William Blake kimdir? Hayatı ve eserleri

49

William Blake kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1757-1827) İngiliz ressam ve şair. Şiirde imgele­min rolünü ön plana çıkarmasıyla ve Fransız Devrimi’ni, Amerikan Ba­ğımsızlık Savaşı’nı destekleyen radi­kal görüşleriyle İngiliz Romantik Okulu’nun hazırlayıcılarından ol­muştur. 28 Kasım 1757’de, Londra’da doğdu. Babası orta halli bir çorap imalatçısıydı. Tipik bir orta sınıf ailesi içinde büyüdü. Okula gitmedi ve ilk bilgilerini annesi ile babasından aldı. Yetişme çağında Londra büyük bir metropol haline gelme sürecindeydi ve yaşadığı yer Londra’nın en kentleşmiş bölgelerinden biri olan Piccadilly yöresiydi. Ailesi yerleşmiş kiliseye karşı olan bir protestan grubun üyesiydi. Blake vaftiz edilmesine karşın sıkı bir dinsel eğitim görmedi. Çocukluğundaki bu dinsel serbestlik, sonradan mistik ve tümtanrıcılığa yaklaşan görüşlerinin oluşmasında önemli bir rol oynadı.

On yaşındayken bir çizim okuluna gitmeye başladı. Bu dönemde ressam olmak için büyük bir istek duyuyordu. Bir süre sonra, William Ryland adında, çok beğenilen bir gravürcünün yanına çırak olarak girdi. Ancak bu ustadan pek hoşlanmadığı için onun yanından ayrılarak James Basire’in çırağı oldu. Basire’in resim anlayışı oldukça klasik ve modası geçmekte olan bir anlayıştı. Yaşamı boyunca özellikle teknik bakımdan bu ustanın etkisinden kurtulamadı. Hiçbir zaman başarılı bir gravürcü olmamasında bu dönemde gördüğü modası geçmiş gravür eğitiminin rolü büyüktür. 1778’de Londra’da oluşmaya başlayan radikal bir aydın çevreye katıldı. Bu çevrenin önde gelen liberal ve cumhuriyetçi kişileri arasında Swe- denborg’un oluşturduğu mistik tarikatın bir üyesi olan John Flaxman da vardı. Amerikan kolonilerinde­ki, yerleşik kilise düzenine karşı çıkan protestan eğilimlere yatkınlık duyan ve İngiliz hükümetinin bu kolonilere karşı uyguladığı baskıcı siyaseti eleştiren bu grup, rahip Anthony Matthew’nın ve radikal yayıncı Joseph Johnson’un evlerinde sürekli toplantı­lar düzenliyordu. Blake ilk şiir kitabı olan Poetical Sketches’i (“Şiir Karalamaları”) rahipMatthew ve John Flaxman’ın yardımıyla yayımladı. Poetical Sketches yazarın yirmi yaşından beri yazdığı şiir denemelerini içeriyordu.

1779’dan sonra resim çalışmalarını Krallık Akademisi’nde sürdüren Blake, 1782’de Catherine Sophia Boucher ile evlendi. Evlendiklerinde okuma yazma bile bilmeyen karısının eğitimi ile kendisi ilgilendi; bir süre sonra Catherine Blake şair ile birlikte Milton’ın Paradise Lost’unu (“Kayıp Cennet”) okuyor vc şiirle­rinin resimlenmesine yardımcı oluyordu. Blake 1784’te yem şiirler yazmaya başladı. Bu şiirler 1789’da Songs of Innocence (“Masumiyet Şarkıları”) adıyla ve şairin kendi desenleriyle yayımlandı. Songs of Innocence 1794’tc Blake’in sonraki şiirlerini içeren Songs of Experiencc (“Olgunluk Şarkıları”) ile birlikte yeniden yayımlandı. Şair bu ikinci kitabını da kendi resimlemişti. 1790-1793 arasında mistik ve tümtanncı görüşlerini bir düzyazı kitabıyla dile getirdi. The Marriage of Heaven and Hell (“Cennet ve Cehenne­min Evliliği”) adlı bu kitap, Swedenborg’un “iyi” ve “kötü”; “cennet” ve “cehennem” kavramlarım birbi­rine karşıt olarak tasarlayan mistik anlayışına bir cevaptı. Blake iyi ve kötünün aynı bütünün ayrılmaz parçalan olduğunu, genellikle “iyi” ile özdeşlenen uyum ve dinginliğin, “kötü” ile özdeşlenen enerji, eylemlilik ve mücadele kararlılığından ayrılamaz olduğunu savunuyordu.

