Thomas Mann – Değişen Kafalar

Thomas
Mann – Değişen
Kafalar

Değişen Kafalar bir Hint efsanesidir.

Şridaman, ruhça incelmiş, vücutça da
hantallaşmış Brahmanlar sınıfındandır.

Nanda ise daha aşağı bir sınıftan, kültürce
daha zayıf, ama vücutça çok çevik ve güçlü bir gençtir.

Aralarına bir kadın katılı: Sita

Sita, Şridaman’ın karısı olur. Zeki ve
bilgili kocasına saygı göstermekle birlikte bir türlü onun zayıf ve yağlı
vücudunu sevemez. Düşlerine egemen olan Nanda’nın esmer renkli çevik vücududur.
Üçü arasında dayanılması zor bir süreç başlar.

Şridaman kendi canına kıyarak bu acı hayata
son vermek ister. Nanda da aynı şeyi yapar.

Tek başına kalan Sira’ya acıyan tanrıça,
aşkları uğruna kendilerini kurban eden gençleri hayata döndürmeye karar verir.
Sita’dan gençlerin kopan kafalarını düzgün şekilde yerine koymasını ister. Sita
söyleneni yapar ve fakat kafaların yanlış vücutlara yerleştirir. Nanda’nın
başını kocasının vücuduna yerleştirir.

Hayata dönen gençler Sita üzerinde hak
iddia ederler. Tartışmalarını bir bilge çözer: Şridaman’ın kafasını taşıyan
vücudun Sita’nın kocası olduğuna karar verilir. Nanda başlı vücut ardına baka
baka ormana çekilir.

Aradan zaman geçer. Şridaman’ın başı,
Nanda’nın çevik vücudunu Brahmanların hareketten yoksun yaşamlarına entegre
eder ve bu sayede kaslı-kuvvetli vücut hantallaşır. Sita yine mutsuzdur…
Çocuğunu yanına alır ve Nanda başlı eski âşığını bulmak ümidiyle ormana gider. Nanda’yı
bulunca sevinir. Şridaman da hemen Sita’nın hemen ardından Nanda’yı bulur. İki
eski dost içine düştükleri açmazı ölerek çözmeye karar verirler. Sita da
onlarla birlikte ateşe girer. Üçü ölür, Sita’nın miyop olan oğlu Samadhi /
Andhaka rahat bir hayat sürer.

Notlar

Genç olanın adı Nanda

Biraz büyükçe olanın da Şridaman

…kararsızlık içinde birbirine dolaşan
maskelerin ve biçimlerin kaynaştığı derinliklerde kendini gayet rahat
hissediyorsun ve bu yüzden seni görmek de insana rahatlık veriyor. (s. 25)

…ad, varlığın ve ruhun bir parçasıdır.

…zevkten sersemleşen Şridaman olmaktan
çıkayım.

Bu karanlık sözleri söyledikten sonra
yerdeki kılıcı kavradı ve kendi eliyle başını gövdesinden ayırdı. (s. 57)

(Nanda)

Şridaman, diye hıçkırdı. Dostum, ne yaptın?

Ben de ardından geliyorum…

Güzel Sita (…) korkunç olayla karşı karşıya
geldi.

…gözlerini kopuk kafalara, birbiri üzerine
devrilmiş gövdelere ve akan kanlara dikti.

Tapınaktan dışarıya çıktı.

…sarmaşıklardan birini yakalayarak bir
ilmek yaptı ve boynuna geçirerek kendini asmaya hazırlandı. (s. 68)

…onlar birbirlerini öldürüp beni ortada
bıraktılar…

…geceleri (…) Şridaman’ın bana yaklaştığını
gördükçe kederden soluyor ve beni kucaklayanın Nanda olduğunu düşleyebilmek
için gözlerimi yumuyordum.

Ama Nanda da bana sokulmuyordu –beni
istemediğinden değil- beni istiyordu, eminim ki beni kesinlikle istiyordu. Ama
arkadaşına karşı beslediği kırılmaz bağlılık dolayısıyla bu isteğe göğüs
geriyordu.

…böylelikle kocasız kalmıştım ve üçümüz de
vazgeçişle dolu bir yaşam sürüyorduk. (s. 74)

Yıkımımızın nedeni, herhalde bundan önceki
yaşamlarımdan birinde işlediğim bir suçtu.

Tanrısal ses:

Şimdi kulaklarını aç da sana
söyleyeceklerimi dinle:

…kafaları alıp vücutlara uyduracaksın. (s.
77)

Kesilen kafaları yeniden yapışan ve kesik
yerlerindeki yara izleri belli olmayan iki genç şimdi önünde duruyor ona ve
kendi vücutlarına bakıyorlardı daha doğrusu bunu yapmak için birbirlerinin
vücutlarına bakmak zorunda kalıyorlardı. (s. 78)

…iki şey kesinlikle ortaya çıktı. Bunlardan
birincisi: Sita’nın yeniden can bulanlar kafalarını temel alarak seslenmekle
doğru davrandığıydı; çünkü temel olan kafalardı ve kişilikle mülkiyet
duygularını hiç kuşkusuz bunlar belirliyordu.

İkinci gerçek de, her ikisinin de yaptığı
yanlıştan dolayı Sita’ya kızmayıp yeni biçimlerinden dolayı son derece hoşnut
olduklarıydı. (s. 81)

Cesaretle merakı birbirinden ayırt etmek
zordur.

Nasıl kadın mutlulukların en üstünü ve
şarkıların kaynağıysa,

Baş da tüm organların en üstünüdür.

(Nanda)

Mutluluklar dilerim, ben artık kendi yoluma
gideceğim.

…bahsi kaybeden birisinden ayrılırmış gibi
ona karşı dost davrandılar.

Sita, zamanı gelince (…) Samadhi adını
verdikleri oğlunu doğurdu.

Çocuğun gözleri son derece miyop.

Samadhi’yi sonraları Andhaka, yani kör diye
çağırmaya başladılar… (s. 111)

Sita Nanda’yı özlemeye başladı. Oğlunu
yanına aşıp ormanın içlerine doğru yol aldı.

Dankaka ormanına vardı.

Nanda, diye seslendiği zaman yüreği
sevinçten çatlayacak gibiydi.

Şridaman, sen ey efendim ve sayın kocamın
kafası, dedi. Selam sana. Sakın gelişinin bizim için korkunç ve istenmeyen bir
şey olduğunu sanma. Çünkü ikimizin bulunduğu yerde her zaman üçüncünün
eksikliği duyumsanacaktır. (s. 117/118)

…bu karşılıklı birbirini öldürme, vaktiyle
ikimizin de başardığı kendi kafasını uçurmak kadar zor olmayacaktır.

Nanda:

Kılıçları ver, diye bağırdı.

İki delikanlı da birbirlerinin yüreklerini
delerek çiçekli çayıra yıkıldılar.

Her yandan binlerce kişi gelerek (…)
Sita’nın kendisini kocası ve dostuyla diri diri yakışını seyrettiler.

…sonraları yalnızca Andhaka diye anılan
çocuğu Samadhi, rahat bir ömür yaşadı. (s. 124)

Die
Vertauschten Köpfe

Türkçeleştiren: Saadet İkesus Alp

Cumhuriyet / Dünya Klasikleri

Aralık, 1998