ün özel doktorluğunu yapmış, torunu İsmail Hak­kı Arar da Devlet, Adalet ve Millî Eğitim bakanlıkları görevlerinde bulunmuştur.

Batılılaşma sürecinin hızlandığı bir dö­nemde yaşayan İsmail Hakkı. İslâm diniy­le ilgili olarak Batılı yazarlarca ileri sürü­len itirazları cevaplandırmaya çalışmış, bu arada nikâh, talâk, tesettür konularını, ayrıca kısas ve had cezaları gibi amelî hü­kümleri savunmuştur. Kelâm konularını genellikle klasik çerçevede ele almış ve Mâtürîdiyye’ye bağlı olduğunu açıklamış­tır. Eserleri İsmail Hakkı İzmirli ve Ömer Nasuhi Bilmen gibi âlimlere kısmen ör­nek teşkil etmiştir.