Ana Sayfa Sosyoloji Abdulkadir Geylani – Fütuhu’l Gayb

Abdulkadir Geylani – Fütuhu’l Gayb

0

Abdulkadir Geylani – Fütuhu’l Gayb

Gizliden Sesler

01: VAZİFE

Allah-ü Teâlâ’ya ve Hz. Muhammed (SAV)’a iman eden şu üç
şeyi yapmakla vazifelidir:

1- Allah’ın emirlerini tutmak…

2- Yasak ettiği şeyleri yapmamak…

3- Kimsenin elindekine göz dikmemek, doğru çalışmak, haline
razı olmak…

02: HAYRI TAVSİYE

Allah’ı tevhit edin; hiçbir zaman şirk koşmayın!

Doğruluk karşısında şüpheye düşmeyin; tasdik edin.

03: İPTİLA

İnsan, başına bir iş gelirse, önce, kendi kendine kurtulmaya
çalışır. Muvaffak olamayınca etraftan yardım istemeğe koyulur. Bununla da kurtulamayacağını
anlayınca, Allah’a döner.

Saf, temiz bir halde beklemeğe başlar.

Her şeyde Allah’ın kudretini, kuvvetini sezer.

Her şeyin Hak’tan geldiğini mana gözü ile görür.

Bu halle güzelleşir, bununla hoş olur. Sakinleşir…

04: MANEVİ ÖLÜM

Halkın malına göz dikmezsen kötü isteklerin ölmeğe başlar.

Bundan bulacağın zenginlik tükenmez.

05: DÜNYA VE HALİ

Dünya tuzağı, düşkünlerine verilmiştir.

Onda sadakat, onda vefa diye bir şey yoktur.

Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan! Kalpten sevme; Nasibin ne
ise gelir üzülme…

06: HALKI BIRAKMAK

Halkı bırakmak; onların elinde hiçbir iyilik veya kötülük
olmadığına ve olamayacağına inanmakla olur. Bütün kuvveti Allah’tan görüp,
halkın elinde mevcut olan bir şey görmeden Allah’ın kudretini tasdik etmekle
mümkün olur.

Bu halinde kendini hor görüp, özünden nefret etme. Hak’ka
teslim ol; O’nun emirlerine göre hareket et. Şunu iyi bil ki, her şeyi evvel
ahir yapan Allah’tır…

Bu halinle seni kudret eli çevirir, ezel dili seni çağırır.
Hak sana bilgiler öğretir.

Ezeli ilimlerden sana nasip gelir. Gönlün
açık olur.              

İşte böylece, Hak için gönlü kırıklar
zümresine dâhil olursun. Bunlara, “Münkesiret’ül – Kulub” tabiri kullanılır.

Bütün kötü arzun, hevesin kırılmadıkça, Hak, seninle olmaz.

07: KALBİN HASTALIĞI

Nefsini bırak! Ve ondan uzaklaş!

Şirk, yalnız putlara tapmak değildir. Kendi şahsi arzu ve
isteklerinde tesir görerek, uyman da bir nevi şirk ve putperestliktir. Dünya ve
onun metaından, ahiret ve onun nimetlerinden herhangi birine gönül kaptırarak,
seni Yaratanın (CC) sevgisini değil, bunlardan her hangi birinin sevgisini
üstün tutarsan, şirk etmiş olursun…

İnsana en çok yakışan şey, istiğfar ve tövbe etmektir.

08: ALLAH’A YAKINLIK

Manevi bir hal içinde bulunduğun zaman başkasını isteme.

Padişahın kapısına geldiğinde hemen içeri girmeği isteme
Zorla içeri alınıncaya kadar bekle. Kendi isteğinle değil zorla içeri
alınmalısın. Tekrar, takrar istemelisin.

Bütün hayır haddi bilmekte ve ona razı olmaktadır.

…baktığın ve arzu ettiğin şey üç kısma ayrılır. Birincisi,
senin nasibin olmasıdır.

İkincisi başkasının nasibi olma ihtimali. Üçüncüsü, ne senin
ne de başkasınındır.

