Kimdir

İbnu Ebi Hatim kimdir? hayatı ve eserleri

İbnu Ebi Hatim kimdir? hayatı ve eserleri: İbnu Ebî Hatîm diye meşhur olan zat Ebu Muhammed Abdurrahmân İbnu’l-Hâfız el-Kebîr Ebî Hatîm Muhammed İbni’l-İdrîs İbn’l-Münzir et-Temîmî el-Hanzali er-Râzî’dir. 240-327 yılları arasında yaşamıştır. Horasan dışında pek çok yerlere seyahatler ederek devrinin âlimlerini dinlemiştir. Ebu Ya’la el-Halîli, babası Ebu Hâtim ile Ebu Zür’a’nın ilmini aldığını belirtir. Her çeşit ilimlerde ve bilhassa ricâl ilminde bir derya olduğu belirtilir. Fıkıh, Sahâbe ve Tâbiîn’in ihtilafları üzerine eserler te’lif etmiştir. Tefsirle ilgili te’lifi birçok cilt tutmaktadır. Ayrıca Cehmiye’ye redle ilgili eseri de hacimlidir.

Abdurrahmân’ın dindarlığı da zikre şayan derecede fazladır. Kendisi Ebdâl’lerden sayılacak derecede zâhiddir. Dindarlığı karşısında hayrete düşen babası: “Abdurrâhmân’ın ibâdetine kim yetişebilir? Onun bir kerecik günaha düştüğünü hatırlamıyorum.” demiştir. Ebu’l-Hasen Ali İbnu İbrahim er-Râzî de onun hakkında: “Merhum’u Allah öyle bir behâ (mânevî güzellik) ve öyle bir nûrla kuşatmıştı ki kendisine bakan sürurla dolardı” der.

Kendisinden şu hatırası anlatılır: “Bir kısım arkadaşlarla Mısır’da bulunuyorduk. Aradan yedi ay geçti, bu esnada bir kere olsun sıcak çorba içmedik. Gündüzleri şeyhleri dolaşıyor, geceleri de müsveddelerimizi istinsah ediyor ve mukabelede bulunuyorduk. Birgün arkadaşımın biriyle bir şeyhe uğramıştık ki, oradakiler (zafiyetim ve rengimin uçukluğuna bakarak): “Bu hasta!” dediler. Derken o gün çarşıda satıcılarda bir balık gördüm, hoşuma gitti, biz de satın aldık. Eve vardığımızda bazı şeyhlerin ders saati gelmişti. Balığı bırakıp oraya gittik. Böylece üç gün balığı pişirme fırsatı bulamadık. Kokmaya yüz tutmuştu, “bedenin rahatıyla ilim elde edilemez” diyerek çiğ çiğ yedik”.

Ebul-Velîd el-Bâci, İbnu Ebî Hâtim’in sikâ ve hâfız olduğunu söylemiştir.

Zehebî’nin kaydına göre, meşhur te’lîfi el-Cerh ve’t-Ta’dil’den tahdîste bulunduğu bir sırada kendisine, Yahya İbnu Maîn: “Biz öyle kimseleri ta’nederiz ki, onlar göçlerini cennete indirmişlerdir…” dediği hatırlatılınca, ağlar ve elleri öylesine titremeye başlar ki kitabı elinden düşer.”

