Yahya Kemal – Aziz İstanbul

Yahya Kemal – Aziz İstanbul

Bir iklimin manzarası, mimarisi ve halkı arasında halis ve
tam bir ahenk varsa, orada, gözlere bir vatan tablosu görünür.

Türkler İstanbul’u 1453’te, Bizans’tan bir virane halinde
tevarüs ettiler.

Grousset, Haçlı Seferlerini kımıldatan sebebin 1071’de
Malazgird’de Türk Hakanı Alp Arslan’ın Bizans İmparatoru’nu orada mağlup edip
esir etmesi olarak gösteriyor.

İstanbul Muhasarası’nı 1453 senesinin Nisan ve Mayıs
aylarında, 53 gün, kendi gözleriyle görenlerden ve gördüklerini yazanlardan beş
kişinin hatıratı bizlere kadar gelebilmiştir.

(Bunlardan biri) Bizans Kayseri Konstantin Dragozes’in baş
mabeyincisi Phrantzes’dir.

(Bir diğeri) Bizans müverrihi Dukas’dır. Biri Kardinal
İzidor’dur, biri Venedikli bir geminin hekimi Barbaro’dur, biri de bizim
fetihte hazır bulunmuş olan yegâne müverrihimiz Tursun Beg’dir.

Bunlardan başka (…) Fatih’in hizmetinde bulunmuş olan
diplomat tarihçi Kritovulos vardır.

Arap hançeresinin Roma kelimesindeki o’yu u telaffuz
edişinden Arapların Roma’yı nasıl tesmiye ettikleri bellidir. Rum kelimesinin
gene Türkçede mevcut olan Roma kelimesi olduğunu düşünmeyiz bile.

Biz, Bizans İmparatorluğu’nun eski Yunancayı milli dil
olarak benimsemiş ve Ortodoks halkına Rum demişiz…

Bayrampaşa deresi adını verdiğimiz Lykos vadisi şehri ikiye
bölen münhat sahaydı. Topçu kuvveti ve fetihte büyük iş gören büyük top bu
hedef karşısında mevzi almıştı.

29 Mayıs Salı gününden sonra şehrin içinde harp devam
etmiştir. Şehzadebaşı’nda, tenha bir sokakta Onsekiz Seymenler Mezarlığı
vardır; şehrin içinde döğüşerek oraya kadar ilerleyen, orada şehit düşen on
sekiz Seymen, yazısız mezar taşları altında, orada yatmaktadırlar. (s. 45)

Osmanlı-Türk saltanatının İran’la mücadelesi (…) Sünnilik ve
Şiilik şeklinde (…) bir milliyet mücadelesidir.

Zorlara dağlar dayanmaz.

Topkapı Sarayı erkek değil dişidir. Birinden ötekine geçilen
bu yüzlerce oda bir vücut ve ten cenneti imiş.

Ne harâbî ne harâbâtîyim

Kökü mâzide olan âtîyim

Şişli, Kadıköy, Moda gibi semtlerde (…) minareler görünmez,
ezanlar işitilmez.

…Müslüman rüyasıdır ki bizi henüz bir millet halinde
tutuyor.

İstanbul Fetih Cemiyeti

1964