Thorstein Veblen Kimdir, Hayatı, Kitapları, Hakkında Bilgi

47

VEBLEN, Thorstein (1857-1929)

ABD’li iktisatçı ve sosyolog. Çağdaş sanayi toplumu üzerine incelemeleri ve eleştirileriyle tanınmıştır.

Thorstein Bunde Veblen 20 Temmuz 1857’de Wisconsin Eyaleti’nde doğdu, 3 Ağustos 1929’da California Eyaleti’nde Menlo Park’ta öldü. Norveç asıllı göçmen bir çiftçi ailesinin 12 çocuğundan biriydi. 1880’de Minnesota Eyaleti’nde Carleton Col-lege’ı bitiren Veblen, 1884’te Yale Üniversitesi’nde felsefe doktorasını tamamladı. Akademik bir görev bulamadığı için babasının çiftliğine geri dönerek orada geçirdiği 7 yıl boyunca kendini okumaya verdi. 1891’de Cornell Üniversitesi iktisat Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimine başladı. Bir yıl sonra Chicago Üniversitesi’ne geçti ve 1896’da aynı üniversitede öğretim görevlisi oldu, 1900’de de doçentliğe yükseldi. 1906-1918 arasında Missouri Üniversitesi’nde, 1918’den sonra da aralıklarla New School for Social Research’de ders verdi. 1926’da akademik görevini bırakarak, California’da bir dağ kulübesine yerleşti ve orada öldü.

Amerikan ekonomisinde tekellerin denetiminin doruğuna ulaştığı, tekelci şirketlerin ülke kaynaklarından hiçbir kısıtlama olmadan yararlandığı, kârlarını artırmak için üretim ve fiyatlarla diledikleri gibi oynadıkları bir dönemde yetişen Veblen’in temel ilgi alanı içinde yaşadığı sanayi toplumunu çözümlemek olmuştur. C.Danvin, K.Marx, D.Hume ve E.Kant’ın görüşlerinden etkilenmiştir, iktisadi olguların insana özgü niteliğini ortaya koymaya çalışmış, tüm bir toplumun ve dönemin özelliklerini kavramak, o topluma özgü tipik insanı tanımlamak ve toplumsal eğilimi belirlemeye çalışmak temel amacı olmuştur. Bunu yaparken insan davranışlarını içgüdüler ve alışkanlıklar olmak üzere ikiye ayıran Veblen, içgüdüleri ana babaya ve öteki akrabalara duyulan bağlılık içgüdüsü, çalışma içgüdüsü ve bilimsel bilginin kaynağı olan merak içgüdüsü olarak sınıflandırır. İçgüdüsel davranışların hiçbir çıkar ilişkisine dayanmadığını, yalnızca iyilik etme duygularından kaynaklandığını, oysa insan davranışlarının daha ağırlıklı bir bölümünü oluşturan alışkanlıkların bu duygulardan tümüyle uzak olduğunu ileri sürer. Alışkanlık ve geleneklerden kaynaklanan davranış ve düşünce biçimlerini “kurumlar” olarak adlandırır; toplumda geçerli olan kurumlar sürekli bir değişim içinde olduğundan iktisat biliminin evrimci bir bilim dalı olması gerektiği sonucuna varır ve çağdaş sanayi toplumuna giden aşamaları evrimci bir bakış açısıyla incelemeye yönelir.