Yerleşim Temelli Sınıflar Rex ve Moore

John Rex (1925- ) Kuzey Afrika’da doğdu ve eğitimini Rhodes Üni- versitesi’nde tamamladı. Doktorasını Leeds Üniversitesi’nde tamam­layan Rex burada 1949-62 yılları arasında dersler verdi. Birmingham Üniversitesi’ndeki iki yıldan sonra Durham Üniversitesi’ne Sosyal Teori ve Kurumlar Profesörü olarak atandı (1964-70) ve 1970-79 ara­sında Warwick Üniversitesi’nde Sosyoloji Profesörü olarak görev yaptı. Aston Üniversitesi’nde SSRC Birimine Etnik İlişkiler Müdürü oldu ve Warwick Üniversitesi’nde Etnik İlişkiler konusunda Araştır­macı Profesör olarak çalıştı. Şu an CRER’de Emekli Profesör olarak ders vermektedir.

Temel çalışmaları:

  • Sosyolojide Temel Problemler (1961)
  • Sosyolojik Teoride Irk İlişkileri (1970)
  • Bir İngiliz Kentinde Sömürge Göçmenleri (1979)
  • Irk, Topluluk ve Çatışma (1967)

Robert Moore (1936- ) Kent’te doğdu. Kraliyet Donanması’ndaki sekiz yıldan sonra Hull Üniversitesi’nde sosyoloji ve sosyal idare oku­du. Durham Üniversitesi’nde 1965-70 yılları arasında dersler verdi, daha sonra Profesör olarak Aberdeen Üniversitesi’ne geçti. Şu an Liverpool Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde Emekli Profesör olarak ders vermektedir.

FİKİR

1950’lerin sonu ve 60’ların başı ‘ırk ilişkileri’nin sosyal bilimlerde te­mel sosyal problem alanı olarak gelişimine tanık oldu. Amerika ve Avrupa’daki Siyahlar ve etnik gruplar yoksulluk, ayrımcılık ve önyar­

 

gıya karşı protestolarını yükselttiler. Birleşik Devletler’de Harlem, Detroit ve Watts şehirlerinde Siyah güçlerin sokaklara yayılmasıyla bir şiddet ve yıkım dalgası patlak verdi. 1958 Nothing Hill ayaklanmaları Britanya’da da bir ‘ırk savaşı’ korkusu yarattı ve Enoch Povvell’ın ünlü 1965 ‘Kan Nehirleri’ konuşması göç sorununu İngiliz politikasının gündemine taşıdı. Kent sosyolojisindeki geleneksel insan ekolojisi ve topluluk araştırmaları perspektifleri bu çatışmalar ve sorunları açıkla­yamadıkları için, sosyologlar bu dönemde giderek Marx ve VVeber’in daha radikal teorilerine yöneldiler.

Bu akademik devrimin ön saflarında Rex ve Moore’un Irk, Topluluk ve Çatışma (1967) adlı kitabı ve onların yerleşim-temelli sınıflar teorisi vardı. Onların amacı, gelişmiş sanayi toplumları kentlerindeki konut dağılımını, özelde etnik grupların niçin her zaman iç-kentin (inner city) getto alanlarında kısılıp kaldıklarını, soyutlanmış ve ayrı gruplar olarak yaşadıklarını açıklamaktı. Bu yazarlar konutlaşma ve ırk çatış­ması arasındaki ilişkiyi göstermeye çalıştılar. Onlar araştırmalarına temel olarak, sürekli binlerce Asyalı ve Hintliyi kendine çeken bir kentin alacakaranlık bölgesindeki görünüşte tipik bir ‘göçmen kolo­nisi’ olan, İngilizlerin güvenli bir iş ve kendine ait bir ev rüyasını pay­laşan Birmingham Sparkbrook bölgesini seçtiler.