Eğer o, sana nasip olmuşsa ihtirasa düşüp ardından koşsan da
gelir koşmasan da.

Eğer o şey, başkasının nasibi ise, çırpınman niçin? Çünkü o
şey sana hiçbir zaman gelmez.

09: KEŞİF VE MÜŞAHEDE

Ef’al-i İlahi’nin tecellisi iki kısma ayrılmıştır: Cemal,
Celal sıfatlarının tecellisidir.

“Ey Bilal, bizi biraz dinlendir. Ezan oku da namaza
kalkalım…”

10: NEFİS VE HALLERİ

(Bayezid-i Bestami)

“Yarabbi, sana nasıl gelinir?”

Şu cevabı alır;

Nefsini bırak da gel…

11: ŞEHVETİN BEYANI

“Sabredenlerin mükâfatı bol verilecektir.”

12: DÜNYALIĞI SEVMEK

Allah-ü Teâlâ sana mal verir; sen de Allah’ı unutur malla
uğraşırsın, o malı sana kara bir perde yapar. Dünyayı, ahireti göremez olursun.

13: ALLAH’IN EMRİNE
TESLİM OLMAK

Eğer nimet gelirse şükretmeğe başla! Bela da gelirse
sabretmeğe çalış.

Hele onu her yerde anlatmaktan sakın.

Eğer sen, Allah’ın emrinde olursan, bütün canlılar da senin
emrinde olur. Ve eğer

Allah’ı’ yasak ettiği şeylerden kaçarsan bütün kötülükler de
senden kaçar.

14: VELİLERE UYMAK

Sen nefsine, kötü arzularına taptıkça, velilerin derecesine
çıkmayı isteme.

15: KORKU VE ÜMİD

Halkı bırakıp hak yolu tuttuğunuz zaman halktan dilinizle
bir şey istemeyin.

Buna muvaffak olursanız, kalbinizle de bir şey istemeyin.
Çünkü kalple istemek, dille istemek gibidir.

16: TEVEKKÜL VE
DERECELERİ

Senin için gönderdiği bir rızkı, mutlaka sen alacaksın,
başkası el süremez… Çünkü rızkın, senden başkasına nasip değildir.

O manevi, büyük ilmin sırlarını muhafaza edebilecek hale
gelirsen, sana rızık ne zaman ve ne vakit gelecekse bilirsin.

Yolumuzda gerçekten çalışanlara yollarımızı açarız.

17: ALLAH’A VASIL
OLMANIN YOLU

Hakk’a (CC) vasıl olduğun zaman manen ve maddeten tekâmülünü
tamama erdirmiş sayılırsın.

Mümin Allah’ına (CC) kavuşmadıkça rahata eremez.

18: HAKKI ŞİKÂYET
ETMEMEK

İhsan edildiğin hiçbir hayrı kimseye söyleme.

…sana düşen vazife, bela olursa sabır göstermektir, hayra da
şükretmek.

Kalben hiçbir mahlûka gönül verme.

Bulunduğun hali kimseye anlatma.

19: AHDİ YERİNE
GETİRMEK, SÖZDEN DÖNMEMEK

…bir kimseye her hangi bir şeyi vaat edersen sakın dönme; ta
ki; imanın yokluğa gömülmesin ve yakîn halin elinden gitmesin.

İmanın kalbinde kuvvetlendiği, yakîn halin de hakikate
erdiği zaman, sana manen şu hitap gelir:

– “Sen bugün bizim devletimizde kararlı ve eminsin.”

20: “SANA ŞÜPHE
VERENİ BIRAK”

Mümkün olduğu kadar şüpheli şeylerden kaç.

Halkın sahip olduğu malı bırak, onlardan bir şey bekleme.

21: ŞEYTANLA BİR KONUŞMA

Benim elimde ne var?

22: İMAN SAHİBİNİ
TECRÜBE

Allah (CC), kulunu imanı nispetinde dener. Bu böyledir. İman
yükseldikçe deneme nispeti o derece artar.

