ULUSLARARASI POLİTİKA

 

ULUSLARARASI POLİTİKA

 

Uluslararası sistemde
egemen devletle­rin birbiriyle olan siyasal ilişkilerini incele­yen bilim
dalıdır.

Uluslararası Politika
kavramı yer yer uluslararası ilişkiler ve dış politika kavram­larının yerine
kullanılmaktadır. Uluslarara­sı politika ve dış politika kavranılan birinci­nin
diğerini de içeren daha geniş bir anlam­da kullanılmasıyla farklılık gösterir.
Bun­lardan uluslararası ilişkiler kavramı ise, tü­münü içeren daha geniş
kapsamlı bir terim­dir. Dış politika, uluslararası siyasal sorun­lara bir
devletin veya genel olarak devletlerin amaçlan, hedefleri ve davranışları açı­sından
bakar, bir devletin uluslararası siste­me veya diğer devletlere karşı tutumunu
in­celer. Bu yönüyle dış politika çalışmaları uluslararası politikanın ancak
girdilerini oluşturur. Onun incelenmesini ve analizine yardımcı verileri
sağlar. Fakat sadece dış politikaların incelenmesi ile uluslararası politika
hakkında sağlıklı tahminler yapıla­maz. Çünkü uluslararası politika uluslara­rası
siyasal etkileşim sürecine, ulusal birim­lere oranla daha geniş bir açıdan
bakar ve sadece bir etki tepki ilişkisi olmadığından devletlerin dış
politikalarının basit bir top­lamından ibaret değildir. Öte yandan yer yer
uluslararası politika deyiminin yerine kullanılan uluslararası ilişkiler ise
“ülke sı­nırlarını aşan ve hükümetler, halklar ve devlet dışı kuruluşlar
arasındaki tüm ilişki­leri içine alan kapsamlı bir deyimdir”. Ulus­lararası
ilişkiler devletler, transnasyonel gruplar ve diğer tüm devlet dışı kişi ve ku­rumlar
arasındaki siyasal, ekonomik, ticari, mali vb. tüm ilişkileri içine almasından
do­layı devletlerin resmi organlarıyla yürüt­tükleri siyasal ilişkileri
inceleyen uluslara­rası politikadan farklılık gösterir. Bu yö­nüyle
uluslararası politikayı da içeren daha geniş bir anlam ve içeriği vardır. Ancak
tüm bu ilişkilerin siyasal boyutu bir anlamda uluslararası politikanın inceleme
alanına girer.

Uluslararası Politika
hakkında çalışma­lar oldukça gerilere gider. Niccola Marhia-velli’nin
yazılarında, devlet adamlarına kar­şılaştıkları konularla ilgili öğütler
verdiği görülmektedir. Bundan Önce ilk çağın Hindli, Yunanlı ve Çinli fikir ve
devlet adamları uluslararası politika konularında ilginç analizler
yapmışlardır. îbni Haldun, tarihin akışını bir devri hareket halinde tek­rarladığını,
genç toplumların hayatiyetini sağlayan asabiyyenin zamanla zayıfladığı­nı,
yükseliş dönemlerini duraklama ve çö­küntünün izlediğini ve politik olaylara
yön çizen bir determinizm bulunduğunu anlat­mıştır. Onsekizinci ve ondokuzuncu
yüz­yılda ise diplomasi, strateji ve uluslararası hukuk konularında yapılan
çalışmalar yo­ğunluk kazandı. Bir kısım yazarlar ulusla­rarası politikayı
devlet adamlarının davra­nışları açısından incelerken, diğer bir kısmı
“güç dengesi”nin uluslararası politikanın temel yasası olduğunu
savunmaktaydı.

Bütün bunlara rağmen
uluslararası poli­tika alanında kapsamlı sayılabilecek çalış­malara birinci
dünya savaşına kadar tam olarak rastlanmıyor. Bu konuda ilk ciddi çalışmalar
Amerika Birleşik Devletleri’nde başlamıştır.

Bu aynı zamanda
Amerika’nın, Asya ve Avrupa politikasına entegre olduğu (bulaş­tığı) yıllara
rastlamaktadır. Fakat yine de çalışmalar daha önceleri de olduğu gibi
uluslararası hukukun temel prensipleri ve uygulamaları ile sınırlı kalmıştır.
Barış, is­tikrar, hakemlik sorunları, tarafsızlık huku­ku ve silahsızlanma gibi
konular en çok üzerinde yoğunlaşılan konular olmuştur. Uluslararası Politika ve
Uluslararası İlişki­ler alanında akademik düzeyde ilk çalışma­lar, Milletler
Cemiyeti gibi uluslararası ör­gütlenmelerin kuruluşuyla birlikte başla­mıştır.
Çalışmalar özellikle organizasyon­lar konusunda yoğunlaşmış ve uluslararası
konferanslar ve anlaşmalar bu konularda yazılanlara temel oluşturmuşlardır. II.
Dün­ya Savaşı’ndan sonra uluslararası politika çalışmaları büyük bir yoğunluk
kazanmış­tır. Uluslararası Politikanın merkezi II. Dünya Savaşı’na kadar yalnız
Avrupa iken Şimdi Asya, Afrika ve Amerika’yı da içeren çok geniş bir alana
yayılmıştır. Bu ortamda uluslararası politika alanında açıklayıcı bir takım
teoriler ortaya atılmıştır. Ancak bir­kaçını burada özetlemeye çalışacağımız ça­lışmalar,
genel bir teori olmaktan uzaktır. Bundan dolayı zaman zaman “model”
ya da “çözümleme çerçevesi” denilmesi uygun görülmüştür.