Rex ve Moore, insan ekologları gibi (bkz. İnsan Ekolojisi), Birming­ham’daki konutlaşmanın en içte merkezi bir iş bölgesi ve arada bir geçiş bölgesi içeren, her biri farklı bir konut tipine, yerleşim-temelli bir ‘sınıfa ve farklı bir hayat tarzına sahip üç ayrı halka tarafından kuşatılmış dairevi bir kalıp sergilediğini belirtir -bu konutlar, iç bölge­lerde birbirine bitişik işçi sınıfı evleri, banliyölerde yarı müstakil orta sınıf evleri ve bölgedeki çok zenginlerin oturduğu müstakil villalar biçiminde bir düzene sahiptir. Beyaz sınıflar genellikle konut hiyerar­şisinin tepesine çıkarken, siyah göçmenler geçiş bölgesinin alt sınıf gecekondularına kısılıp kalmışlardır. Rex ve Moore bu ırksal ayrışmayı açıklamak için yerleşim-temelli sınıflar kavramını geliştirir. Onlar, geleneksel ve Marksist sosyologlar gibi mesleği veya üretim araçları­na sahipliği açıklayıcı bir değişken olarak kullanmak yerine, VVeber’in sosyal sınıf yaklaşımını benimserler: bu yaklaşıma göre, sosyal sınıf oldukça farklı ‘piyasa konumları’na dayanır ve kişinin hayat tarzı ve statüsü sadece işi ve gelirine değil, yerleşim gibi temel güç ve zen­ginlik kaynaklarına da bağlıdır. Onlara göre, evsizler ve belediye ko­nutlarında kirada oturanlardan ev sahipleri ve malikâne sahiplerine kadar, herkes, konutlaşma hiyerarşisindeki konumuna göre yerleşim- temelli bir sınıfın üyesidir. ‘Yerleşim-temelli bir sınıfa üyelik kişinin ilişkileri ve ilgilerinin, hayat tarzı ve kentsel toplumsal yapı içindeki konumunun belirlenmesinde birincil önemdedir’ (Rex and Moore, 1967). Bu yerleşim-temelli sınıflar oldukça kıt ve değerli kaynaklar – banliyöde bir ev- için ‘sınıf mücadelesi’ içindedirler. Kaçınılmaz ola­rak, böyle bir mücadelenin kazanan ve kaybedenleri vardır ve daha güçlü gruplar banliyöde ev idealine ulaşırken, daha zayıf konumdaki- ler daha düşük nitelikteki belediye konutlarında kiracı olarak otur­mak zorundadırlar ve bu iç-kentte ‘konutların kullanımı konusunda bir sınıf mücadelesi vardır ve bu mücadele toplumsal bir birim olarak kentin temel bir sürecidir’ (Rex and Moore, 1967).

Fakat onların tezinin bu kısmı, tek başına, özellikle Siyah grupların niçin alacakaranlık bölgelerde toplandıklarını ve buraya kısılıp kaldık­larını açıklayamaz. Rex ve Moore, bu tür ırksal bir ayrışmanın sadece onların yoksulluklarından ve beyaz toplumun yaygın ırkçılığından değil, kamusal ve özel konut piyasalarının işleyişinden de kaynaklan­dığını öne sürer. Konut firmaları iş güvenceleri olmadığı için Siyahlara konut kredisi vermez. Onlar da, belirli bir yerde uzun süre yaşamadık­ları için, belediye konutlarının bekleme listesine girmezler. Bu kamu bürokrasisi ve özel bürokrasi ‘saygıdeğer’ beyaz işçilere karşı ‘taraflı’ davranır. Bu yüzden, orta sınıflara ipotek kolaylığı ve vasıflı işçilere iyi belediye konutları sağlanır. Dolayısıyla, Rex ve Moore’un yerleşim- temelli sınıf tanımı, sadece sahip olunan konut tipini değil, ayrıca bir grubun konut firmaları veya yerel otoritenin kurallar ve düzenleme­lerini karşılayabilme kabiliyetini de içerir. Bu temelde, onlar beş ana yerleşim-temelli sınıf belirlemişler, fakat bu liste sonradan yediye çıkartılmıştır.