1790’lı yıllarda Blake uyaksız ve Incil’in-King James çevirisinin ölçüsünde bir şiir biçimi geliştirdi. Bu türde yazdığı The French Revolution (“Fransız Devrimi”) adlı uzun şiirinin 1791’de basılması bekle­niyordu, ancak yayıncı Joseph Johnson, son anda, Blake’in o güne dek yazdığı en “siyasal” şiir olan bu kitabı yayımlamaktan vazgeçti. Joseph Johnson, Bla- ke’den başka, William Godwin, Mary Wollstonecraft ve Thomas Paine gibi radikal yazarların da yapıtlarını basıyordu. Ancak İngiliz hükümetinin bu çevreyekarşı baskısını artırması, yayıncının daha temkinli davran­masına yol açmıştı. Nitekim 1791’de basılmasından vazgeçilen kitaplar arasında Blake’in şiiriyle birlikte Thomas Paine’in Rights of Man’inin (“İnsan Hakla­rı”) ikinci cildi de vardı.Fransız Devrimi’ne tutkulu bir sempatiyle yaklaşan çevreler için İngiltere’nin Fransa ile savaşa girmesi önemli bir darbe oldu. Blakc’in yazılarının tonu giderek güncel siyasetten uzaklaştı ve bir kıssa havasına büründü.

Savaşla birlikte gelen enflasyon ve iktisadi buna­lım, gravür satışlarını da engelledi. Uzun bir süre iktisadi sıkıntı içinde kalan Blake, ISCC’de Sussex yakınında Felpham’da yaşayan William Hayley ile birlikte çalışmak için, onun yanına taşındı. Bu olayı izleyen üç vıl, onun Londra dışında yaşadığı tek dönemdir. Kötü bir şair saydığı Haylev’in koruyu­culuğu altında yaşamak Blake’e çok güç geldi. 1803 Ağustosu’nda evinin bahçesine giren ve kendisine hakaret eden bir askeri dövmesi ve bu yüzden hakkında soruşturma açılması, Blake’in Londra’ya dötımc kararını çabuklaştırdı.

Londra’da şiir ve resim alanlarında yaşamının en kapsamlı ve iddialı yapıtlarını vermeye başladı.

1808’de Milton ve 1820’de de Jerusalem (“Ku­düs”) adlı kitaplarını tamamladı. Bu iki şiir kitabıyla dünya görüşünü düzenli bir bütün halinde sunmayı başarıyordu. Çocukluğundan beri kendisinde varolan ve tüm şiiriyle resimlerinde ortaya çıkan üstün düş gücü, bu son iki yapıtta kehanete varan bir anlatım biçimine ulaşmıştı. Jerusalem, “yeni bir toplum” düşünün en yetkin anlatımıydı.

1809’u izleyen yıllarda Blake bir ressam ve şair olarak çağı tarafından hemen hemen unutuldu. Gra­vür tekniğinin eksikliği, yaşamını kazanmak için yaptığı gravürlerin beğenilmesini engelliyordu. Şiirle­ri ise, romantik kuşağın büyük isimleri olan Word- svvorth ve Coleridge’i büyük bir heyecanla karşılayan Ingiliz halkını pek fazla etkilemiyordu.

Yaşamının son yıllarında resim alanında iki büyük çabaya girişti: 1825’tc Dante’nin Divına Com- media’sını (İlahı Komedya) 1826’da da Incil’den “Eyüb’ün Kıtabı”nı resimledi. Bu iki çalışması da fazla ilgi görmedi. 12 Ağustos 1827’de öldü.

Yaşadığı çağda hemen hemen hiç ilgi görmeyen şair, 19. yy’ın sonunda W.B. Yeats ve 20. yy’ın başında da T.S. Eliot tarafından üne kavuşturuldu.