Hakk’a (CC) koşarlar. Seven, sevdiğinden başka bir şey
istemez. Bela bunların kalbinde bekçidir. Nefislerinin de bağıdır. Onları asıl
matlup olan, Hakk’tan (CC) başkasına meyletmekten korur.

Eğer kalp, nefsin isteğine uymaz, dini bir emir almadan
hareket etmezse -bu emir Velilere ilham, Peygamberlere de (AS) vahiy yolu ile
diğerlerine işaretle gelir- Hakk (CC) Teâlâ (CC) mükâfat olarak kalbe ihsanlar
yapar.

23: ALLAH’IN VERDİĞİNE
RAZI OLMAK

Azla yetin

Sabır, insanın kıymetini arttırır.

Hakk Teâlâ (CC) şöyle buyurdu:

– “Biz, zalimleri birbirine düşürürüz.”

Hiçbir zalimin kötülüğü yanına kalmaz.

24: ALLAH’IN RAHMET
KAPISINA TEŞVİK

Hevaya koşma, yaptığın işlere karşılık bekleme.

Şunu iyi bil ki; kul ve elindeki bütün mal mülk
efendisinindir, hiçbirine karşı hak iddiasında bulunamazsın.

25: İMAN AĞACI

Ey dünyalıktan mahrum kimse,

Allah (CC) tarafından sana sabır, rıza, muvafakat verilmişti
ki, bunlar en büyük nimetlerdir.

Hiçbir nefis, kendileri için öteki âlemde hazırlananların
neler olduğunu bilmez.

Allah’ın (CC) emirlerine uydukları ve bu yolda devam ettikleri
için bunlar kötülükleri bırakırlar, Allah’a (CC) teslim olur ve her işlerini ona
ısmarlarlar. İşte o büyük mükâfata bu sebepten ererler.

26: EDEP PERDESİNİ
AÇMAMAK

Daima, Hakk’ı (CC) gözet ki; kalbinde yalnız Allah (CC)
sevgisi yaşasın.

Zaman olur, benliğin tamamen ölür. Bir hayali varlık gibi
gezersin. Allah-ü Teâlâ

(CC) bütün kuvveti ile seni muhafaza eder.

27: HAYIR VE ŞER, İKİ
MEYVEDİR

Hayrı ve şerri iki cins meyve gör. Bunların kökü, bittiği
yer aynı… Aynı ağacın iki ayrı dalında yetişirler.

Şunu iyi bil ki bütün bu kötülükler, o acı meyveden doğar.

Belki bir an için sana lezzet verir. Şehevi arzularını
tahrik eder, hoşlanırsın. Fakat yapacağı felaketi takdir edemezsin,

Bu kalp tek şey için yaratılmıştır,

Bir kalpte iki sevgi yaşayamaz.

İşte bu sebeptendir ki; İlâhi sevginin girdiği yerde
başkalarının işi kalmaz.

Başkasının sözü geçtiği yerde ise ilâhi feyz olmaz.
Kalbinden kötülükleri at; göreceksin ki, ilâhi feyz her yanını sarmış…

28: MÜRİDİN HALİNİ BEYAN

…sevgi, muhabbet içinde kalmayı arzu ediyor musun?

Bunları yalnız dil ile arzu ediyorsun… Şayet tam manası ile
istemiş olsaydın; sende adi şeylere karşı meyil kalmayacaktı.

Bu işler acele ile olmaz… Bekle… Olduğun yerde kal ve
kendini biraz hesaba çek…

Allah (CC) sevgisi içinde olmayan bir işle zerre kadar ilgin
olsa, bu yolun önü sana açılmaz…

29: ZAMAN OLUR Kİ,
FAKİRLİK KÜFRE YAKLAŞIR

Bir kimse Allah’ın (CC) emirlerine bağlı olur ve O’ndan (CC)
korkarsa, ona güç yollar kolay olur. Bilmediği yerden rızık kapıları açılır.
Kendisine tam tevekkül edene Allah (CC) yeter.

Fakirlik zaman olur ki küfre yaklaşır.

Kıyamet gününde en nasibsiz olan, dünyada fakir, ahirette
cehennem azabına düçar olandır.