  • Arzu edilen alanlardaki büyük konutların asıl sahipleri
  • Arzu edilen alanlardaki, krediyle ‘kendilerine ait’ bir konut edi­nebilenler.
  • Yerel otorite tarafından yapılan evlerde oturan, yerel otoritenin kiracıları.
  • Yıkım bekleyen gecekondulardaki yerel otoritenin kiracıları.
  • Özel ev sahiplerinin kiracıları.
  • Konut kredisini ödeyebilmek için evlerine pansiyoner almak du­rumunda kalan ev sahipleri.
  • Oda tutan pansiyonerler.

Park ve Burgess gibi (bkz. İnsan Ekolojisi) Rex ve Moore da, kentin dışa doğru sürekli gelişimini, bütün sınıfların banliyöde bir ev ideali­ne ulaşmaya çalışması gibi, bir tür ‘kentsel sıçrama’ olarak görür. Geçiş bölgesi dışında kaldıklarında, konut birlikleri ve İmar-İskân Bakanlığı tarafından ihmal edildiklerinde, göçmenlerin tek yerleşim seçenekleri yüksek faizle ucuz ve basit bir ev satın almak ve mümkün olduğu kadar oda ekleyerek evi genişletmektir. Bu yarı-meslek iç- kentin yerleşim yapısında daha fazla bozulmaya, ‘Rachman-benzeri’ mülk sahipleri hakkında artan şikayetlere yol açar ve böylece yerel otorite bu tür mülk sahipliği ve olumsuz genişlemeyi durdurmak için yeni yasalar çıkartır. Nitekim, mahalle sakinleri göçmenleri komşulu­ğun kalitesini düşürmekle suçlarlar ve bu fazla kalabalık hakkında ırkçı kalıp-yargılar gelişmeye başlar. Göçmenler, bu nedenle, ayrımcı politikaların ve konut politikasından sorumlu otoritelerin yetersiz iskân önlemlerinin kurbanı ve günah keçileridir. Aynı şekilde, beyaz ırkçılık tarafından getto tipi yerleşime mahkûm edilen Siyah toplulu­ğun yabancılaşma ve engellenme derecesi iyice artar. Rex ve Moo- re’un büyük ölçüde öngördüğü gibi:

Bu alanın sakinlerine karşı ayrımcı bir tutum sürekli olarak çatış­ma içerecektir. Bireyler statülerini artırma girişimlerini ayrımcı po­litikalarla engelleyen bir kentin yazgısı uzun vadede bir tür kent­sel isyandır (Rex and Moore, 1967).

KAVRAMSAL GELİŞİM

Rex ve Moore’un yerleşim-temelli sınıflar teorisi, günümüz kentlerin­deki konut dağılımının temelini oluşturan gerçek güçlerin ve ayrıca bu temel güç ve servet kaynağının dağılım biçiminin toplumsal eşit­sizlik ve ırkçı çatışmalarla bağlantısının parlak ve özgün bir açıklama­sıdır. Bu teori, doğal ‘piyasa güçleri’nden ziyade konutlaşmadan sorumlu görevlilerin politika ve uygulamalarının nasıl konut yetersiz­liği ve iç-kent gettoları yarattıklarını ve Britanya’da ABD’de olduğu gibi ırkçı ayaklanmaların temellerini nasıl oluşturduklarını aydınlat­mıştır. 1980 ayaklanmaları, aslında, onların öngörülerinin ne kadar doğru olduğunu, ilkin St. Paul ve Bristol, ardından Brixton, Toxteth örneklerinde ve daha sonra Birmingham, Handsvvorth bölgesindeki şiddet ve yıkımla göstermiştir. Onların tezi Britanya’daki diğer iç- kentlerin ve yerel otoritelerin yerleşim politikalarıyla ilişkili bir dizi araştırmaya ilham kaynağı oldu. Londra Hackney Konseyi’nin yeni bir araştırması, örneğin, ırkçı önyargıların çoğu kez konseyin konut tah­sisinin temelini nasıl oluşturduğunu açıkça ortaya koyar.

