Tunuslu Hayrettin Paşa Kimdir, Hayatı

0
24

Hayreddîn Paşa (Tunuslu). Çerkes veya Abaza devlet adamı, sadrazam (D.Kafkasya,1821- Ö. İstanbul, 1890).

Küçük yaşında köle tüccarlarının eline düşerek Kafkasya’dan İstanbul’a getirilmiştir. Reîsülulemâ ve nâkıbüleşrâf Kıbrıslı Tahsin Bey tarafından satın alınarak, tâlim ve terbiye edildikten sonra Tunus vâlisi Ahmed Paşaya verildi. Zekâsı, çalışkanlığı ve kâbiliyetiyle vâlinin dikkatini çeken Hayreddîn’in tahsiline özel ihtimâm gösterildi. Bâzı ilimlerin yanında fıkıh ve Tunus’a gelen Fransız subaylarından da Fransızca ve askerî dersler aldı. Daha sonra Avrupa’ya gönderilerek riyâziye (matematik), tabiiyye, hukuk ve târih okudu. Tunus’a döndüğünde askerî garnizonlarda görev aldı. 1842’de binbaşı, 1843’te yarbay ve 1846’da miralay oldu. 1850’de mirlivalık rütbesiyle süvâri asâkiri kumandanlığına atandı. Dönüşünde Tunus’ta çeşitli memuriyetlerde bulundu.

1863 yılı sonlarında memuriyetlerinden istifâ etti. Fransa, Prusya, İsveç, Danimarka, Hollanda ve Belçika devletlerinin başkentlerini dolaştı. 1864’te Tunus’ta çıkan bir ihtilâl üzerine fevkâlade memuriyetle İstanbul’a gönderildi. İstanbul’daki görevini yerine getirdikten sonra tekrar Tunus’a gitti.Daha sonra tekrar Fransa, İngiltere, İtalya, Prusya ve Avusturya devletlerinin başkentlerini dolaştı.1871’de vezîr-i mübâşir ünvânıyla Tunus eyâleti borçlarının indirilmesi ve birleştirilmesi için teşkil olunan komisyon başkanlığına atandı.

Tunus hükûmetinin İtalya’dan aldığı borcun ödenmesiyle ilgili çıkan ihtilafı arz etmek üzere İstanbul’a
geldi. 1873’te Tunus’a döndü. 1878’de İstanbul’a dâvet edilerek vezirlik rütbesiyle Meclis-i âyân azâlığına, daha sonra da yeni teşkil olunan Mâliye Komisyonu reisliğine atandı. 1878’de II. Abdül­hamid’in cülusundan beri gelen sadrâzamların sekizincisi olarak göreve getirildi. Doksanüç Harbi denilen Osmanlı-Rus Harbi sonrasında sadârete getirilen Hayreddîn Paşa, liberal bir adam idi, O sırada açılan Islâhat devresinde, bilhassa adliye teş­kilâtında büyük değişiklikler vücûda getirdi; sadrâzamı sâdece sarayın irâdelerini îcrâ ile mükellef bir vâsıta addetmeğe meyleyleyen Abdülhamid’e karşı sadâret makamını, müm­kün olduğu kadar, tahkim etmeğe çalıştı. Sadrâzam için vükelâ meclisine riyaset etmekten fazla bîr hak tanımak istemeyen ulemânın mu­halefeti ile karşılaştı. Ancak 8 ay kalabildiği sadâret makamından azledildi.

Bütün gayretini özellikle Tunus’un Türkiye ile irtibatını  kuvvetlendirmeğe sarfetmiş ve bu hizmeti Sultan Abdülaziz tarafından verilen bir fermanda tebarüz ettirilmiş olan, Hayreddîn Paşa, Kendisine gü­venen, cesur, temkinli ve liberal bîr vezîr ola­rak tanınmıştır. Akvem-ül-Mesâlih fî Mârifeti Ahvâl-il-Memâlik adlı bir eser yazdı. Ancak İbnü’l-Kayyım el-Cevzî’nin bozuk fikirlerinden etkilenerek yazdığı bu eserinin basımı yasaklandı. Hayreddîn Paşa, tutulduğu nikris hastalığının şiddetlenmesi sonucunda 1890’da İstanbul’da vefât etti. Eyüp Sultan’da Bostan İskelesinde hazırlanan kabre defnolundu. Mehmed Nûri, Mehmed Hâdi, Mehmed Tâhir, Mehmed Sâlih, Mahbûbe ve Behiye adlı altı evlâdı vardı.