Bunlardan güç
teorisinin ve realist oku­lun Önde gelen savunucularından olan H.
Morghenthau’ya göre: “Uluslararası Politi­ka bütün politikalar gibi bir
güç ve iktidar mücadelesidir. Uluslararası Politikanın ni­hai amacı ne olursa
olsun güç her zaman için acil bir amaçtır. Devlet adamları olsun sıradan
insanlar olsun her zaman için öz­gürlük, güvenlik, esenlik ve bizzat güç sahi­bi
olmak isterler. Bu amaçlarını dini, sosyal ve ekonomik idealler şeklinde tanımlarlar.
Fakat her ne zaman bu amaçlarının gerçek­leşmesi için uluslararası politikayı
bir araç olarak kullanırlarsa çabalarının sebebi güç ve iktidar elde
etmektir.” Bu teori insanlar arasındaki ilişkiler gibi devletler arası
iliş­kileri de bir güç mücadelesi olarak görmek­tedir. Her ilişkinin temelinde
yatan, güç ve iktidar elde etmektir.

Uluslararası
Politikayı sistem teorisine göre açıklamak isteyenlere göre, her ulusla­rarası
politika çözümleyicisi bir tür sistemci varsayımlarda bulunur. Bu özellikle,
dün­yaya bir sistem olarak bakma eğiliminden ileri gelmektedir. Sistem teorisi,
siyasal sis­temlerin işleyişini anlamak için kullanılan bir çözümleme
biçimidir. Bu çözümleme biçimi, bir siyasal sistemin içerden ve dışar­dan gelen
talepler karşısında bunlara uyma yeteneği ile bunlar karşısında dengesini ko-

ruyabilme
kapasitesinin ölçülmesine yarar. Uluslararası politika öyle bir sistem oluş­turmaktadır
ki, bu sistem karmaşık bir bü­tün meydana getirmektedir. Bu bütün siste­mi
oluşturan birimlerin siyasal davranışla­rının toplamından farklı ve onların
dışında bir Önem taşımaktadır. Devletler sadece kendi içlerinden gelen güdüler
ve dürtülerle değil aynı zamanda dışarıda olup bitenlere göre de hareket
etmekte ve davranış göster­mektedir. En büyük devletlerin bile dışarı­da
cereyan eden olaylar üzerindeki kontrol­leri ve etki güçleri sanıldığından çok
daha azdır. Başka bir deyişle, karar vericiler ken­di düşündükleri ya da
isledikleri yönde de­ğil, geniş ölçüde sistemin gerekleri yönün­de hareket
etmektedirler.

Son olarak
uluslararası politikayı tek tek devlet adamlarının ya da yönetici seçkinle­rin
eylemleri ve davranışları üzerinde yo­ğunlaşarak açıklamaya çalışan karar verme
teorisi, karar vericilerin davranışlarını dev­letin davranışlarıyla
özdeşleştirmektedir. Başka bir deyişle karar vericiler, amaçlan belirleyip
alternatif eylemler arasından se­çim yaparak ve ulusal kapasiteyi kullanarak
devlet adına hareket etmektedirler. Bu çö­zümleme daha çok karar vericilerin
ideolo­jileri, motivasyonları, beklentileri, algıla­maları ve değerleri
üzerinde durmaktadır. Karar verme teorisini birçok yazar gerçek anlamda teori
saymakta tereddüt göster­mişler ve bunun için kavramsal çerçeve sözcüğünü daha
uygun görmüşlerdir.

Uluslararası politika
İle diğer disiplinler arasındaki ilişkiye kısaca değinilirse ulus­lararası
politikanın hemen hemen bütün sosyal bilimlerin düşüncelerini belli ölçü­lerde
içeren bir niteliğe sahip olduğu görü­lür. Günümüze kadar uluslararası politika
ile tarihçiler, siyaset bilimciler, coğrafyacı­lar ve hukukçular
ilgilenmekteydiler. An­cak içinde bulunduğumuz yüzyılda antro-polojistler,
iktisatçılar, toplum bilimciler ve psikologlar da şimdiye kadar gözardı edil­miş
yönlerini açarak uluslararası politikayı zenginleştirmişlerdir.

Uluslararası politikada
devlet temel ak­tör olarak alınmaktadır. Uluslararası politi­kada devletin
amaçlarının maksimizasyo-nunu diplomatlar, resmi organlar ve kişiler
aracılığıyla yürütür. Ancak nükleer silah­lanma ve teknolojinin gelişmesi, 20.
yy .da uluslararası politikanın niteliğini önemli öl­çüde değiştirmiştir.

II. Dünya Savaşı’ndan
sonra ortaya çı­kan yeni uluslararası sisteme, hükümetlerin kontrolü dışında
yer alan toplumlararası ilişkileri de dahil etmek gerekir. Transnas-yonel
ilişkiler ya da gruplar denilen kişisel temaslar, turizm faaliyetleri, sportif
faali­yetler, ticari ilişkiler ve çok uluslu şirketle­rin faaliyetleri de
uluslararası politika çö­zümlemelerinde dikkate alınması gerekli faktörlerdir.

Tayyar ARI