Blake’in şiirinde ve resminde en ön planda olan imgelem ve akıl özellik, onun engin düş gücü ve “gönül gözüyle karşıtlığı görme” özelliğidir. Bu özellik onun naif, dürüst ve basit anlatımının temelim oluşturur. Kendisinden sonra gelen İngiliz romantik şairleri için çok önemli olan imgelemin akıl karşısında öne çıkarılması, ilk kapsamlı anlatımını Blake’de bulur. Birçok eleştirmen Blake’i bir “visionarv” (kahin, düşgörücü) olarak tanımlamıştır. Bu tanımlamanın iki anlamı vardır:

Birincisi, Blake’in çocukluğundan beri süren, gördüğü düşleri son derece ayrıntılı ve güçlü bir anlatımla yazıya ya da resme dökebilme özelliğiyle ilgilidir.

İkincisi ise, insan toplumunun geleceği hakkındaki düşüncelerini bir kehanet biçiminde anlatmasıyla bağıntılıdır. Gerçi Blake bu anlatımı dinsel imgeler ve temalar çerçevesinde gerçekleştirmiştir; ancak son çözümlemede Blake’in kehanetleri, bir tanrıtanımaz olan romantik şair Shelley’nin gelecekteki toplum tasarımlarından çok farklı değildir.

Blake’e göre evren tek ve ayrılmaz bir bütündür ve iyi-kötü, masumiyet-günah, uyum-karmaşa gibi karşıtlıklar bu bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Örne­ğin Songs of Experience içinde yer alan “Tyger” (“Kaplan”) şiiri, masumiyet simgesi olan “kuzu” ile şiddet ve güç simgesi olan “kaplan”ın aynı Tanrı’nın yaratıkları olduğunu onun değişik ve karşıt yönlerini ifade ettiklerini anlatır. Tanrıyı evrenin bu karşıtlıkla­rı içinde barındıran bütünlüğünde bulan Blake, bu görüşüyle tümtanncı bir anlayışa ulaşır. Özellikle çağdaşı olan Hıristiyan mistiği Swedenborg’un temsil ettiği iyi ve kötüyü karşılıklı dıştalayanlar olarak ele alan anlayışa karşı çıkar: Blake’te Şeytan, evrenin şiddet, güç, enerji gibi dinamik öğelerinin temsilcisi­dir, bu yüzden mutlak bir ‘’düşman” gibi ele alına­maz. Bunun gibi, “Melek” kavramı da Blake için eylemsizliği, hatta iki yüzlülüğü simgeleyen olumsuz bir çağrışım sağlar.

Blake, radikal tümtanrıcı görüşünün bir sonucu olarak, maddi dünyayı manevi dünya, yaşanan anı “öbür dünya” karşısında terketmeye karşıdır. Evreni oluşturan diyalektik karşıtlıklar bütünü, maddi dünya ve yaşanılan an için de bütün zenginlikleriyle geçerli- dir ve bu yüzden de dönüştürülmeleri, daha ıyı bir dünyanın yaratılması olanaksız değildir. Bu yaklaşım Blake’in çağının siyasi olaylarına duyduğu ilginin, devrimci hareketleri coşkuyla desteklemesinin bir sonucudur. Gerçi Blake Amerikan Bağımsızlık Sava- şı’mn başarısının nasıl bir toplum düzeni getirdiğini yakından gözleyememiştir. Dahası çağdaşı olan ro­mantikler gibi, Fransız Dcvrimi’nin Napoleon dikta­törlüğüne ve yayılmacılığına dönüştüğünü izleyerek düş kırıklığına uğramıştır. Ancak bu iki mücadelenin de kendi düşlediği yeni toplum için bir ön koşul olduğu inancını hiçbir zaman yitirmemiştir. Blake yeni toplum düşünü özellikle Milton ve Jerusalem şiirlerinde dile getirmiştir, ancak varolan toplum yapısının eleştirisi önceki şiirlerinde de içkin olarak vardır. Sanayileşmeye ve onun getirdiği yoksulluğa ve yabancılaşmaya şiddetle karşı çıkışı, örneğin “Lon- don” şiirindeki kapkara Londra portresinde açıklıkla gözlenebilir. Blake’in önerdiği ya da kahinliğim yaptığı seçenek,ferusalem’deki “Yeni Kudüs” anlayı­şında dile gelir. “Yeni Kudüs” mistik bir dille anlatılan bir ütopyadır. Üretim ve insan ilişkilerinde sanayileşmeden ve kentleşmeden uzaklaşma, doğal bir yaşam tarzına dönüş isteğini dile getirir. Blake’e göre bu yeni toplum biçimine salt toplumsal, siyasal ve iktisadi reformlar yoluyla değil, manevi ve tinsel bir arınma vc aydınlanma aracılığıyla varılabilir. Blake’m “aydınlanma” anlayışı kendi mistik diyalektik görü­şünün bir gereği olarak akılcı ve imgeleme davalı öğeleri yan yana barındırır. Ancak Blake, kendisini izleyecek olan romantikler gibi imgelem gücüne daha çok ağırlık tanımaktadır.