30: YASAK OLAN ŞEY

İnsana: “Hangi işi yapayım, işin hilesi nedir?” gibi bir söz
yasak edilmiştir.

“Yapacağım işin sonu ne olacak?” diye söylüyorsun… Sana
verilecek cevap:

“Yerinde dur, haline şükret!”

Vücutta baş nasılsa iman bölümleri arasında sabır da
öyledir.

31: ALLAH İÇİN BUĞZ

Bir kimseye buğzettiğin zaman, onun işlerini kitaba arz et.
İman ölçülerine vur.

Sünnet-i Nebiye sun.

Ayrıca bir insanı sevmek için, yine şeriata arzet, eğer
sevmeye layık bir insansa sev… Aksi halde kaç. Ta ki, şeytan karışmasın…

Şunu iyi bil ki, Allah (CC), yalnız nefse muhalefeti
emreder. Dolayısıyla nefsine muhalif ol, hevesini hak ölçülere vur.

Hevaya uyma, sonra hak yolundan saparsın.

32: HAK SEVGİSİNE
BAŞKASINI KATMAMAK

“Bir kul, Allah (CC) tarafından sevilince, iptilaya uğrar;
buna sabrederse iktina gelir başına.”

– “İktina nedir?”

Diyen bir Sahabî’ye:

– “Çoluğunu çocuğunu, malını, mülkünü alır.”

Buyurdu. Çünkü mal ve evlat, Allah (CC) sevgisine perdedir.
Hakk’ın (CC) sevgisi bölünmez. İki sevginin arasına giren yanar.

33: İNSANLARI DÖRT
BÖLÜMDE ANLATMAK

Birincisi: Kalpsiz ve dilsizdir. Asi ve hissizdir. Allah
(CC) buna hayır vermemiştir.

İkincisi: Dili vardır, kalbi yoktur. Herkese hikmetten
konuşur ama kendisi amel etmez. İnsanları doğru yola çağırır, kendisi kaçar.

Üçüncüsü: Kalp sahibidir, ama dili yoktur. Hâlbuki o Allah’a
(CC) tam inanmıştır. Allah (CC) da onu halkından gizlemiştir. Onun üzerine
manevi bir örtü çekmiştir. Gözünü halktan kapatmıştır. Bu insan yalnız kendi
ayıbını görür ve onu gidermeye çalışır. Kalbi tevhid nuru ile doludur.

Dördüncüsü: En yüksek derece buna verilmiş ve melekût
âleminde kendisine:

“AZÎM” adı verilmiştir.

Bir kimse öğrenir öğretirse… Ayrıca bildiği, öğrettiği ile
amil olursa melekût âleminde ona, AZÎM ismi verilir.

İnsanoğlunun son durağı bu makama varır. Buradan öte Peygamberlik
başlar.

34: ALLAH’A DARILMAMAK

Rızık babında sıkı olma, geniş ol.

Şunu bil ki; malın çoğu bela getirir.

Duan her zaman duyulur ama ihtiyacın kadar verilir. Sonrası
öteki âleme kalır.

En iyisi, benlik davasını bırakıp, Hakk’a (CC) bağlı
olmandır.

Duanı aziz bir yolcuyu uğurlar gibi yap. Çünkü dua, Hakk
(CC) katında sana yer hazırlar…

35: VERA ÜZERİNE

“Allah (CC) yolunun hak pusulası, veradır. Şüpheli işler
peşinde giden bir gün harama düşer. Tıpkı sınırda hayvan yayan çoban gibi.
Günün birinde sınır aşılır, çoban belasını bulur.”

Baş tehlike dinde şüphelilere koşmaktır.

36: DÜNYA VE AHİRET
İŞLERİ

Sakın dünyayı sermaye, ahireti ticaret saymayasın. Bunu
yapınca namazını vaktinde kılamazsın.

Böylece ahiretini dünyaya satmış olursun.

“Allah (CC), dünyayı ahiret niyetine göre verir. Ahireti,
dünya niyetine göre vermez.”

