Werner Heisenberg Kimdir, Hayatı, Eserleri, Belirsizlik İlkesi, Hakkında Bilgi

24

HEISENBERG, Werner Karl (1901-1976)

Alman (FAC) fizik bilgini. Kuvantum mekaniğinin doğuşunu hazırlamış, kuramsal fiziğe yeni bir atılım kazandıran bilimsel çalışmalarının yanı sıra, “belirsizlik ilkesi” ile çağdaş doğa felsefesini de derinden etkilemiştir.

5 Aralık 1901’de Würzburg’ta doğdu, 1 Şubat 1976’da Münih’te öldü. Münih Üniversitesi’nde Bizans tarihi ve Bizans sanatı profesörü olan babasının yönlendirmesiyle köklü bir hümanist eğitim alarak yetişti, özellikle Platon ve Demokritos’un yapıtlarını okudu. 1920’de liseyi bitirince, Münih Üniversitesi’n-de, ünlü kuramsal fizikçi Sommerfeld’in öğrencisi olarak fizik öğrenimine başladı. Fiziğe tutkusu ve yeteneğiyle kısa sürede Sommerfeld’in öğrencileri arasında parlayarak, gerek hocasına, gerek genç asistanı Pauli’ye büyük umut verecek kadar başarılı bir öğrenimden sonra 1923’te doktora derecesini aldı. Doktora öncesi dönemde atom fiziği alanında çok önemli çalışmalar yapmış olmasına karşın, tezinin konusunu hidrodinamikten seçmiş, akışkanlardaki burgaç (türbülans) hareketini incelemişti.

O dönemde tüm fizikçilerin ilgi odağı, Bohr’un 1913’te kuvantum kavramına dayanarak geliştirdiği yeni atom modeliydi. Heisenberg, bu modelde klasik fiziğin yetersiz kaldığı boşluklara yanıt arayan fizikçilerden biri olan Sommerfeld kanalıyla Bohr’un atom modelini öğrenmiş, 1922’de, gene Sommerfeld aracılığıyla tanıştığı Bohr’dan birlikte çalışma önerisi almıştı. Doktora sonrası bir süre Göttingen Üniversitesi’n-de Born’un asistanlığını yaptıktan sonra, 1924 baharında bir araştırma bursuyla Kopenhag’a, Bohr’un yönetimindeki ünlü Teorik Fizik Enstitüsü’ne gitti.

Bir yıl kadar Kopenhag’da Bohr’un ve HollandalI fizikçi Hendrik Anthony Kramers’in (1894-1952), 1925’ten sonra gene Göttingen Üniversitesi’nde Bom’ un yanında araştırmalarını sürdürerek çok kısa bir sürede önce matris (kuvantum) mekaniğinin temellerini atan, ardından belirsizlik ilkesiyle fiziğe yeni bir bakış açısı getiren Heisenberg, atom kuramının en büyük adlarından biri olmuştu. 1927’de Leipzig Üniversitesi’nin profesörlük önerisini kabul ederek, henüz 26 yaşındayken kuramsal fizik kürsüsünün başkanlığını üstlendi. 1941’e değin süren bu yoğun araştırma ve öğretim döneminin ilk yıllarında Leipzig Üniversitesi, Kopenhag, Göttingen ve Münih üniversiteleri gibi atom fiziğinin en canlı merkezlerinden biri durumuna gelmişti. Ancak, 1933’te Hitler’in yönetimindeki Nazi Partisi’nin iktidara gelmesi ve Yahudi asıllı fizikçileri Almanya’dan ayrılmaya zorlaması, kaçınılmaz olarak Heisenberg’in enstitüsündeki bu yaratıcı ortamı da etkiledi. Hükümetin tutumunu protesto etmek amacıyla, kendisi gibi düşenen tüm öğretim üyeleriyle birlikte görevden ayrılmayı düşünen Heisenberg, Hitler hükümetinin ülkeyi birkaç yıl içinde büyük bir savaşa sürükleyeceğine ve savaş sonrası dönemde Almanya’nın ancak bilim adamlarının desteğiyle yeniden kalkınabileceğine inanan Planck’ın uyarısıyla görevinin başına döndüyse de, Leipzig Üniversitesi kuramsal fizikteki parlak konumuna bir daha kavuşamadı.