YALNIZCILIK POLİTİKASI

78
PAYLAŞ

 

YALNIZCILIK POLİTİKASI

 

Dünya politikasına ve uluslararası so­runlara aktif
olarak katılmamayı ve diğer devletlerle ilişkileri en alt düzeyde tutmayı
öngören bir dış politika stratejisidir.

Yalnızcılık politikası, uluslararası ilişki­lerde,
infîrad politikası, ayrı durma politi­kası, izolasyonizm ve Monreo Doktrini
kavramlarıyla eş anlamlı olarak kullanıl­maktadır. Yalnızcılık politikası,
askeri itti­faklara girmemeyi ve diğer devletlere ülke­si üzerinde askeri kolaylıklar
tanımamayı Öngörür. Böyle bir politikanın izlenmesi, devletin güvenliğini ve
bağımsızlığını an­cak bu şekilde koruyabileceği varsayımına

dayanır. Ancak yalnızcılık politikası izle­yen
devletin herşeyden önce hem kendi kendine yeterli hem de ulusal savunmasını
kendi imkânlarıyla gerçekleştirebilecek durumda olması gereklidir. Bu politika
uluslararası sistemde güç dağılımının uy­gun olduğu ve askeri, ekonomik ve
ideolo­jik tehditlerin söz konusu olmadığı durum­larda başarılı bir şekilde
uygulanabilir. Böyle bîr politika izleyen ve ekonomik ve sosyal bakımdan kendi
kendine yeterli olan bir devlet, uluslararası ortamı kendi amaç­lan
doğrultusunda değiştirmeyi amaçla­maz.

Amerika’da bu politika ilk defa 1782’de John Adams
tarafından dile getirilmiştir. Adams, Avrupa ülkelerinin, Birleşik Dev­letleri,
kendi gerçek veya hayali güç denge­si sistemlerine bağlamak ve dış politika yö­rüngelerine
almak üzere manevralara giri­şeceklerinden kuşkulandığını söylemiştir. Avrupa
işlerine karışmamak prensibini Amerika’nın bir dış politika kuralı olarak
gözetmesini Önermiştir. George Washing­ton ise, 1796’da veda mesajında bunu
şöyle ifade etmiştir: “Gerçek politikamız hiç bir yabancı devletle
bağlaşma yapmamaktır. Avrupa’nın birinci derecede önem taşıyan sorunları bizi
hiç ilgilendirmemekte veya çok uzaktan ilgilendirmektedir. Avrupalı­ların
ihtirasları, çıkarları ve rekabet müca­deleleri bizim davalarımız değildir.
Suni bağlarla Avrupa politikasına girmek, dost­luk kombinezonlarına karışmak
veya düş­manlıklara hedef olmak isabetli bir davra­nış teşkil
etmeyecektir.” Yalnızcılık politi­kasının Amerika Birleşik Devletleri dış
po­litikasında kapsamlı bir şekilde uygulan­maya başlaması Başkan Monreo’nun 8
Ara­lık 1823’te Kongre’ye gönderdiği mesajından sonra olmuştur. Bu politika
daha sonra Monreo Doktrini adını almıştır. Başkan Monreo mesajında, Amerikan
Dış politika­sının temel ilkelerini şöyle belirtmiştir:

1) Amerika’nın Avrupa ile hiçbir politik ilgisi yoktur
ve Avrupa işlerine karışmayacaktır. Buna karşılık Avrupa devletleri de Amerika
kıtalarının (Kuzey ve Güney Amerika) içiş­lerine karışmamalıdırlar ve Amerika
kıta­larından uzak durmalıdırlar.

 2) Ameri­ka’nın
bu isteğine rağmen, eğer her hangi bir Avrupa devleti Amerika kıtalarına ayak
basar ve bu kıtalarda bir sömürgecilik te­şebbüsünde bulunursa, Amerika
Birleşik Devletleri bu hareketi düşmanca bir hareket sayacak ve Avrupa
devletleri Birleşik Ame­rika’yı karşısında bulacaktır.

Yalnızcılık politikasının uygulanabil­mesi için gerek
uluslararası sistemdeki güç dağılımının, gerekse ülkelerin coğrafık ve
topografik özelliklerinin buna uygun olma­sı gereklidir. Ülkenin dağlarla
çevrili olma­sı, okyanuslarla diğer devletlerden ayrılma­sı içinde bulunduğumuz
yüzyıla kadar ül­keyi dış tehditlerden koruyan ve böyle bir politikayı
uygulamayı kolaylaştıran faktör­lerdi. Öte yandan yalnızcılık politikasının
uygulanması iki kutuplu bir sistemde müm­kün olmamaktadır. Örneğin, ABD 1917*de
Birinci Dünya Savaşı’na ve 1941’de de İkin­ci Dünya Savaşı’na katılarak bu
geleneksel politikasını iki defa terketmek durumunda kalmıştır. Birinci Dünya
Savaşı’ndan sonra, kendi önderlik etmiş olduğu Milletler Ce-miyeti’ne
girmeyerek tekrar yalnızcılık po­litikasına dönmüştür. İkinci Dünya Sava-şı’nın
bitiminde yine aynı şekilde tekrar yal­nızcılık politikasına dönmek istediyse
de değişen dünya sistemi içinde bu politikanın sürdürülmesinin zor olduğuna
karar vererek NATO’nun kurulmasına önderlik etmiş ve “Doğu” ve
“Batı” bloklarından oluşan iki kutuplu dünyada batı blokunun kutup ön­derliğini
üstlenmiştir.

Bu politika Sovyet dış politikasında da uygulama
bulmuştur. Yeni kurulan Sovyet Devleti ilk yıllarında uluslararası sistemden
belli bir süre ayrı kalarak bu politikayı uy­gulamıştır. Ancak 1920lerle
birlikte diğer devletlerle ilişkilerini geliştirmiş, diploma­tik temasları ve
elçi değişimini arttırmış ve Milletler Cemiyeti’ne girerek uluslararası
sistemle bütünleşmiştir. İkinci Dünya Sa-vaşı’ndan sonra ise Sovyetler Birliği,
Dün­ya politikasının iki odak noktasından biri haline gelmiştir.

Japonya ise 1854’te uygulamaya başladı­ğı yalnızcılık
politikasını elli yıl başarıyla sürdürmüştür. 1866’dan Birinci Dünya Sa­vaşı’na
kadar Etiyopya da yalnızcılık politi­kası izlemiştir.

Bir devletin yalnızcılık politikası izleye­bilmesi
için dünyadaki yapılanmanın da buna uygun olması gereklidir. Yalnızcılık
politikası uygulayan devletler bu politikayı takip ederken dünya sorunlarının
tamamen dışında kalmamaktadırlar. İlişkilerini sür­dürürken uluslararası
ortamda bir çatışma­nın çıkmamasına da dikkat etmektedirler. Diğer taraftan
ülkenin coğrafya ve topog­rafya Özelliklerinin yalnızcılık politikası­nın
uygulanmasındaki etkisi teknolojinin gelişmesine ve ulaşımın kolaylaşmasına
parelel olarak yavaş yavaş önemini kaybet­mektedir.

Tayyar ARI

 

PAYLAŞ
Önceki makaleYAHUDİLİK
Sonraki makaleYANSITMA