37: HASEDİN KÖTÜLÜĞÜ

“Hased eden nimetimin düşmanıdır.”

38: DOĞRULUK VE NASİHAT

Yaradanına (CC) karşı doğruluk gösteren, yabancıdan kaçar,
sabah akşam Hakk’la (CC) olur. Gayrısına yüz vermez.

39: AYRILMAK, BİRLEŞMEK
VE NİFAK

Her hangi bir şeyi ilahi emir olmadan nefse uyarak almak
inattır. Kötülüktür.

Arzu etmeden geleni almak hoştur, yalnız ahlak nizamına
uyması şarttır.

40: SALİK’İN YETİŞMESİ

Bir zamanlar yoktun. Sonradan sana bir varlık izafe edildi.
İşte bu varlık, seni

Hakk’tan (CC) ayırdı. Ruhaniler zümresine girmene mani oldu.
Bu varlıkları terk edince ermiş olursun. Erince de, ruh olursun. Ruhaniler
zümresine girersin.

Hakk’tan (CC) başkalarıyla meşgul eden her şey sana
düşmandır, sana puttur. Bu putları bırak. Halktan bir şey umma. Görürsün ki sır
âlemi sana açılmış, ruhaniler âlemi sana açık olmuş…

41: FENÂ VE KEYFİYETİ

Bir sultan, halk içinden seçeceği kimseyi bir beldeye tayin
eder.

Aradan zaman geçer. O vali kendini beğenmeye başlar.

Padişah ondan yaptıklarının hesabını sorar.

Büyük sıkıntıya düşer.

Kibri gider. Haddini bilir.

İşte bu misal bir iman sahibinin halidir.

Fenaya ermiş olan kibirli değildir.

42: NEFSİN İKİ HALİ

Nefsin iki hali vardır. Üçüncüsü yoktur. Biri bela diğeri
afiyet…

İşte bu haller insanı yorar. Elde mevcut şeylere razı olmamak,
insanı her çeşit güçlüğe sürükler.

Eğer kendinde kuvvet görüyorsan, iyilik yap ve doğru çalış.
Kötülüğe meylin varsa sabırlı olmaya çalış. Yapmamaya gayret et. Hayrın çoğu
sabırdadır.

43: DİLENCİLİĞİN
KÖTÜLÜĞÜ

İnsan, kendisi gibi acizden bir şey isteyemez. Yalnız cahil
olduğu için ister.

44: ARİF-İ BİLLAH’IN
DUASINA NEDEN İCABET OLUNMAZ

…dua kabul olduğu, istek yerine geldiği takdirde, bazı
sebepler yüzünden edep ve terbiye yolları unutulur.

Eğer bir arifin duası her zaman makbul olsa, kendine gurur gelmesi
muhtemeldir.

45: İPTİLÂ VE NİMET

Nimet içindeki adam sıkıntıdan ve kederden kurtulamaz.

Ağaç sulu meyvesini vermez, yaprakları düşer, tadı kaybolur,
sanki yokmuş gibi olur. Hakkı gözetilmediği için de her şey bereketini kaybeder.

46: YOLUMDA OLANIN
RIZKINA KEFİLİM HADİS-İ ŞERİFİ ÜZERİNE

“Zikrimle uğraşıp benden bir talepte bulunmayan kimseye, dua
ile ihtiyaç gösteren kimselerden daha fazla ihsan ederim…”

47: ALLAH’A (C.C.)
YAKINLIK ÜZERİNE

Allah’a (CC) yakınlık nasıl olur?

“İlki var; fani, kötü işleri bırakmak; sonu ise Allah’tan
(CC) razı olmak. O’na (CC) teslim olup candan bağlanmaktır.

48: MÜMİNİN YAPMASI
GEREKEN İŞLER

Mümin evvela farzları yapmalı. Bundan sonra sünnet-i
şerifleri yerine getirmeye gayret etmelidir. Daha sonra bunların dışında kalan
ibadetleri yaparak faziletli işleri takip etmelidir.

