Türk Kültüründe Spor ve Sporculuk

Özbay
Güven –
Türk Kültüründe Spor ve Sporculuk

Türkler çok kahraman çıkaran bir millet
olduğu için pehlivanlık kahramanlık ve güç timsali olarak görülmektedir. Barış
zamanında bu kahramanlık hislerini okçuluk, güreş, gökbörü, at yarışları,
çöğen/çevgan/polo, avcılık ve cirit gibi sporlara iştirak ederek tatmin ediyor,
gurur kazanıyorlardı.

Savaşların beden gücünü dayandığı çağlarda
spor, savaşa hazırlık dönemi oluşturmakta idi. Türkler de bu dönemlerde savaşa
yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve destelenmişlerdir (s. 61).

Türklerde atın sosyal hayattaki yerinin çok
fazla olması, atlı sporların geliştirilmesine sebep olmuştur.

Eskiden Türklerde çocuğa doğduğu zaman ad
verilmezdi. Birçok Türk boylarında, doğumdan sonra baba ve annesinin verdikleri
ad hiçbir zaman için çocuğun asıl adı olamamaktadır. Asıl adını alabilmesi
için, muhakkak bir kahramanlık göstermesi gerekirdi (s. 62-63).

Eski çağlarda spor yapılan yerler ahlâkın
öğretildiği yerler ve sporcular da ahlâklı insanlar olarak bilinirdi. Türklerde
de “Er meydanı”, “Okmeydanı”, “Cirit meydanı” ve
diğer spor meydanları; yiğitliğin, cesaretin, dürüstlüğün, yardımseverliğin,
mertliğin ve cömertliğin gösterildiği meydanlardı (s. 63).

Osmanlı Devleti’nde her atıcının/kemankeşin bir
yaycısı ve okçusu vardı. Bir yay ustasının yaptığı yayı ile rekor kıran
atıcının rakibi, çok yüksek ücret verse dahi, yaycı o atıcıya yayını satmazdı.

Cirit oyununda ciritçinin/oyuncunun kin
gütmemesi oyunun en başta gelen kuralıydı. Ayrıca oyunda ciridi ata atmak
yasaklanmıştı. Bu, ata olan saygıdan dolayı konulan bir kuraldı. Yine
geleneksel güreşlerde rakibini yukarıya kaldırıp üç adım atan pehlivan rakibini
yenmiş sayılıyordu (s. 64).

Yaşar Doğu, şampiyonluklarla süslenen
başarılı spor hayatına rağmen, tevazudan, efendilikten, hoşgörüden ve
insanlıktan ayrılmayarak gerçek sporcunun adeta nasıl olması gerektiğinin örneği
olmuştu (s. 67).

Güven, Özbay. (2011), “Türk Kültüründe Spor ve Sporculuk,” Samsun Sempozyumu 13-16 Ekim Samsun, Bildiriler Kitabı, Cilt: 3, s.
61-67, Samsun 2012