Zygmunt Bauman

Modernlik ve Postmodernlik

1925’te Polonya’da doğdu. 1939’da SSCB’ye göç etti. II. Dünya
Savaşı’nda orduya katıldı ve hızla komuta kademesine yükseldi. Savaştan sonra
da yeni kurulan Polonya ordusunda komutanlık yapar. 1951’de Komünist Partisi
üyesi olur. 1953’te ordudan atılır. 1954’te sosyal bilimler fakültesinde
okutman olarak çalışmaya başlar. 1971’de Leeds Üniversitesi’nde sosyoloji
profesörü olarak çalışmaya başlar.

Bauman’ın ilgilendiği temel konuların başında “modernlik” ve
“postmodernlik” meselesi gelmektedir.

Modernliğe yoğun eleştirilerde bulunan Bauman, günümüzde yaşanan
dönemin

postmodern bir dönem olduğunu belirtir.

Holocaust
kavramı Bauman’ın fikirlerinin anlaşılmasında belirleyicidir. Ona göre Holocaust,
modern akılcı toplumda, uygarlığın yüksek sahnesinde ve insanoğlunun kültürel
zaferinin zirvesinde doğmuş ve uygulanmıştır.

Dennis Smith, Zygmunt
Bauman’ı “Postmodernitenin” peygamberi olarak ilan etmiştir.

ZYGMUNT BAUMAN’IN
MODERNLİK DEĞERLENDİRMESİ

Modernliğin
Sosyolojisi
(1996) isimli kitabında Wagner, modernlik projesinin çok temel
iki varsayıma yaslandığını belirtir. Bunlardan ilki,

1) toplumsal dünyanın kavranabilir olduğu,

2) ikincisi ise şekillendirilebilir (ya da yönetilebilir)
olduğu yönündedir.

Bauman’a göre modernlik 17.
yüzyılda Batı Avrupa’da başlayan Aydınlanma, Kapitalizm ve komünist endüstri
toplumunun gelişimini de kapsayan tarihsel bir dönemi tanımlarken, modernizm felsefe, edebiyat ve sanatta, postmodern
durumun ilk belirtileri olarak görülebilen entelektüel bir akımdır.

Modern düşüncenin dünyanın değiştirilebileceği fikriyle
birlikte doğduğunu ileri süren Bauman, 1) toplumsal
ve 2) psişik anlamda modernlik ayrımına gider.
Ona göre toplumsal anlamda modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla
ilgilidir.

Bauman’a göre, psişik anlamda modernlik ise kimlikle, henüz
burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık
gerçeğiyle ilgilidir.

Kişi ümidin çekmesi ve suçun itmesiyle koşmaktadır. Ancak bu koşu, ne kadar hızlı olursa olsun, insana
emeklemek gibi gelmekte ve onu tedirgin etmektedir.

Bauman, hem toplumsal hem de psişik olarak modernliği
sürekli bir öz eleştiri durumu olarak değerlendirir. Ona göre bu öz eleştiri hiç
bitmeyen, ucunda ne olduğu bilinmeyen bir kendi kendini silme, kendi kendini
hükümsüzleştirme egzersizidir.

Bauman’ın ifadesiyle modernlik, durmanın imkânsızlığıdır. Modern olmak hareket halinde olmaktır. Bu duruma karşın kişi,
vizyonun güzelliği ve gerçekliğin çirkinliği arasında gidip gelen bir dünyaya
atılmakla zaten harekete başlamış olmaktadır. Bauman’a göre, vizyonun güzelliği
aynı zamanda gerçekliği çirkin kılan şeydir.

Bauman’ın Modernite Eleştirisi

Modern anlayış doğruluk, adalet ve akıl için evrensel olarak
uygulanabilir standartlar belirlerken, göreceliği, belirsizliği ve muğlaklığı
bastırmaya çabalamıştır. Bauman’ın modernliğe yönelttiği eleştirilerin başında
modernliğin farklılığı bir suç, daha doğrusu, büyük suç olarak görmesi
gelmektedir.