49: UYKUNUN KÖTÜLÜĞÜ

Uyanıklığa götüreni bırakmak iyi olmaz. Her zaman uykuyu
değil, biraz da uyanıklığı aramak lazım.

Haramdan çok sakınmalıdır. Çünkü onun azı yoktur. Haram
imanı örter, kalbi karartan odur.

50: ALLAH’TAN (C.C.)
UZAKLIĞI YOK ETMENİN ÇARESİ VE YAKIN OLMANIN KEYFİYETİ

İşlerin şu iki şey arasındadır: Biri Allah’a (CC) yakınlık,
diğeri de O’ndan (CC) uzak olmak.

Eğer sende ilahî nurun bir cezbesi yoksa neden durursun?

51: ZÜHD ÜZERİNE

Zahid, nefsine uyarak hiçbir şey almaz, nefsine muhalif
kalır. Bu hal gerçekleşince hakikate erenlerden sayılır.

52: İMAN SAHİPLERİNİN
SIKINTILARI

Bir bela gelince insan kendini kontrol etmelidir. Günahını araştırmalı
ve onu gidermeye gayret etmelidir.

53: RIZA YOLUNU İSTEMEK
VE ORADA YOK OLMAK

Kısmet olmayan bir şeyin ardına düşmek, bir ahmaklıktır.
Akılsızlık ve bilgisizliktir. İşte dünyanın en büyük azabı budur.

54: ALLAH’A (C.C.) VASIL
OLMAYI İSTEYEN VE VASIL OLMANIN ŞEKLİ

Değeri bir nohut kadar dahi olsa dünya sevgisi kalpten sökülmelidir.
Bu durum geliştikten sonra rahatlık başlar; kalpten sıkıntı kalkar.

55: HAZZI TERK

56: KULUN HALKI VE NEFSİ
BIRAKMASI

Kul şahsi hevesi, nefsi, iradeyi, dünya ve ahiret ümitlerini
bırakmalıdır. Bunları bırakıp kalbine yalnız Allah (CC) sevgisi girdiği an
doğruyu bulmuş sayılır.

57: KADERDE NİZA YOKTUR

Hali muhafaza Kabz; kaderle hareket etmek Bast’tır.

Haddi aşmamak bir yüktür. Buna her veli dayanamaz. Bu makam
ağırdır. Kader içinde kalmak daha iyidir.

58: HER YANI BIRAKIP
ALLAH’IN (C.C.) FAZİLET KAPISINA DÖNMEK

Nefsini ezme; onu kötülüğe atma. Ve onu kendi başına
bırakma. Onu kendi isteğine bırakırsan şaşar; halka bağlanır. Hakk’ı (CC)
unutur. Maddi kuvvete ve sebeplere güvenir; mahvına sebep olur.

59: BELAYA SABIR NİMETE
ŞÜKÜR

Sana gelen nimet olduğu takdirde şükür yolunu tutman
gerekir. Bu şükür ise üç şekilde olur: Dille, kalple ve bütün duygularla.

Nefse uyar, halka tapar, Hakk’ı (CC) bırakırsan gideceğin yerin
cehennem olacağını unutma.

Sabır, imanın hepsidir.

Şükür, nimetin saklanma kabıdır.

Nimetlere şükür etmediğin zaman elinden hepsi gider.

60: BİDAYET VE NİHAYET

Bidayet, belli ve rastgele bir hayattan meşru olana çıkmakla
başlar… Emre geçilir. Sonra bu da kalkar; kader başlar. Bunun neticesi yine rastgele
yaşanan bir hayata dönülür.

Yolunu şaşırmak istemediğin müddet esirgenirsin.

Elinden muayyen bir zaman için bazı kısmetin eksilir. Bu az
bir zaman devam eder; yani nefsini yola getirinceye kadar. Buna alışman lazım.

61: YAPILAN İŞİN DURUMU
BELİRİNCEYE KADAR DURMAK

İman sahibi teftiş eder, sonra alır. İçi bozuk, münafık ise
önüne geleni alır.

62: SEVGİ, SEVİLEN VE
GEREĞİ

Allah (CC) birdir, birliği sever.

