Yeni Toplumsal Hareketler: Uluslararası Göç

Uluslararası Göçle Bağlantılı Toplumsal Hareketler

Uluslararası göç “modern dünyada toplumsal
dönüşümü sağlayan bir güç” haline gelmiştir.

Mal, sermaye ve hizmetlerin ticareti ve
dolaşımı beraberinde emeğin hareketliliğini ve küreselleşmesini de getirmektedir.

Devletlerin ve uluslararası örgütlerin göçü
denetim altına almaya yönelik politika, girişim ve pratikleri göçmen ve insan
hakları ihlallerini ortaya çıkarmakta ve artırmaktadır.

Küresel ekonomi düşük maaşlı ve statülü işleri
“gelişmiş ülkelerden” “gelişmekte olan” “çevre” ya da “yarı çevre”de yer alan
ülkelere kaydırmakta, bu yeniden yapılanma özellikle kadınlar için birçok “vasıfsız”
iş kolu ve pozisyonu yaratarak önemli eşitsizliklerin üretilmesine yol açmaktadır.
Bu durum uluslararası göçün kadınlaşmasına yol açmıştır.

Yasal yollarla göç etmiş birçok göçmenin
hukuki statüsü ve hakları halen tartışma konusuyken, düzensiz göçmenlerin
(yasadışı göçmen) durumunun daha vahim olduğu açıktır.
Düzensiz göçmenler yoksulluk, toplumsal dışlanma ve ayrımcılık
riskiyle karşı karşıyadır.

Göçmen haklarının devletlerce tanınmaması
göçmenlerin haklarına ulaşmasında en temel engellerden biridir. Göçmenlerin dışlanması
iki boyutta sürmektedir: Göçmenlerin sosyal sistemden dışlanması ve göçmenlerin
haklar sisteminden dışlanması.

Göçmen sayısının artışı, kaynakları paylaşacak
rakiplerin artışı olarak yorumlanabilmekte ve bu göçmene ilişkin farklı
korkularla birleşerek dışlamaya dönüşebilmektedir.

Sendika ve STK’ların faaliyetlerinin ötesinde
göçmen haklarını korumak amacıyla uluslararası yasal ve normatif bir çerçevenin
oluşturulma çabaları halen sürmektedir.

Yeni toplumsal hareketler, devleti hedef alan
ve onu etkilemeyi amaç edinen eylemsellikten çok, kitleleri harekete geçirerek
değer ve davranışlarda değişikliği amaçlamaktadır.

Charles Tilly, toplumsal hareketlerin farklı
siyasal ortamlarda farklı strateji, yapı ve başarı şansına sahip olacaklarını
iddia etmiştir. Buna göre, siyasal fırsat ve kısıtlamalarda meydana gelen bir
değişim yeni politik ve toplumsal mücadeleleri tetikleyebilir.

GÖÇMEN
AKTİVİZMİ VE SİYASAL KATILIMI

Uzun zamana yayılan ve dereceli olarak dönüşümü
gerçekleştirmeyi hedefleyen toplumsal hareketler daha az dikkat çekmektedir.
Göçmenlerin uzun erimli mücadeleleri çok ön plana çıkmazken, protestolar ve şiddet
içeren eylemler göçmenleri bir “sorun” olarak görünür kılmaktadır.

Kırsal kesimden gelen göçmenler daha çok
siyasi amaç gütmeyen hemşehrilik derneklerinde örgütlenirken, kent kökenli
göçmenler ise göç gönderen ülkenin siyasal ve kültürel hayatına katılmak için siyasal
partiler, dinî ve kültürel örgütlere üye olmakta ve onların faaliyetlerinde aktif
görev almaktadırlar.

