Zekât Nedir? Zekâtın Verileceği Kişi ve Yerler -3 (İslam Kavramları)

Ruyalar/fakir-sabir” 204″ 168″ Zekâtın Verileceği Yerler

Zekâtın verileceği yerler sekiz sınıf olup Tevbe suresinin 60. ayetinde açıklanan şu yerlerdir:

1- Fakirler: Fakirler sınıfından kimlerin kasdedildiği konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Ancak, bunların zekât veremiyecek ölçüde mala sahip olan ve zekât alabilen kimseler olduğunu söyleyebiliriz.

2- Miskinler: Bu sınıfın belirlenmesi konusunda da değişik görüşler ileri sürülmüştür.  Yirmi dört saatlik yiyeceği bulunmayanlar, yahut Kitap ehli gayri müslimlerin fakir ve muhtaçları olduğunu söyleyenler de vardır.

3- Zekât işlerinde çalışanlar: İslâm’ın ilk dönemlerinde zekât müessese olarak vardı. Bu müessesenin birçok görevlileri, çalışan­ları, amir ve memurları vardır. Zekât mües­sesesinin tam olarak işleyebilmesi için, İslâm bu müessesede çalışanlara, toplanan zekâtlardan belli bir hisse ayırmıştır. Bu çalışanların fakir olması şartı yoktur. Zengin de olsalar, çalışmalarının karşılığı olarak kendilerine, toplanan zekâtlardan belli bir miktarda maaş verilmesi öngörülmektedir. Bu maaşın miktarı konusunda farklı görüşler olmakla beraber, geçimi rahatlıkla sağlayacak ve zekât mallarında gözü kalmayacak şekilde ayarlanması gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Böylece İslâm’ın çok önemli bir sosyal güvenlik müessesesinin ayakta durması sağlanmıştır.

4-  Müellefe-i Kulûb: Bunlar İslâm’a karşı yumuşatılmak, zararsız hale getirilmek, yahut İslâm’da sebat ettirilmek istenen kimselerdir. Hz. Peygamber (s.) hayatta bu­lunduğu sürece, bu türden bazı kimselere zekât fonundan hisse ayırarak onları İslâm devletine kazandırmış, yahut İslâm’a ve zayıf müslümanlara karşı zararlarını önlemiştir. Daha sonra Hz. Ebu Bekir döneminde, Hz. Ömer’in girişimi ile müellefe-i kûlûba (kalpleri İslama ısındırılanlar) zekât verilmesinden vaz geçilmiş, bunun için İslâm’ın kuvvetlenmiş olduğu gerekçe olarak gösterilmiştir. İslâm’ın ve müslümanların zayıf düştüğü dönem ve bölgelerde ise bu sınıfın yeniden ihyası gerekir.

5- Köleler: Bugün İslâm dünyasında hukukî köle bulunmamaktadır.

6- Borçlular: Bunlar fakir ve miskinler sınıfından ayrı olup özellikle Allah yolundaki hizmetler için borçlanan kimselerdir. Toplumda ortaya çıkan anlaşmazlıktan gi­dermek, diyet tazminatı gibi ağır para ceza­sına çarptırılan kimselere yardım etmek için, zengin olduğu halde borçlanan kimselerdir. Böyle kimselere borçları kadar zekâttan yardım yapılabilir. Borçlular sınıfı, genel çerçevede Allah’a itaat yolunda borçlanan kimseleri kapsamakla beraber, geçimi İçin borçlanan kimseleri de içine alır.

7- Allah Yolundaki Hizmetler: Zekâtın verileceği yerlerin en önemlisi ve sürekli olanı Allah yolundaki hizmetler sınıfıdır. Çünkü zekât müessesinden yardım alarak fakirler ve miskinler sınıfı ortadan kalkabilir. Nitekim Ömer b. Abdülaziz döneminde böyle olmuş, toplumda zekât verilecek bir fakir kişi kalmamış, zekâtlar bu gibi Allah yolundaki hizmetlere harcanmaya başlanmıştır. Fakir ve miskinler sınıfının tamamen ortadan kalktığı zamanlarda toplanan zekâtlar sürekli olarak Allah yolundaki hiz­metlere harcanmak suretiyle zekât emrinin fonksiyonu ebedi olarak devam eder. Allah yolundaki hizmetleri kısaca zikretmekte yarar görmekteyiz:

a) Allah yolunda i’lâ-i Kelimetullah için savaşacakların silah, teçhizat ve mühimmatını sağlamak, böylece İslâm ordusunun güçlenmesini sağlamak, Bulgaristan, Rusya, Afganistan, Irak, Filistin ve benzeri İslâm dünyasında ezilen milletlerin müstemlekeci zalim düşmanlarına karşı güçlenmelerini sağlamak için zekât fonundan Allah yolunda harcama yapılabilir. Bu gibi harcamalara her asırda ihtiyaç vardır. Zekât müessesesinden yapılan en önemli harcamalardan biri de bu gibi harcamalardır.

b) İslâm kültürünün yayılması için harcamalarda bulunmak. Kültür savaşı cephelerdeki savaşlar kadar önemlidir. Küfür, şirk, zulüm ve hertürlü kötülük cehaletten kaynaklanmaktadır. İslâm medeniyeti, İslâm kültürü ile dünyaya yayılmıştır. Her asırda İslâm’ın değerlerinden yararlanabilmek için, İslâm kültürünü çok iyi araştırmak ve topluma yaymak gerekir. Bunun için resmî ve Özel ilmî müesseselere, kiilüphanelere, matbaalara, çağın getirdiği teknik araçlara şiddetle ihtiyaç vardır. Bununla be­raber, islâm kültürünü ortaya çıkaracak ve her asırda yaşayan müslümanlann anlayacağı şekilde anlatmak için ilim adamlarına ihtiyaç vardır.

8- Zekâtın verileceği yerlerin sekizincisi ve sonuncusu yolculardır. Yolculuk esnasında beklenmedik bir durum ile karşılaşıp parasız kalan, yahut sığınacak bir yer bulamayan müslümanlara zekâttan karşılıksız yardım yapılabilir. Bu gibi kimseler memleketlerinde zengin de olsalar, garip oldukları için, ihtiyaç durumunda zekât fonundan karşılıksız yardım alabilirler. İslâm seyahati lüks saymamış, bilâkis çeşitli ayetlerde müslümanlann yeryüzünü dolaşmaları ve gördükleri tarihî eserlerden ibret almaları, böylece görgü-bilgilerini anırmaları tavsiye edilmiştir. Seyahatin müslümanlar açısından önemli bir faydası da İslâm kültürünün yayılmasını sağlamaktır. Çünkü müslüman gittiği yere kültürünü de götürecektir. Dolayısıyla islâm’ın tanınması ve bilinmesine katkıda bulunmuş olacaktır, İşte bu ve benzeri sebeplerle islâm, kurduğu zekât müessesesinden zengin de olsalar yolcuların yararlanmasını mubah kılmıştır.

Zekâtlar, yolcular ve savaşanlar dışında zengin olan kimselere verilemez. Bunun gibi Allah yolunda olmayan, Allah’a inanmayan kişi ve kuruluşlara verilemez. Zekât paraları ile Allah’a karşı günah işleyen kişilere de zekât verilemez. Bir kimse oğluna, babasına, dedesine, torununa zekât veremez.

Zekat Nedir? Tanımı, Hedefleri -1
Zekat Nedir? Hükmü, Farz Olmasının Şartları -2

Y. Vehbi YAVUZ – SBA