Farklılık postmodern düşüncede güzel bir şey olarak değerlendirilmektedir.

Müphemlik” kavramı Bauman’ın
çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Bauman, müphemliği, düzensizlik,
kaos anlamında kullanır
. Her dikotomi müphemlik üretir. Bauman, modern
zamanlarda her bir düzen adacığının daha fazla biçimlendirilebilir, daha iyi
denetlenebilir ve daha etkin uygulanır hale gelmesinden dolayı tam bir kaosa neden
olduğunu ileri sürmektedir. Bundan dolayı da Bauman, kaosa karşı mücadelenin
görünür bir sonuca ulaşmaksızın sürüp gideceği görüşündedir
.

Modern dönemin bir özelliği olan kaos yerine düzen
getirme
, yakın çevremizdeki dünya parçasını kural tanır, kestirebilir ve
denetlenebilir kılma mücadelesi Bauman’a göre, sonuçsuz kalmaya mahkumdur.
Çünkü bu mücadelenin kendisi kendi başarısına en önemli engeli oluşturmaktadır.

Bauman, modernliğin kültür anlayışını bahçe kültürüne benzetir. Ona göre, modern kültür
kendini ideal bir yaşamın tasarımı ve insan ilişkilerinin kusursuz düzeni olarak
tanımlamakta, kimliğini ise doğaya duyduğu güvensizliğin dışında oluşturmaktadır.

Ona göre modernlik, soykırımın yeterli sebebi olmasa da
gerekli koşuludur. Soykırım, topluma bir bahçe gibi yaklaşanların yapması
gereken birçok şeyden yalnızca biridir.

Bauman için ırkçılık, modern bilimin ilerlemesi, modern
teknoloji ve devlet gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez. Bu özelliği
ile ırkçılık kesinlikle modern bir üründür.

ZYGMUNT BAUMAN’IN
POSTMODERNLİĞE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ

Bauman’a göre, modernizm akımında, modernlik bakışını
kendisine çevirerek, kendi imkânsızlığını açığa vurmaktadır.
Bauman, bunun postmodenlik düşüncesinin
anlamı olduğunu ileri sürmektedir. Postmodernlik, kendi kendisine, durumuna ve
geçmişte yaptıklarına daha derinlemesine, dikkatle ve sağduyuyla bakan,
gördüklerini tamamen sevmeyen ve değişme gereksinimi hisseden modernlikten başka
bir şey ( ne eksik ne fazla bir şey ) değildir. Postmodernlik, rüştüne ermiş
modernliktir.

Postmodernliğin dışlama gücü zayıftır. Dolayısıyla sınırlara sınır koyan postmodernliğin, kendi
ayırt edici özelliği olan farklılığa, modernliği de dâhil etmekten başka çaresi
yoktur. Bauman, postmodernliğin kendi kimliğini inkâr etmeden modernliği dışlayamayacağının
altını özellikle çizer.

Bauman, özgürlük, eşitlik ve kardeşliğin, modernliğin sloganı;
buna karşın özgürlük, farklılık ve hoşgörünün ise postmodernliğin ateşkes
formülü olduğunu ileri sürmektedir.

Postmodernlik, modernliğin merkezi değerlerini tersine çevirmek
demektir.

Postmodern durum, toplumu, ayartılan mutlular ile bastırılan
mutsuzlar olarak ikiye bölmektedir. Bauman, postmodernliğin huzursuzluğu olarak
uyumsuzluk korkusunu değil uyum sağlamanın imkânsızlığını, sınırları ihlal etme
dehşetini değil, sınırsızlığın dehşetini görür.

Ona göre insanların bir arada olma şansı, kimin yabancı olduğuna
kimin -devletin mi yoksa kabilenin mi- karar vereceği sorusuna değil, yabancının
haklarına bağlıdır.