Bu araştırmalar, ironik olarak, Rex ve Moore’un tezindeki ciddi bir yetersizliği ortaya çıkardı. Rex’in de sonradan kabul ettiği gibi, Sparkbrook tipik bir iç-kent göçmen alanı değildi. Komşu Hands­vvorth Hintliler, AsyalIlar ve yoksul beyaz, aslen yaşlı sakinleriyle çok daha iyi bir örnekti. İkinci olarak, yerleşim-temelli sınıflar kavramı

tümden ciddi bir eleştiriye uğradı:

  • Haddon’un belirttiği gibi, Rex ve Moore neden ve sonucu birbirine karıştırır görünmektedir. Size ait bir evde oturmanız toplumsal hiyerarşideki konumunuzun nedeni değil, sonucu­dur. Eğer zenginseniz büyük bir ev satın alabilirsiniz, ancak bü­yük bir ev satın almak sizi zengin etmez. Toplumdaki eşitsiz ko­nut dağılımı eşitsiz gelir dağılımının nedeni değil, sonucudur. Ayrıca, ev sahipliği yaşam-döngüsünün bir parçasıdır ve deği­şimler sadece gelirdeki değil, ihtiyaçlardaki değişimlerle de iliş­kilidir. Nitekim, küçük çocukları olan genç bir çift büyük yarı- müstakil bir eve ihtiyaç duyarken, daha yaşlı bir çift bir apart­man dairesini tercih edebilir. Sizin sınıfsal konumunuz ve hayat tarzınızı belirleyen evinizden çok mesleğiniz veya gelirinizdir.
  • Konut piyasasında hiçbir iki birey asla aynı konumda olmadığı için, Rex ve Moore’un yerleşim-temelli sınıflar listesine sonsuz sayıda ekleme yapılabilir. Onlar da bunu iki kez yapmışlar, fakat özel yerleşim-temelli sınıfları belirleyecek ölçütleri ortaya koy­mamışlardır. Ayrıca onların tezleri yerleşim-temelli sınıflar ara­sındaki değil, daha ziyade bu sınıflar içindeki mücadelelerin bir tasviridir. Genellikle orta sınıflar özel konut piyasasında birbirle- riyle mücadele verirken, emekçi sınıflar iyi veya kötü mülklerde oturmak için belediye konseyiyle mücadele vermektedirler.
  • Çeşitli araştırmalar bütün toplumsal grupların banliyöde bir ev özlemi içinde olmadıklarını göstermiştir. Bazıları kesinlikle iç- kentte yaşamayı tercih eder. Çoğu göçmen bu alanları ucuz ol­duğu (ve Hindistan ve Pakistan’daki ailelerine daha para fazla gönderebilecekleri) için veya dostlarıyla beraber yaşamak onla­ra kültürlerini sürdürmelerini ve kendini koruma ve karşılıklı yardım imkânı sağladığı için tercih edebilirler. Benzer şekilde, Davies’in New Castle araştırması (1972), pansiyon tipi ev sahip­lerinin çoğu kez ucuz mülkü son çözüm olarak değil, aksine bir para kazanma aracı olarak satın aldıklarını göstermiştir.
  • Bütün engellere rağmen bazı göçmenler iç-kentteki gettoların dışına çıkabilmiş ve daha orta sınıf banliyö alanlarla başarılı bir bütünleşme sağlayabilmişlerdir (Raddcliffe, 1981).

Bu eleştiriler karşısında Rex, Britanya’daki Siyahların konumunu ‘aşağı sınıf’ (underclass) olarak betimleyerek yerleşim-temelli sınıflar fikrinden vazgeçer (Rex and Tomlinson, 1979). Yine de, Rex ve Moo­re’un yerleşim-temelli sınıflar teorisi 1960’lar ve 70’lerdeki ırk ilişkileri ve toplumsal çatışma konusundaki tartışmalara önemli bir katkıydı.

O,        bu dönemde kent sosyolojisinde öne çıkan birçok yeni yaklaşımın ardındaki temel ilham kaynağı olmayı hak etmiştir