Göçmenler, eğitim durumları arttıkça,
dernek ve benzeri organizasyonlara daha fazla katılım göstermektedirler.

a)
Göç Alan Bağlamın Göçmen Örgütlenmesine Etkileri
: Göç alan bağlamda göçmene ilişkin algı göçmenleri ortak
hareket etmeye sevk edici bir rol oynayabilir. Göç alan toplumun göçmenlere
uyguladığı ayrımcılık ve çeşitli baskılar, göçmenlerin yerel değerlerine olan
bağlılıklarını arttırır. Göçmenlere baskı uygulanmayan toplumlarda ise
göçmenler, yeni toplumsal düzene ve çevreye daha kolay entegre olurlar.

Klasik asimilasyon kuramı göçmenin göç
gönderen ülkeyi ve ülkeye karşı hissettiği aidiyeti ve kimliklerini geride bırakıp,
göç alan ülke ve sosyokültürel bağlama tam anlamıyla entegrasyonunu öngörür.

Parçalı asimilasyon kuramı, ikinci neslin
göç alan ülkedeki toplumsal tabakalaşmaya entegrasyon sürecini ve bunun sonuçlarını
araştırır.

b)
Göç Gönderen Ülke ve Göçmen Aktivizmi
: Göç
gönderen devletlerin hükümet temsilcileri ve diplomatları, mesailerinin önemli
bir bölümünü, başka bir ülkede göçmen statüsünde ikamet eden vatandaşlarının
ulus-ötesi faaliyet ve aktivizmlerini desteklemek ya da kendi çıkar ve
beklentileri yönünde şekillendirmek için harcamaktadırlar. Göçmenler,
bulundukları ülkede anavatanlarını ilgilendiren konularda siyasi süreçleri
etkilemek amacıyla örgütlenip lobi faaliyetleri yapabilmektedirler.

c)
Göçmen Dayanışma Ağları
: Tilly’e göre göç
edenler, göçmenler ya da haneler değil, birbirine farklı türde toplumsal ilişkiler
ve ağlarla bağlı insanlardan oluşan topluluklardır.

Göçmen dayanışma ağlarının ve ilişkilerinin
daha yoğun olduğu bağlamlarda göçmenlerin siyasi katılımının da daha yüksek
olduğu gözlemlenmektedir.

ULUS-ÖTESİ
TOPLUMSAL HAREKETLER

Küreselleşme farklı birimler ve düzeylerde incelenebilecek
çok boyutlu bir olgudur.
Neoliberal ideoloji ile
beslenen yukarıdan küreselleşme, emek piyasasını
yeniden ve küresel ölçekte oluşturarak nüfuz ve etki alanını genişletmektedir. Aşağıdan küreselleşme ise, ekonomik küreselleşme ve
onun beraberinde getirdiği ya da derinleştirdiği eşitsizliklere direnen
insanların, örgütlerin, oluşumların ve hareketlerin ilişkileri, etkileşimleri
ve mücadeleleri bütünüdür.

“Siyasal alan”ın sınırlarının yeniden tanımlandığı
bu süreçte ulus-ötesi toplumsal hareketler dünya siyasetinde yeni normların ve
yönetişim şekillerinin oluşması için mücadele vermektedirler.

Ulus-ötesi toplumsal hareketler kendilerini
oluşturan aktör ve gruplar açısından bakıldığında daha heterojen,
çoklu-kimlikli ve çok daha akışkan bir yapı ortaya koymaktadır.

Ulus-ötesi bağların oluşmasında etkin olan
göçmenlerin eyleyiciliğinin en temel özelliği düzenli olmasıdır. Göçmenlerin
ulus-ötesi alana ve hareketlere katılımını üç açıdan ele almak mümkündür. “Doğrusal
ulus-ötesilik” para gönderme, göçmen ağ ve dernekleri kurma gibi ulus-ötesi
pratikler ve katılım aracılığıyla göçmenleri göç gönderen bağlama bağlar.
“Kaynaklara bağımlı ulus-ötesilik” göçmenlerin sahip oldukları ve göç sürecinde
edindikleri kaynaklar ölçüsünde ulus-ötesi faaliyetlere katılmaları ve göç
gönderen bağlamla bağlantı kurmaları durumudur. “Tepkisel ulus-ötesilik” ise
göçmenlerin göç alan ülkede yaşadıkları dışlayıcı ve olumsuz deneyimler
sonucunda bu ülke toplumuna tepki duyması ve göç gönderen ülkeye yönelmeleri
durumudur.