Kendinden başkasının sevilmesini istemez.

Hakk’tan (CC) başkası sevilince Hakk (CC) sevgisi kalmaz.
İnsan başka sevgilerle ve çeşitli dedikodularla uğraşınca Hakk (CC) sevgisi
zedelenir.

Biraz kendini dene, yalnız Hakk’ı (CC) sev.

Bu halinde ilahi bir cezbe gelir, nefsin de yok olur. İlahî varlığın
gayrısı yok olur gider. İşte… O zaman sana hayır elleri açılır.

63: MARİFETTEN BİR ÇEŞİT

Ey içinde nefsini, dışında halkı, amelini, isteğini, Allah’a
(CC), yani Yaradan’ına (CC) eş tutan kimse!

Bu sözler insanı ilahi marifete götüren cinsten bazı
sözlerdir.

64: ÖLÜMSÜZ HAYAT,
HAYATSIZ ÖLÜM

“Ölümsüz hayat ve dirilmesi olmayan ölüm nasıldır?”

“Dirilmesi olmayan ölüm halkı unutmam, onların hayrını,
şerrini görmemle olur.

Bundan sonra nefsim, iradem, dünya ve ahiret arzularımın
hepsi yok olmalıdır.

Ölümü olmayan hayat ise Hakk’ın (CC) varlığı ile var
olmamdır… Bu varlıkta benim hiçbir şeyim kalmamalı.

65: ALLAH’A (C.C.)
DARILMAK YASAK

Duan kabul olmadı diye Allah’a mı (CC) darılacaksın?

“Eğer şükrederseniz ve iman sahibi olursanız Allah (CC) size
niçin azap etsin?”

66: DUA ETMEK

“Kabul olacağına inanarak dua edin. Allah’a (CC)
yalvaracağınız zaman ellerinizi açınız.”

Duanın kabul olunacağı muhakkaktır. Ya bu âlemde ya öbür
âlemde karşılığı görülür.

67: NEFİSLE CENK VE
ŞEKLİ

En büyük ibadet ve en güç iş, nefisle uğraşmaktır.

68: HER AN BİR TECELLİ

Dua yapılır, kader de aynı yöndedir. Dua da bir sebep olur.
İlahî tecellinin nuru hemen olacak işi bitirir.

69: ALLAH’TAN (C.C.)
MAĞFİRET İSTEMEK

Allah’tan (CC) dünyayı isteme… Belanın gitmesini, ihtiyaç
halinin geçmesini, zenginliğin gelmesini isteme. Sana gereken sabırlı olmaktır.
Elinde bulunana iyi bakarak yetinmen gerekir.

70: ŞÜKÜR VE KUSURLARI
İTİRAF

İşlerini düzenle. Şükret. Sana verilenle yetin. Daima Allah’ı
(CC) öv; her iyiliği O’na (CC) ver. Şer işleri sana yükle. Nefsini ıslaha
çalış. Eğer birini kötüleyeceksen nefsin yeter. Çünkü bütün şerrin yuvası odur.

71: MÜRİD VE MURAD

Mürid olduğunu kabul edersen bütün yüklerin merkezi olduğunu
da kabul edersin yahut bütün ağırlıkları omuzunda taşıyan biri olduğunu
bileceksin.

Talip için beladan kaçmak olmaz.

Gelene razı olacaksın,

Eğer murad isen yine vazifelerin olacak. O zaman daha ağır
bir vazife ile baş başasın.

72: ÇARŞI ve PAZARA
ÇIKANLAR

Bunlardan bir kısmı sokağa çıkar; yalnız şehevî şeylere
bakar. Kötü şeylere bağlanır. Onların geçici zevkleri kalbini bozar. Devam
ederse helak olur,

…diğer bir kısmı ise gördüğünü görür. Mahvolacağı sırada
aklı başına gelir.

Yine onlardan bir kısmı çarşıya çıkar, gezer; fakat ilahi
hikmetlerden gayri bir şey görmez.

73: GİZLİ KUSURLARI
BİLİNEN VELİLER

Doğru yola ancak Allah (CC) hidayet eder.