Kaynak: Hadis Tarihi, Abdulvahid Metin

İbn Ebî Hatim Ve Tefsiri

Abdurrahmân b. Ebî Hatim b. İdrîs et-Temîmî el-Hanzelî er-Râzî, Ebû Muhammed, Hicretin 240/854 senesinde Rey şehrinde doğmuştur. Âlim bir zât olan Ebû Hatim, Muhammed b. Idris, oğluna iyi bir ilmî terbiye vermiş ve ilim almak için yaptığı seyahatlerde, oğlunu da yanında götürmüştür. Müellifimiz bu hususu şöyle ifade etmektedir: “Babam el-Fadl b. Şazân’dan Kur’ân okuyuncaya kadar, hadis talebi için bana müsaade vermedi.” el-Fadl b. Şâzân kıraat âlimlerinden biridir. Kur’ân kıraatini öğrendikten sonra, ilim tahsiline imamlar ülkesi olan Rey’de başladı. Hicaz, Şâm, Mısır, Irak ve Cezire’yi dolaştı. Babası Ebû Hatim er-Râzî ve Ebû Zur’a’dan hadis ilmini aldı. 255/869 senesinde babasıyla birlikte haccettiğini görürüz. Kendisi bu hususu şöyle anlatır: “Daha henüz bulûğa ermemiştim. 255 senesinde babamla birlikte seyahat ettim. Zu’!-Huleyfe’ye geldiğimde orada ihtilam oldum. Babam bu olaya çok sevindi.” Ebû’l-Hasan Ali b. İbrahim er-Râzî el-Hatîb, İbn Ebî Hatim için “O babasıyla haccettiği gibi, Muhammed b. Hammâd et-Tahrânî ile de 260/874 senesinde haccetti”, demektedir. İbn Ebî Hatim 262/876 senesinde yalnız başına Şâm ve Mısır’a, 264/878 senesinde de İsbahân’a seyahat etti. Onun ilmî çalışmalardaki gayretini gösteren şu sözüne de kulak verelim: “Mısırda yedi ay kadar kaldık, gündüzleri şeyhleri dolaşmak geceleri ise istinsah ve mukabele etmekten sıcak bir çorba içmeye vakit bulamıyorduk.” Hatta hoşuna giden bir balığı almış, fakat onu tam pişirmeye fırsat bulamayarak çiğ iken yemek mecburiyetinde kalmıştır. İbn Ebi Hatim, ilim tahsili için çektiği zahmetleri anlatırken, cesetin rahatlığıyla, ilme sahip olunamaz demiştir.

Eski şeyhlerden pek çoğu, İbn Ebi Hatime hocalık etmiştir. İlk başta babası Ebû Hatim ile Ebû Zur’a gelir. Ebû Sa’id el-Eşec, A!i b. el-Münzîr et-Tarîkî, el-Hasan b. Arefe, Ahmed b. Sinan el-Kettân, Yunus b. Abdi’l-A’la, Muhammed b. İsmail el-Ahmesî, Haccâc b. eş-Şâir, Muhammed b. Hassan el-Ezrak, Muhammed b. Abdilmelik b. Zencûye, Muhammed b. Müslim b. Vâre, Ali b. el-Huseyn b. el-Cüneyd, sahih sahibi, Müslîm b. Haccâc, Ahmed b. Hanbelin iki oğlu Abdullah ve Sâlihten ilim almıştır.

Âlim, fâzıl, hafız ve imâm olan İbn Ebi Ebi Hâtim’den de, el-Hasan b. Ali Huseynek et-Temîmî, Yusuf el-Meyânicî, Ebû Şeyh Abdullah b. Muhammed b. Hayyân el-İsbahânî, Ali b. Müdrek, Ebû Ahmed el-Hâkim, Ahmed b. Muhammed ei-Basîr, Abdullah b. Muhammed b. Esed, Hamd, b. Abdillah el-lsbahânî, İbrahim b. Muhammed en-Nasrâbâzî, Muhammed b. Yezdâz’ın iki oğlu İbrahim ile Ahmed, Ali b. Muhammed el-Kassâr, Ebû Hatim İbn Hibbân el-Bustî gibi şahsiyetler ilim almışlardır.

Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, usûl ve şahısların durumunu bilme gibi, İslâmî, ilimlerde mütebahhir ve ilim dağarcığı olan İbn Ebî hâtimi, herkes öğmüş, onun hakkında kötü bir söz söyleyen hemen hemen çıkmamıştır. Ali b. Ahmed el-Faradî, Abdurrahman’ın cehaletinden bahseden hiç kimseyi görmediğini söyler. Babası Abdurrahman’ın ibadetine taacüb eder, onun ibadetinden daha kavi kimin ibadeti olabilir der ve ondan bir günahın sadır olmadığını söylerdi. Ebû Yala el-Halilî “O, ilmi babasından ve Ebû Zur’adan aldı. Kendisi ilimlerde, rical ilminde mütebahhir idi, fıkıhta, sahabe, tâbiûn ve ûlemâ-ı emsârın ihtilaflarına dâir eserler tasnif etti. Kendisi zâhid bir kimse idi ve Ebdallardan addolunurdu” demektedir. Mesleme b. Kasım el-Endülûsî

“O, sika ve kadri yüce Horasan imamlarından biri idi.” Ebu’l-Velid el-Bâcî de

“İbn Ebi Hatim sika ve hafız idi” demektedir. İbnu’s-Sem’ânî de, el-Ensâb adlı eserinde “İbn Ebi Hâtimin büyük imamlardan olduğunu birçok musannafatı bulunduğunu, Buhâri ve Müslim’in şeyhleri olan bir cemaatten işittiğini” kaydeder. Aleyhinde kötü bir vasıf söylenmemiş ise de, Ebu’l-Fadl es-Süleymânî, Ali’yi Osman’a tafdil edenler arasında, el-Ameş, Nu’ınân b. Sabit, Şu’be b. el-Haccâc, Abdurrazzak, Ubeydullah b. Musa’yı zikrederken Abdurrahmân b. Ebi Hâtim’i de zikretmiştir.

