Wittgenstein

Kasım 2004,

Wittgenstein, İlk dönem: Doğa bilimleri alanı ile sınırlı olan anlamlı dil kullanımlarının sınırlarının belirlenmesi (mantık/matematik araştırmaları)
“Dilin anlamlı kullanımının sınırları olgular bütünü olarak görülen dünyadır”

Olgular bütünü olarak dünya, dilin anlamlılığının zeminidir (!)

“Sınır” düşüncesi, temel amaç bu

Dilin yasal kullanımı(okuyucuyu sınırlıyor)

“Düşünce, insanın kendine olduğu ölçüde başkalarına da haz ve yarar sağlayabilecek çeşitliliği olmasına karşılık, kendi kendini açığa vuramaz” Locke

Ben söylerim, o dinler, bir şey söylemese de sözlerim o dinler, duyduğu nedir bilmem, ama bir yargı mutlaka oluşur (bir şey söyleyemesem de bir yargı mutlaka oluşur!!!)

Olgusal dil(bir de gündelik dil var)’in iki özelliği var; söylemek ve göstermek (!)

Dil, önermelerden oluşur,
Önermeler cümlelerden meydana gelir.
– bildirme
– belirtme
– yaptırma
– törensel
– eylemsel

Bütün cümleler değil, sadece doğru veya yanlış olan/olabilen, yargı içeren cümleler önermedir.

Wittgenstein’ın resimlemenin biçimi dediği şey, bir resmin mümkün bir resim olabilmek için resimlediği şey ile ortak olarak paylaşması gereken biçimdir.

Yalın önermeler:
Dilin üzerinde durduğu zemini oluşturur. Birbirlerinden bağımsızdır.

Adlar:
Önerme; adlardan/sözcüklerden ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerinden oluşur. Bir nesneyi işaret/temsil eden sözcükler (ad)
Her ad bir işaret olduğu gibi her işaret bir ad olamaz.

Nesnelerin mümkün düzenlenmelerinden meydana gelen mümkün gerçeklik olarak dünya,

Dünyada yalnızca olgular vardır, değerler yoktur.

Olgular dünyasının belirginleştirilebilmesi için ilkin değerlerin -değerlerin oluşturduğu dünyanın- olgular dünyasının dışına çıkarılması gerekir.

Nesneler değişmeden kalırlar; değişen, nesnelerin düzenlenişleridir.

Nesneler
Bir nesnenin bilinmesi, onun diğer nesnelerle olan bağlantılarının, olanağının da bilinmesi demektir.

Bir önerme ancak bir şeyin nasıl olduğunu söyleyebilir, ne olduğunu değil.

Nesne durumların yapısını belirleyen nesneler aynı zamanda olguların da yapısını ve biçimini belirlemektedirler.

Mantıksal uzay içindeki bir yalın durumun varlığı, başka bir yalın durumun varlığına bağlı değildir. (burada sıkıntı başlıyor)

Yalın durumlar, kendi başına bağımsız birer nokta gibidirler ve gerçeklikte bu noktalardan oluşan bir mümkün durumlardan örülü koordinat sistemi -ağı- gibidir.

Olgu
Yalın durumlardan meydana gelen bir yapıdadır.

Önermeyi oluşturan adların nesne durumunu oluşturan ögeleri birebir temsil etmesi ve önermeyi oluşturan adların düzenlenme biçiminin yalın durumu oluşturan nesnelerin düzenlenme biçimi ile aynen yansıtmasıdır. Bunu gerçekleştiren öenrmeler doğru önermelerdir.

Yaşam sorununun çözümü, bu soruların kayboluşundadır.(görmezden gelmek :))