Ana Sayfa Tarih Tarihi Eserler Edirne Türk ve İslam Eserleri Mü­zesi Eserleri, Hakkında Bilgi

Edirne Türk ve İslam Eserleri Mü­zesi Eserleri, Hakkında Bilgi

0

Edirne Türk ve İslâm Eserleri Mü­zesi

Edirne’de ilk müze, Atatürk’ün emriy­le 1925yılında Selimiye Külliyesinin Dârülkurrâ Medresesi’nde açılmıştır. Daha sonra bu binanın ihtiyacı karşılayamaz hale gelmesi üzerine etnografik eşya ay­nı külliyenin Dârüttedris Medresesi’ne nakledilerek burası 25 Kasım 1936 gü­nü Etnografya Müzesi adıyla faaliyete geçirilmiş, 1949’da da Dârülkurrâ’daki eski müze kapatılmıştır. Etnografya Müzesi’nin de zamanla sayıları artan eser­lere dar gelmesi üzerine arkeoloji ve et­nografya seksiyonları 1971 yılında inşa edilen yeni müze binasına taşınmış ve medrese yalnız İslâmî eserlere göre tan­zim edilerek Türk ve İslâm Eserleri Mü­zesi adıyla hizmete sokulmuştur.

Eserler, kare planlı bir orta avlunun etrafındaki galeri üzerine dizilmiş on do­kuz odanın on dördünde sergilenmekte­dir (diğerleri depo ve bürodur). Galeri bo­yunca eski yapılardan getirilmiş kitabe­ler, ahşap tavan göbekleri ve Edirne Sarayı’na ait tuğralı mermer levhalar, or­ta avluda da Osmanlı hat sanatının en güzel örneklerinden olan bir kısmı yeni­çerilere ait XVIII ve XIX. yüzyıl mezar taş­ları yer almaktadır. İçlerinde sadece bi­rer niş bulunan odalardan farklı biçim­de mihraplı, ocaklı ve yüksek kubbeli bir mekân olan büyük salonda (dershane) Edirne’deki kapatılan tekkelerden top­lanan. XVI-XIX. yüzyılların ünlü hattat­ları tarafından yazılmış levhalar. Kur’ân-ı Kerîm’ler ve çeşitli tarikatlara ait dinî eşya sergilenmektedir. II. Beyazıt Külli-yesi’nden gelen geçme tekniğiyle yapıl­mış oyma ve kakmalarla süslenmiş iki kapı kanadı salonun en görkemli eseri­dir. Bir odada kavukluk, sandık ve sini altlığı gibi edirnekâri ahşap eşya, bir başka odada maden ve ahşap mutfak eşyası, bir diğerinde de sedef kakmalı koltuk kanepe takımı ve kristal aynası ile eski bir Edirne evinin misafir odası sergilenmektedir. Edirne Sarayı kazıla­rından çıkan çini panolar ve tabaklar yi­ne ayrı bir odada teşhir edilmektedir. Şehrin kara günlerini aksettiren Balkan Harbi odasında kanlı sancakla muhasa­ra sırasında halkın yediği süpürge otu tohumundan yapılmış ekmek ibret ve­rici bir tablo oluşturur. Silâh odasında XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar kıymet­li ustaların elinden çıkmış altın yaldız süslemeli yay, arbalet (kundaklı yay), kol­çak ve miğferler, ayrıca mankenlerle can­landırılan yeniçeriler tanıtılmaktadır.

Türk kadınının ince duygularını ak­settiren nadide iğne oyası ve diğer işle­melerle Anadolu ve Trakya’dan derlen­miş yün çoraplar da ilgi toplayan eser­ler arasındadır. Müzenin dikkat çekici köşelerinden biri de Kırkpınar güreşle­rinde başpehlivanlık kazanmış ve dünya şampiyonu olmuş Koca Yusuf, Adalı Ha­lil ve diğer pehlivanlara ait fotoğrafla­rın sergilendiği odadır. Burada manken­lerle bir Kırkpınar ağası ve bir güreşçi tanıtılmaktadır.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi