Ziya Gökalp’in Din Sosyolojisi Üzerine Düşünceleri

Ziya Gökalp düşünsel yaşamının tüm dönemlerinde, toplumsal bir kurum olarak
dine büyük bir önem vermiş ve hiçbir zaman dini geri plana atmamış; dinin toplum
üzerindeki etkilerini anlamaya ve açıklamaya çalışmıştır. O, dinin bir inanç işi
olduğunu belirtmekle birlikte, sosyolojik özellikleri ve toplumsal yararları konusunda
da araştırılmasının önemini ortaya koyarak dinin bilimsel açıdan araştırılması
nın önünü açmıştır (Kaçmazoğlu, 2003: 109).
Din, eğitim açısından da yararlı kurumlardan biridir. Dini ayinler, yapıp etmeler
bireyin toplumsallaşmasına yardım eder; onu bireycilikten, bencillikten
uzaklaştırır, birlik ve beraberliği sağlar. Ekonomi, siyaset, sanat, ahlak gibi temel
toplumsal kurumlardan biri olan din; ahlak, sanat, dil gibi toplumun tinsel
ihtiyaçlarını karşılar.
ilkel toplumlarda din kurumu diğer tüm kurumların görevini yerine getirirdi.
Gelişmiş toplumlarda ise din; ekonomi, hukuk, siyaset gibi yalnız kendi alanı
ile ilgili işlerle uğraşır. Din kurumunun toplumsal evrimleşme ile geldiği yeri
gösteren Gökalp, Osmanlı toplumunda oldukça etkin bir yere sahip olan dinin
rolünü sınırlandırmayı, laikleşmenin önünü açmayı denemektedir (Kaçmazoğlu, 2003: 110).
Bireyin ve kişiliğin gelişmesinde önemli bir yere sahip olan din aynı zamanda
toplumların kaynaşmasında da etkili bir kurumdur. Din, toplumda bir yandan birleştirici
ve kaynaştırıcı diğer yandan sosyal dönüşümü ve değişimi engelleyici özelliklere de sahiptir. Dinin bu olumsuz yanını gidermenin yolu onu reforma tabi tutmak ve millîleştirmektir. Bu amaçla, dinsel ibadetlerin dilini Türkçeleştirmek, dinsel
mekânları yeniden düzenlemek gerekir. Ona göre din ulusal dile aktarılmalıdır.
Dinin ulusal hayat şeklini almadığı ve laikliğin yaşam biçimine dönüşmediği toplumlarda
ümmet hayatı devam eder. Oysa din ve devlet işleri mutlaka birbirinden
ayrılmalıdır (Kaçmazoğlu, 2003: 110).