74: AKILLIYA GEREKEN

Güzel iş daima iyi bir ustaya delildir.

75: TASAVVUF VE OLUŞU

Fakirliğin kıymetini bil.

Mal yığma.

Tasavvuf dedikoduyu bırakmaktır. Yalnız açlığı gidermek için
yemek, hiçbir işe yaramayan alışkanlığı bırakmakla hasıl olur. Nefse güzel
gelen şeyleri bırakmak iyi olur. Fakir hali ilimle başlar; yumuşak tabiatla
büyür. İlim onu korur. Yumuşaklık ise sevdirir. Tasavvuf sekiz huy üzerinedir:

1- Sahi olmak: Eli açık, cömert olmak; bu adet İbrahim
Peygambere (AS) verildi.

2- Razı olmak: Bu âdeti İshak Peygamber (AS) almıştır.

3- Sabır: Bu hali Eyyûb Peygamber (AS) benimsemiştir.

4- İşaret: Bu da Zekeriyya Peygamberin (AS) hususiyetidir.

5- Gurbet: Bu da Yahya Peygamberin (AS) hususiyetidir.

6- Kaim ve sade giyinmek: Bu da Musa Peygamberin (AS)
meşrebidir.

7- Seyahat: Bu da İsa Peygambere (AS) nasip olmuştur.

8- Fakr: Bunu da Peygamberimiz (SAV) almıştır. Bir Hadis-i
Şerifinde:

– “Fakr, benim öğüneceğim şeydir.” Buyurmuştur.

76: NASİHATLER

Hakk’a (CC) güven, sabırlı ol.

Şunu iyi bil ki sen bütün halinden, sükûn ve hareketinden
sorumlusun; bunun için en iyi iş hangisi ise onu yapmaya çalış…

Duygularını boş yere harcamaktan sakın,

77: ALLAH’I (C.C.) BİLİP
HALKI BIRAKMAK

Allah’ı (CC) aradığın zaman halkı yok bil.

İç âlemine çekildiğinde her şeyi bırak. Yalnız gir; o zaman
asıl arkadaşını sır gözünle, bu gözlerden başka gözlerle hikmetten görürsün.

Bu işler kolay bilinmez. Tadan bilir. Safrası bozuk olan tad
alamaz.

78: MÜCAHEDE EHLİ VE
HUYLARI

Nefsiyle mücahede edenlerin, bu yolun hakikatini arayanların
aşağıda belirtilen on esasa uyması gerekir.

Birincisi: Allah (CC) adına yemin etmek.

Bu yemin, ister doğru isterse yanlış olsun; ister kasten
isterse sehven olsun yapılmamalı.

İkincisi: Yalandan sakınmak.

Üçüncüsü: Hiç kimseye bir vaatte bulunmamak.

İnsan elinde olmayan sebepten vaadini yerine getiremez,
yalancı olur.

Dördüncüsü: Yaratılmışlara lanet okumamak.

Beşincisi: Beddua etmemek.

Altıncısı: İslam kıblesine yönelip namaz kılan için küfür ve
nifak hükmü vermek.

Müslümanlardan hiçbiri için kötü hüküm vermeyenin manevî
duygusu gelişir,

Yedincisi: Kötülüklere bakmamak ve duyguları korumak.

İnsanlar için en zor iş budur.

Sekizincisi: İnsanların hiçbirine işini gördürmemek.

İnsan için asıl lazım olan insanların işini almak. Onların
dertlerini bitirmek.

Dokuzuncusu: İnsanların elinde bulunan her şeyden ümidini
kesmek.

Şerefin korunmasına yardımcıdır.

Onuncusu: Tevazu sahibi olmak.

Bir adam ibadet mi ediyor, tevazu lazım.

Tevazu esas manası ile insanın her gördüğü şeyi kendinden üstün
olduğu veya olacağı inancına sahip olmasıdır.

Kibirli olanda tevazu olmaz.

Allah (CC) cümlemizi bu iyi işleri yapmaya muvaffak
buyursun.