İbn Ebi Hatim 327/938 senesi Muharreminde Rey’de vefat etmiştir. İslâmî ilimlerin her sahasında mütebahhir olan müellifimiz İbn Ebi Hatim, çeşitli ilimlerde pek çok eser vermiştir. Haydarâbat’ta basılan Kitâbu’i-Cerh ve’t-Ta’dili onun hıfzdaki yüksek derecesine, er-Reddu ate’l-Cehmiyye adlı eseri onun imamlığına delalet eder. Hele Mısır’da iki cild halinde tab edilen İlelu’l-Hadis sahasında yazılan nâdir eserlerden bindir. Bunlardan başka onun, el-Müsned, e!-Fevâidu’l-Kebir, Fevâidu’r-Râziyyîn, ez-Zühd, Sevâbu’l-A’ınâl, el-Merâsil, el-Künâ,    Takdime, Menâkibu’ş-Şâfi’î, Menâkibu Ahmed  ve  Halili’den nakledildiğine göre, fıkıhta İhtilafu’s-Sahabe ve’t-Tâbiin ve Ulemâi’l-Emsâr adlı eseri de mevcuttur.

 

Tefsiri

 

Müellifimizin yukarıda zikrettiğimiz eserlerinden başka asıl üzerinde duracağımız bir Kur’ân-ı Kerîm tefsiri vardır. Dört cild veya daha fazla olduğu söylenir. es-Suyûtî, bu tefsirden telhis edip, onu tefsirinde zikrettiğini söyler. Bütün kaynaklar onun bir tefsin olduğunda ittifak etmektedirler. Ekseri kaynaklarda dört cild olarak gösterilen bu tefsirin, yine yazma eserler kataloglarına göre tam olarak elimizde bulunmamaktadır. Brockelmann, bu tefsirin Kairo. I. 139 da mevcut olduğunu söylüyorsa da, bunun tam olup olmadığı hususunda bir bilgiye sahip değiliz. Samdaki Zâhiriyye kütüphanesinde 7312 Noda Bakara Sûresini kapsayan bir cüz’üne rastlanmaktadır. İstanbul’da Ayasofya Kütüphanesinde 175 Noda, bu tefsirin bir cüz’ü mevcuttur. Âli-İmran Süresiyle başlayıp, Nisa Süresiyle nihayet bulur.

İbn Ebi Hatim’in bu tefsiri tetkik edilirse, müellifimizin kendinden evvel yaşamış olan Ali b. Ebi Talha, Süddi, Abdurrazzak b. Hemmâm, Muhammed b. İshâk, Süfyân es-Sevrî ve Süfyân b. Uyeyne, Mukâtil b. Hayyân gibi şahsiyetlerin tefsirinden faydalandığı görülür. Baş tarafta, İbn Ebî Hâtim’in hayatından bahsederken ilim aldığı zevatı saymıştık. Bu şeyhlerin sayısı daha da çoktur. Elimizdeki nüshadan tespit ettiğimiz şeyhlerini şöylece sıralayabiliriz: Babası, Haccac b. Hamza, el-Hasan b. Muhammed, İslâm b. Ruvâd, Ebû Said el-Eşec, Ebû Zur’a, el-Hasan b. Ahmed, Muhammed b. Avf el-Humusî, Yunus b. Abdi’l-Alâ, Muhammed b. Yahya, Muhammed b.el-Abbas, Ebû Bekr b. Ebî Musa, Ahmed b. Mansûr, el-Hasan b. Rebi, Musa b. Harun et-Tûsî, Ali b. el-Mubârek, el-Hasan b. Arefe, Muhammed b. İsmail el-Ahmesî, Zeyd b. İsmail, Ahmed b. Osman, Muhammed b. Fadl b. Musa, Muhammed b. Gâlib, Muhammed b. Sa’d el-Avfî, Ubeydullah b.İsmail el-Bağdâdî, Muhammed b.

