TOPLUMSAL DEĞİŞİM-DİN İLİŞKİLERİ

Toplumsal Değişimle Birlikte Dinin Değişimi

Toplumsal kurumlar ve fenomenler olarak dinler de değişim geçirir. Toplumun

değişiminden ve toplumsal değişimden bahsedilebiliyorsa, bir toplumsal

olgu ve kurum olarak dinin değişiminden de bahsedilebilir.

Zamanla toplumun bünyesinde meydana gelen değişimle birlikte dinin

değişimi maddesi, dinin toplumsal değişimden olumlu veya olumsuz yönde

etkilenmesi maddesinden ayrı bir durumdur. Toplumsal değişimle birlikte

dinin değişiminden kast edilen, zaman içinde değişen sosyal şartlar ve toplumun

yeni ihtiyaçları karşısında dinin kendini yenileyerek değiştirmesi, yeni

bir yorumla, yeni bir hukuk anlayışıyla vb. ortaya çıkmasıdır. Burada

toplumsal değişimin dine doğrudan değil de dolaylı bir etkisi mevcuttur. Şu

hâlde denilebilir ki dinlerin değişimi ifadesinden kast edilen, dinlerin toplumsal

değişimden doğrudan doğruya etkilenmesi değil, toplumsal değişimi,

toplumun farklı özelliklerini, çağı, çağın özelliklerini, kültürel yapıyı, farklı

toplum tiplerini dikkate alarak kendini değiştirmesi, yenilemesi, tabir caizse o

topluma uygun/uyumlu hale getirmesi, o topluma sunacak biçime sokmasıdır.

98

Toplumsal değişim, toplumun değişimi, değişik toplumsal evrenlerle

karşılaşma, farklı toplumlara hitap etme gibi olaylar, dinin kendisinin değişimini

de gündeme getirebilmektedir. Budizm örneğinde de bu anlamda bir din

değişiminden söz edilebilir. Budizm, doğum yeri olan Hindistan’ın sınırları

dışına taşarak Çin’e, Tibet’e ve Japonya’ya ulaştığı andan itibaren, karşılaştığı

yeni kültürlere adaptasyonun tipik örneklerini sunmuştur. Çin Budizmi,

Lamaizm ve Zen Budizmi gibi Budist oluşumlar, bu şekilde doğmuşlardır. O

hâlde denilebilir ki bütün sosyal tezahürler gibi dinler de değişime maruz kalmaktadırlar.

Bu bağlamda Konstantin dönemi Hıristiyanlığı, yakınçağ Katolikliği

ile ve yakınçağ Katolikliği de İkinci Vatikan Konsili’nin Katolik kilisesiyle

aynı görülemez. (Kehrer 1998: 96)

Din veya dinin bir yorumu, zamanla ve sosyal durumlara göre genel olarak

aynı çizgi üzerinde bir değişime uğrayacağı gibi, birden fazla kollara,

hem de birbirinden çok farklı kollara ayrılabilir bir biçimde değişim geçirebilir.

Yukarıdaki örnek birinciye, Protestanlığın doğuşu veya daha farklı sivil

dinler, kültler, denominasyonların vb. ortaya çıkışı ise ikinciye örnek verilebilir.

Buna İslamiyet bağlamında da örnek getirmek mümkündür. İslam’ın

tarihsel pratiğinde genel olarak bir tecdit anlayışı ve hareketi mevcut olup her

çağda bir müceddidin ortaya çıkarak dini yeniden ele alması ve dine bir dinamizm

kazandırması anlayışı söz konusudur. Ayrıca zamanla İslam’ın çeşitli

kollara ayrılması ve bu kolların içinde de alt kollara ayrılması gibi bir durumun

olduğu bilinmektedir. Mezhepler ve bunların alt ayrımları, İslam tarihi

ve toplumlarında dini değişimin de var olduğunu göstermektedir.

Sosyal değişimle birlikte dinin değişiminin, hukuk üzerinde yansımaları

kolaylıkla görülebilir. Gerçekten de sosyal değişimle birlikte dinler, hukukî

yönleri üzerinde bir takım iradî değişimler gerçekleştirmektedirler. Değişimle

birlikte din, kendini yeniden gözden geçirmekte, hukukî veya fıkhî hüküm ve

kurallarının bir kısmını değiştirmekte ve bu da dine bir canlılık, bir yenilik ve

toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilecek bir esneklik getirmektedir. Söz

gelimi İslam hukukunda kabul edilen “Ezmânın teğayyürü ile ahkâmın

teğayyürü” (Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi) (Mecelle) prensibi,

bu durumu ifade etmektedir.

Toplumsal değişimle birlikte dinin değişiminde etkili olan önemli

faktörlerden biri, mevcut dine, din anlayışına veya dinin yaşanış biçimine

yapılan itirazdır. Sosyal hayatta, sosyal kurumlarda, toplumsal yapıda meydana

gelen değişimle; karizmanın rutinizasyonu (sıradanlaşması) ve buna

bağlı olarak kurumsallaşma, gelenekselleşme, hiyerarşik ve bürokratik yapıların

oluşmasıyla birlikte, özellikle de din önderinin, karizmatik liderin ve

onun yakın dostlarının ölümünden sonra dini topluluk içinde bir düşünsel

farklılaşma ortaya çıkmakta ve bu farklılaşma bir itiraz, protesto, isyan vb. ile

birlikte gerçekleşmektedir. Bu itiraz, isyan vs. ile dinler, bir takım kollara,

mezheplere, fırkalara, sektlere, denominasyonlara, cemaatlere, kilise içinde

kiliselere vb. ayrılmaktadırlar.

Son çözümlemede toplumsal değişimle birlikte dinin değiştiği, kendini

değiştirdiği veya değiştirmeye çalıştığı, kendini yenileyebildiği tarihsel ve

sosyal bir realite olarak karşımıza çıkmaktadır.