Ziya Gökalp’in Halkçılık Anlayışı

Gökalp sosyolojisinde halkçılık milliyetçiliğin ikiz kardeşi olarak yerini alır. Ziya
Gökalp, milliyetçi ve halkçı görüşleri beraber değerlendirmiştir. Halkçılık, halka
dayanmaktır. Halk, saşığını koruyan kesimdir. Bilim; ırklar, cinsler, uluslar, kastlar
ve sınışar arasında eşitsizliklerin yapay olduğunu göstermiştir. Bunun için tüm
eşitsizliklerin ortadan kaldırılması gerekir. Bunu gerçekleştirecek olan da halkçılık
ilkesidir. Halkçılık; ırklar, uluslar, cinsler arasında eşitliği sağlamayı kendisine ilke
edinmiştir. insanlar dünyaya eşit haklarla gelir. Hiçbir çocuk esir veya serf olarak
doğmaz. Bunları daha sonra yapay şekilde edinmiş olur. Daha eşitlikçi, insancıl ve
demokratik bir dünya kurulmalıdır. Aydınlar ile halk arasındaki yabancılaşma da
yine halkçılık anlayışı ile ortadan kaldırılmalıdır. Halk ve aydın daha iyi bir gelecek
adına, aynı hedeşer etrafında birleşmelidir. Yine uluslararası arenadaki farklı-
lıklar giderilmeli, eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünya kurulmalıdır (Kaçmazoğlu,
2003: 172-174).

Ziya Gökalp’e göre, her toplumun iki uygarlığı vardır: Resmi uygarlık ve halk
uygarlığı. Milletin ruhunu halk, bedenini hükümet oluşturur. Hükümet; kabine,
meclis, ordu, idare ve vilayet meclislerinden, mektepler gibi işlerin sıkı kurallara
bağlandığı teşkilatlardan, divanlardan ibarettir. Halk ise aile, köy, aşiret, cemiyet,
sanat kurumları, dinsel ve dilsel cemaatler, siyasi partiler gibi bir takım ocaklardan
oluşur (Kaçmazoğlu, 2003: 171-172).
Gökalp’e göre, halk saşığın, bozulmamışlığın simgesidir. Halkın zengin ve keşfedilmeyi
bekleyen özellikleri bulunmaktadır. Bu özelliklerin ortaya çıkarılarak yararlanı
lması gerekir. Bu işi yapacak olan da halk bilimidir.
Ziya Gökalp, halkçılık ilkesi çerçevesinde halk ile aydınlar arasındaki yabancı-
laşmayı giderecek yöntemler önerir. Buna göre, ulusal seçkinler olarak nitelenen
aydınlar, yüksek bir eğitim görmüş olmakla halktan ayrılmışlardır. Ancak bu aydınları
n halka gitmesi gerekmektedir. Ülkemizde kültür yalnız halkta vardır. O nedenle
aydınlar iki amaç doğrultusunda halka doğru gitmek zorundadırlar: Halktan kültür
almak ve halka uygarlık götürmek aydının temel görevidir. Uygarlığın anahtarı
na sahip olan aydınlar, halka Doğu ve Osmanlı uygarlığını değil, Batı uygarlığını
götürmelidirler (Gökalp, 1978: 40-45).
“içtimai halkçılık” Ziya Gökalp’in görüşleri kapsamında dayanışmacılık anlamı-
na gelmektedir. Gökalp’e göre kapitalist toplum ile sosyalist toplum sınıfsal tabana
oturarak halkçılığa ters düşmüşlerdir. Burjuva siyaseti işçi ve köylü aleyhine olduğ
u için, eşitliğe ve özgürlüğe ters düşmektedir. Sosyalizm de halkı sırf işçi ve
köylü olarak gördüğünden yine adalet ve insanlık ile bağdaşmaz (Kaçmazoğlu,
2003: 174).