Abdillah b. Yezid el-Mukrî, Abbas ed-Devrî, Harun b. İshâk, Ali b. el-Huseyn, Ahmed b. Sinan, Useyd b. Âsim.

Ayasofya Kütüphanesindeki nüshanın kenarında, İbnu’l-Munzir ve Abdullah b. Humeyd tefsirinden alınmış rivayetler mevcuttur. Tamamen bir rivayet tefsiri özelliklerini göstermektedir. Burada, İbn Ebi Hatim kendi şahsi fikirlerini ortaya koymaktadır. Âyetlerin tefsiri hususunda daha evvel malûmat verilmişse, bilgi verildiğine dâir atıfların yer aldığı görülmektedir.

Tefsirde, bir âyetteki kelimenin veya terkibin anlamı izah edilirken o kelime veya terkip hakkında ileri sürülen fikirler çeşitli yönlerden tasnif edilmekte ve bunlara   âit   rivayetler   ayrı   ayrı   zikredilmektedir.   Meselâ,   kelimesi hakkında 11 vecih sayılmaktadır. Âyetler sıra ile tefsir edilmektedir. Bu tefsirde nakd, tercih, rey, kıraat ve şiirle istişhad gibi hususlara rastlanmamaktadır. Ekseriya âyetlerde geçen kelimelerin manâları hakkında çeşitli görüşler serdedilmekte, Arap dilinin filolojik inceliklerine bazen tesadüf edilmektedir. İbn Ebi Hatim, Hz. Peygamber, sahabe, tâbiûn ve daha son­rakilerin naklettiği sözleri bizlere kadar ulaştırmaktadır. Bu sözler bir peşin fikre sahip olmaksızın ve te’vilsiz olarak nakledildiğinden orjinallik kazanmaktadır. Müellifimiz, ekseriya âyetin lügavi yönden anlaşılmasına yardımcı olacak bir yol takip etmiş, lügat, nesh, sebebi nüzul ve hatta fırkalar bölümü altında örnekler vermiştir. Bu örnekler gerek müellifin ve gerekse yaşadığı cemiyetin saf ve temiz anlayışını aksettirmesi bakımından itimad telkin etmektedir. Eserinde re’y tefsirine delâlet edecek bir hususa rastlanmakla beraber, tefsir, merfu, mevkuf ve maktu haberlerle doludur. Nakledilen haberler bazen tam bir isnadla Hz. Peygamber’e kadar ulaşır:

Bazısı da sahabe’ye kadar ulaşır:

Bazıları da tâbiûn veya daha sonrakilerde son bulur:

Âli imrân Sûresi’nin baş tarafında el-Hurufu’l-Mukatta’a hakkında bilgi verirken zamanındaki çeşitli görüşleri aynen nakleder. Faydalı olduğu mülaha­zasıyla biz de aynen nakletmeyi uygun gördük:

Muhkem ve müteşabih hakkındaki görüşleri ise şu şekilde nakleder:

Bir de lügat yönünden yaptığı tefsire  örnekler verelim:

Bazen kelimenin aslının yabancı dillerden gelmiş olduğuna işaret eder:

Nesh hususunda ait örneklere de sık sık rastlanır:

Bazısı da sahabe’ye kadar ulaşır:

Bir de sebebi nüzule âit örnek verelim:

Elimizdeki bu cüzde nadir de olsa, müellifimizin hadis ilmindeki tutumunu gösteren bazı bilgilere rastlanmaktadır. Meselâ bazı haberlerin münker olduğunu bildirir:

Tanıtmaya çalıştığımız, İbn Ebî Hâtim’in bu tefsiri, örneklerde de görüldüğü üzere, tamamen şeyhlerinin rivayetlerini nakletmeye dayanmaktadır. Eser, ilk devirdeki ve müellifin asrındaki Kur’ân tefsiri anlayışını sâde bir şekilde nakletmiş olması bakımından ehemmiyeti hâizdir. Kısaca ifâde etmek gerekirse, İbn Ebî Hâtim’in bu tefsiri, kendisinden evvelki görüşleri toplayan bir ansiklopedi mahiyetindedir. Bugün müstakil olarak elimizde bulunmayan eski tefsirlerin muhafaza edildiği bir hazine olması bakımından bu tefsir, tefsir ve tefsir tarihi ile meşgul olacaklar için, müracaat edecekleri en mühim kaynaklardan olacaktır.

Kaynak: Tefsir Tarihi, İsmail Cerrahoğlu, Fecr Yayınevi