ULUSLARARASI
GÖÇE DAYALI TOPLUMSAL HAREKETLER

“Bizsiz
Bir Gün” eylemi
: 1 Mart 2011 tarihinde
Avrupa’nın farklı şehirlerinde göçmenlerin Avrupa’ya yaptığı katkıyı görünür kılmak
adına “Bizsiz 24 Saat” eylemi yapılmıştır.
Bu
bir gün süresince eyleme katılan göçmen ve STK’lar herkesi çalışmamaya ve
tüketimini durdurmaya davet etmekte, böylece göçmenlerin toplumların sürekliliği
ve refahına yaptığı önemli katkıyı vurgulamayı amaçlamaktadır.

Göçmen
hakları ve göç yasası protestosu için yürüyüş
:
ABD’nin Latin Amerika’ya yaptığı ekonomik ve siyasi müdahaleler ABD’ye göçü
tetikleyici yönde bir rol oynamıştır. Latin Amerikalı göçmenler ağırlıklı
olarak Kaliforniya, Teksas, Arizona ve New Mexico eyaletlerinde yerleşmiş ve
buralarda yoğun göçmen dayanışma ağlarının kurulmasına öncülük etmişlerdir.

Göçün
kadınlaşmasına karşı kampanya ve protestolar
:
Singapur’da sınırlı göçmen aktivizmi sendikaları,
dinî kurumları ve yabancı devlet temsilciliklerini göçmen haklarının korunması
için daha yoğun bir çaba içine girmeye itmiştir.
2001
yılında 19 yaşındaki Endonezyalı bir göçmen kadın işçinin işvereni tarafından
dövülerek öldürülmesi Singapur basınında geniş yer bulmuş ve göçmen kadın
emekçilerin haklarının korunması için kampanyalar yürüten Çalışma Komitesi
isimli hareketin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Göçmen
ayaklanmaları
: 2000 yılında 19 yaşındaki
Cezayir kökenli Ryad Hamlaoui’nin bir polis tarafından öldürülmesi, iki gün süren
göçmen ayaklanmalarına yol açmıştır.

Göçmenlerin
açlık grevi
: Yunanistan’da oturma izni için mücadele veren çoğunluğu
Kuzey Afrikalı olan 300 göçmen, 25 Ocak 2011 tarihinde başladıkları ve 6 hafta
süren açlık grevlerini Yunan hükümeti ile yaptıkları anlaşma ile sona erdirmişlerdir.
Grev sonucunda geçici oturma izni almayı başarmışlardır.

Türkiye’den
göçmenlerle dayanışmaya bir örnek
:
2010 yılında kurulan Göçmen Dayanışma Ağı Türkiye’de
göç olgusuna ilişkin farkındalık yaratılması için faaliyetlerini sürdürmektedir.

Ulus-ötesi
göçten ulus-ötesi toplumsal hareket
:
Avrupa’ya Alevi göçü, 1960’lı yıllarda
Türkiye’nin Almanya’yla ve diğer Batı Avrupa ülkeleriyle yaptığı ikili anlaşmalar
aracılığıyla başlamıştır.
90’lı yıllarda
Türkiye’de meydana gelen Sivas ve Gazi olayları da Alevileri Almanya’da Alevi
kimliği etrafında örgütlenmeye itmiştir.

GÖÇE
DAYALI TOPLUMSAL HAREKETLERLE İLGİLİ ARAŞTIRMALARDA YENİ YÖNELİMLER

Ulus-ötesi göçmen siyasetinin de yerel
liderleri erkeklerdir.

Bunun nedenlerinin farklı çalışmalarla
ortaya konmasına ihtiyaç vardır.

Yeni Toplumsal Hareketler
Editör: Prof. Dr. Bilhan Kartal & Prof. Dr. Belkıs Kümbetoğlu
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 2345
Eylül, 2011 Eskişehir