Whitehead’in Düşüncesi

Whitehead’in Düşüncesi
Alfred North Whitehead’in düşüncesi, bu çağdaş temalar söz konusu
olduğunda bâriz bir farklılık ya da sapma gösterir. Burada
düalizmlerin, olgusal iddiaları paranteze almyan bir fenomenoloji
tarafından altı kazınır. Mantıksal ve matematiksel dedüktif
şemaların deneyimde kabaca gözlemlenebilir olan ilişkilerde yorumlanmış
olabilmeleri, ve fizikle sağduyunun katıksız realizminin
örneği (yani, kendi kılıfları içinde bağımsız bir biçimde va –
rolan şeyler diye) diye gösteriş yapan soyutlamaların her ne ise o,
yani soyutlamalar olduklarının açığa çıkarılması gerekmektedir.
Gerçekliğin temel birimi, maddenin belli bir andaki dağılımları
yoluyla tüketici bir biçimde ifade edilemeyen mekânsal ve zamansal
yayılımları olan, organizma cinsinden birlikler, “fizikî
okkasyonlar”dır. Onların birlikleri evrene, her ne kadar bilinç ya
da idrakten yoksun olsa da, bütüne ve bütünün kendisi için bir
uyarlanma olan, algı benzeri bir mukabele edebilirlikten oluşur.
Bu uyarlanma nokta-an mekaniği (rölativite fiziğiyle bağlantılı
olarak gelişen ve dolayısıyla, sadece mesafeyi değil, fakat noktalar
arasında kalan zaman aralıklarını da ölçen mekanik) tarafın –
dan tam olarak ifade edilemeyen, asgarîsinden bir “kavrayış”
(Whitehead’te algı ve bilincin noktayı aşan fonksiyonunu göstermek
amacıyla kullanılan terim)’tır.
Gündelik algının her kalıcı nesnesi -masalar, sandalyeler, hayvanlar-
Whitehead için, seleflerinin karakteristiklerini miras
alan bir fiilî “okkasyonlar topluluğu”dur. İnsanî algı kavrayı –
şın, çevrenin niteliklerinin, algılayanın bedeninin organik ve hissî
deneyimi temeli üzerinde, dolayımlandığı ve yansıtıldığı, özel
bir örneğidir; öyle ki bu sürecin bir kısmı düşünüm üzerine algılayan
tarafından tasdiklenebilir. Zihin-beden düalizmi de, insanî
bilinç yalnızca kavrayıcı ilişkilerin özel bir durumu olarak görüldüğü,
ve boş realizmlerle aşkınlık nosyonları “yanlış yere
konmuş somutluk ve basit mahal hatası” olarak değerlendiril –
diklerii için, reddedilir.
Whitehead “Tanrı’nın ilksel doğasını” dünya sürecinin genel
bir düzenleyicisi, tümevarım ve bütün yasaların nihaî temeli, bu
“ezelî-ebedî nesnelerin” veya dünyaya kazınmış modellerin seçiminde
fonksiyon gösteren “kavramsal bir kavrayış” olarak düşündü.
Tanrı bununla birlikte, fiilî kendilikleri yaratan bir varlık
değildir. O bu kendiliklere kendi kendilerini yaratmaları için gerekli
ilk kuvveti, onların özel amaçları formunda, sağlar. Tanrı
bile yaratıcılığın ürünü, dünyadaki olayların kendisiyle yeni birlikler
şeklinde sentezlendiği sürecin ürünüdür. Çoğulcu bir sürecin
yeniliğine doğru, tamamen öngörülebilir olmayan yaratıcı
ilerlemedir. İnsanın özgürlüğü ve doğanın determinizmi, Whitehead
tarafmdan başka bir yapay düalizm olarak görülmüştür.
Metafiziğin geleceği, sadece ve temelde onun yirminci yüzyıl
eleştirmenlerinden, mantıkçı pozitivistlerden dolayı değil, fakat
metafiziğin ne bütünüyle öngörülebilir ne de kontrol edilebilir
olan kendi dinamizmleri nedeniyle belirsizdir.