Bauman’a Göre Postmodern
Etik

Postmodern zihin muğlaklık, risk, tehlike ve hata içermeyen,
her şeyi kucaklayan, tam ve nihai bir yaşam formülü bulacağını artık umut etmez
ve bunun tersini vaat eden her sese büyük bir kuşkuyla yaklaşır. Çünkü bu umut
modernliğe aittir. Müphem olmayan bir ahlak, evrensel olan ve “nesnel temellere
dayanan” bir etik, pratik olarak imkânsızdır.

ZYGMUNT BAUMAN’IN
KÜRESELLEŞMEYE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ

Bauman, öteki uygarlıkların tersine modernliğin kendisini
bir meslek ve bir hayatta kalma meselesi olarak yaşadığını iddia etmektedir.

Ona göre modernite, “yapılmış” olandan başka bir hayat
bilmemektedir.

Bauman, modernliğin uzun ve dolambaçlı yolunun bizi bir
zamanlar atalarımızın yola çıktığı başlangıç noktasına getirdiğini veya belki
de öyle göründüğünü ileri sürmektedir.

Bireylerin Modern ve
Postmodern Koşullarda İnşa Biçimleri

Bauman, modern koşullarda bireylerin esas olarak üretici/asker
olarak inşa edildiklerini ileri sürmektedir.

Modern koşullarda yaratılan birey Bauman’a göre şu
özelliklere sahipti:

1) Bireyler birincil olarak dönüştürülebilen kinetik gücün
taşıyıcılarıydı,

2) Bireyler disiplinli aktörlerdi,

3) Modern koşullarda yaratılan bireylerin sınırları
öncelikle sınırlamaktan çok uymak ve bağlanmak/yapışmak için tasarlanan ara
kesimlerdi.

4) Başlıca doğruluk/uygunluk modeli ise sağlıktı.

Bauman, postmodern koşullar altında ise bireylerin esas
olarak tüketici/oyuncu olarak inşa edildiklerini ileri sürmektedir.

Postmodern koşullar içerisinde bu şekilde yaratılan bireyler
ise şu özelliklere sahiptirler:

1) Bireyler öncelikle ve birincil olarak, daima yeni
deneyimler arayan,  deneyim organizmalarıdır.

2) Postmodern koşullarda inşa edilen bireyler “yaratıcı”
aktörlerdir.

3) Bireyler, asla tamamen dengede olmasalar da neredeyse
kendi kendisine yeten ve kendi kendisini güdüleyen birimler olarak kendi
kendilerini dengeleme eğilimindedirler.

4) Postmodernlikte başlıca doğruluk modeli uygunluktur.

Bauman, küreselleşme sürecine
yönelik değerlendirmesini yaparken küreselleşme sürecinin iki yönlü algılanmasına
dikkat çekmektedir. Bazılarına göre, “küreselleşmenin” onsuz mutlu olamayacağımız
şey; bazılarına göre ise mutsuzluğun nedeni olarak görüldüğünü belirtmektedir. Ancak
herkesin birleştiği nokta küreselleşmenin dünyanın kaçamayacağı kaderi, geri
dönüşü olmayan bir süreç olduğu yönündedir.

Bauman’a göre, günümüzde teknolojik gelişmelere bağlı olarak
zaman ve mesafenin eski anlamını yitirmesi, homojenleştirme yerine kutuplaştırma
eğilimi taşımaktadır. Merkezinde hareket özgürlüğü yatan günümüz kutuplaşması
çok boyutludur; yeni merkez, zenginle fakir, göçebeyle yerleşik, normalle
anormal ya da yasayı ihlal edenler arasındaki çağlar süren ayrımları örtbas
etmiştir.

Ona göre, küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası
mekânı giderek bölme, insanları ayırma ve dışlamadır. Diğer bir endişeli durum
ise giderek daha fazla küresel ve yurtsuz bir hâle gelen elit kesimle geride
kalan “yerelleşmiş” kesim arasındaki tedrici iletişim kopukluğudur.

Çağdaş Sosyoloji Kuramları
Editör: Prof.Dr. Aylin Görgün Baran & Prof. Dr. Serap Suğur
Anadolu Üniversitesi, 2012