Blake’in bir ressam olarak kimliği de sınırsız düş özellikleri gücünün temelinde ve tümtanrıcı anlayışının çerçevesi içinde oluşmuştur. Her türlü fiziksel, tinsel, ahlaksal ya da estetik baskıya karşı koyan sanatsal tavrıyla çağdaşlan arasında özel bir yeri vardır. Akılcılığı ve maddeciliği düşüncesinden tümüyle dıştalamamakla birlikte, bu anlayışların egemen olduğu bir sanata karşıdır. Ona göre, ideal güzellik ancak kişinin yapısında bulunuyorsa sanatsal olarak gerçekleştirile­bilir.

Resim anlayışını oluşturan ilgi alanları çeşitlidir: Elizabeth Çağı şiiri. Gotik dönem anıt mezarları, Michelangelo’nun yapıtları, antik kalıntılar ve İncil’ in görsel tasarımı bunlar arasında sayılabilir.

Blake başlangıçtaki kitap resimlemelerinde John Flaxman ve John Hamılton Mortimer’ın neo-klasik üsluplarının etkilerini yansıtır. Ancak sanatı üzerin­deki en büyük etki gençlik yıllarında incelediği Orta Çağ’a ait anıt mezarlardan gelir. Öte yandan, resimle­rinde belirgin olarak gözlenen başka bir öğe de, Michelangelo ve 16. yy maniyeristlerinin biçimciliği ve bu maniyeristlere özgü olan Figura Serpenttnata’yı

(yılankavi insan figürü) çağrıştırır bir figür biçimleyi- ciliğidir. Düşeylemesine uzatılmış, aşırı kıvranmalar içindeki figürleri belli bir düzeyde korudukları iki boyutlulukları ve abartılmış hareketleri ile yapay bir etki oluştururlarsa da, bu etki figürlerin anlatım gücünü eksiltmez. Buna ek olarak, kesin ve katı çizgileri, acı renklerle bezenmiş ince suluboya yüzey­leri bütünleştiren üslubu biçimsel olarak Floransa Okulu geleneğini çağrıştırır. Aynı nedenle, Blake Pre-Raphaelite Okulu’nun da öncüsü sayılır.

Blake bağımsız yağlıboya ya da suluboya işler yapmak yerine, daha çok kitap resimleyicisi ve gravürcü olarak çalışmış bir sanatçıdır. Bu kitap resimleri Orta Çağ’daki ilk yetkin örneklerini yankı­layan bir anlayışla, yazı ve resmin bütünleştirildiği görsel ve estetik bir bütün yaratır. Öte yandan, kendi yazdığı ve resimlediği kitaplar sanatının en kişisel ve özgün örneklerini oluşturur. Çoğunlukla akıl ile düşgücü arasındaki çatışma üzerine kurulan bu kitap­ları süsleyen resimlerin simgeciliği, kişisel, garip ancak o oranda da ciddidir. Ancak Blake’in kitap resimlerinin bu çocuksu ciddiyeti, çoğunlukla genel­lemelere ve akılcı çözümlemelere kapalı bir tutumu yansıtır.

Şiir:

Düzyazı:

Kitap Resimleri:

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansklopedisi, 17. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983