Yakın dönem Türk Hiciv (Yergi) Edebiyatı’nın gönül dünyamızdaki seçkin isimlerden birisi NeyzenTevfik

0
19

Önder
Göçkün –
Yakın dönem Türk Hiciv (Yergi) Edebiyatı’nın gönül
dünyamızdaki seçkin isimlerden birisi Neyzen Tevfik

Hem Neyzen’i, hem de kardeşi Veteriner hekim
Şefik Kolaylı’yı yakından tanıyan aile dostlarından birisi, İzzet Şatıroğlu Bey
idi.

Şefik Kolaylı Fransa Baytar Mektebi
(Veteriner Fakültesinde tahsilini yapmaya gittiğinde, kendisine okula kayıt
yaptırabilmesi için soy ismi sorulmuş. O zamanlarda Soyadı Kanunu olmadığı
için, Şefik Bey, babası Haşan Fehmi Bey’e mektup yazarak durumu anlatmış. Babası
da kendisine aslen Bafra’nın Kolay köyünden olduklarını, soy ismi olarak ‘Kolaylıoğlu’
yazdırmasını istemiş. Bunun üzerine, Soyadı Kanunu çıkınca Şefik amca Bafra’daki
akrabaları ile de anlaşarak, ‘Kolaylı’ soyadını almış.

1887 yılında, henüz sekiz yaşında iken bir
gün babasıyla Bodrum’un Tepecik kahvesine giden küçük Tevfik, orada dinlediği
bir ney’in sesine hayran kalır ve o günden itibaren bu büyülü musikî aleti ile
yakından ilgilenmeye başlar.

Tevfik; babası Riişdiye Muallimi Haşan Fehmi
Efendi’nin Urla’ya tayin olmasıyla birlikte, oraya gider. Urla’da, berberlik
yapan Neyzen Kâzım Efendi ile tanışır ve kendisinden ney dersleri alarak, bu
konudaki becerisini geliştirir (s. 931).

Şair Eşref, Abdülhalim Memduh, Tokadizâde
Şekip, Tevfık Nevzat Bey gibi isimlerin, kendisinin şair olarak yetişmesindeki
katkıları büyüktür. Özellikle Şair Eşrefin, Neyzen’in üzerinde hiciv, yergi
sanatı açısından tesiri tam olmuştur.

İlk şiiri ise, 30 Nisan 1314 (1898) tarihli
Muktebes mecmuasında, “Urla Mekteb-i

Rüşdiyesi Muallim-i Evveli Haşan Efendi’nin
mahdumu Tevfık” başlığı altında çıkan ve:

Dilşikârım sen esîr ettin dil-i nâşâdımı,

Şîvekârım levha-i hüsnün gönül sayyâdı mı?

Düştüğüm günden beri gafletle hüsnün dâmına,

Eyledin eflâke i’lâ ahimi, feryâdımı.

…tarzında başlayan, santimantal; aşırı
duygulu bir aşkın ifadesi olan Gazel’idir.

1900 yılında İstanbul’a gelen Neyzen, orada
bir taraftan Fatih Medresesi’ne girer; diğer taraftan da, İstanbul’un sanat ve
edebiyat dünyasının içkili musikî meclislerine gidip gelmeye başlar.

1908’den sonra, iktidarda bulunan İttihat ve
Terakki Partisi ile anlaşmazlığa düşerek Mısır’a gider ve orada yedi yıl kalır.

Dönüşünde kendini bütünüyle ney’e ve mey’e
teslim eder (s. 932).

“Azâb-ı Mukaddes adını taşıyan eserinin ilk
defa neşrinden sonra, Tevfık Bey’e, bu kitabın karşılığı olarak otuz beş bin
lira civarında bir para verildi. Ben üç gün sonra yanma gidince gördüm ki, otuz
beş kuruşu bile yoktu. Eline geçen bütün parayı yoksullara ve ihtiyacı olanlara
dağıtmıştı.

Bir gün birlikte yürürken, üstü başı hırpani,
tam anlamıyla yoksul, perişan ayakkabı boyacısı bir çocuğa rastlamış idik.
Neyzen, çıplak ayaklarını çocuğa uzatarak boyattı. Ben ilk defa gördüğüm bu
manzara karşısında hayretimi gizleyemedim. Neyzen:

-Ne yapayım İzzet? Ayakkabım yok ki
boyatayım! Ama o zavallı çocuğun üç kuruş kazanarak gönlünün hoş olması için
ayaklarımı boyattım! Beni ta’yib etme (ayıplama). dedi.”

İzzet Şatıroğlu Bey

Göçkün, Önder. (2015), “Yakın dönem Türk Hiciv (Yergi) Edebiyatı’nın gönül dünyamızdaki seçkin
isimlerden birisi Neyzen Tevfik
,” Geçmişten
Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri
, Ed. Osman Köse, Canik Belediyesi
Kültür Yayınları, Cilt: 2, (s. 931-936), Samsun

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here