Thomas Bernhard – Eski Ustalar

Thomas Bernhard – Eski Ustalar

Ceza suçun karşılığıdır…

Kierkegaard

Reger’le Sanat Tarihi Müzesi’nde saat on bir buçukta
sözleşmiş olmama karşın, uzun zamandan bu yana kararlaştırdığım üzere, onu bir
kez olabildiğince uygun bir açıdan, tedirgin olmadan gözlemleyebilmek için saat
on buçukta oradaydım, diye yazıyor Atzbacher. (s. 7)

Salon hizmetlisi Irrsigner

…sanat yapıtı muhafızından çok cezaevindeki gardiyanlara
benziyor.

…Reger onu otuz beş yıldır Sanat Tarihi Müzesi’nde görev
yapan bir devlet ölüsü diye adlandırıyor. (s. 8)

Avusturya’da söz söyleyebilmen ve ciddiye alınman için orta
karar olmak zorundasın.

Bir dahi ya da olağanüstü bir beyin bile burada şerefsiz
biçimde er geç katledilir.

Bu yaygın düşünce düşmanı topluluğun baskısı ve aymazlığının
üstesinden, büyük karakter sahibi olan Reger gibi kişiler gelebilir. (s. 14)

Bana son derece sıkıntı veren şey, karım gibi kavrama
yeteneği son derece gelişmiş birinin ona aktardığım o dehşetli bilgiyle ölüp
gittiği gerçeği… (s. 17)

Biz bir insanı (…) durdurulamaz bir aşkla seversek, onun
sonsuza kadar ve sonsuzluğa doğru yaşayacağı gerçeğine inanırız. (s. 18)

Sanat tarihçileri gerçek sanat yıkıcılarıdır, dedi Reger.
Sanat tarihçileri sanat üzerine onu gevezelikle öldürene kadar gevezelik
ederler. (s. 20)

Yaşamımda asla bir kitabı sonuna kadar okumadım,

Dört yüz sayfalık bir kitabın topu topu üç sayfasını normal
bir okuyucudan bin kez daha dikkatli okumamız, hepsini okuyan, ama bir tek
sayfasını bile dikkatle okumayandan daha iyidir… (s. 22)

En büyük zevki de zaten parçalardan alırız, yaşama da bir
parça olarak baktığımızda en büyük zevki aldığımız gibi ve bütün, aslında
tamamlanmamış bir bütünlük, ne kadar da korkunçtur bizim için. (s. 23)

Tamamlanmış bir resim yoktur ve tamamlanmış bir kitap da
yoktur ve tamamlanmış bir müzik parçası da yoktur, dedi Reger, gerçek bu ve
benim gibi bir kafanın ki bu ömür boyu kararsız bir kafa olmuştur, varlığını
sürdürmesini sağlayan bu gerçektir. Kafanın arayan bir kafa olması gerekir,
hataları, insanlık hatalarını arayan bir kafa, başarısızlıkları arayan bir
kafa. İnsan kafası insanlık hatalarını aramaya koyulmadığı takdirde insan
kafası olmaz… (s. 25)

“Ressamlar aslında neden resim yaparlar doğa dururken?” diye
bir kez daha sordu dün Reger. En olağanüstü sanat yapıtı bile doğayı taklit
etmenin, evet maymunluğun yalnızca zavallı, tamamen anlamsız ve amaçsız bir
çabasıdır, dedi Reger. Rembrandt’ın annesinin resmedilmiş yüzü, benimkinin
gerçek yüzüne karşı nedir ki? (s. 34)

Hele bir dikkatli okumaya kalkın, okuduğunuz her şeyi berbat
edersiniz. (s. 36)

(Heidegger)…şu gülünç nasyonal sosyalist, şalvarlı dar
kafalı… (s. 45)

Heidegger her zaman gülünçtü.

…tamamen düşüncesiz bir kişiydi. (s. 46)

Benim yaşayabilmem için ana babamın ölmesi gerekiyordu,

Çocukluk, insanın içine ana babası tarafından atıldığı
karanlık bir deliktir. (s. 55)

Yalnızca budala hayranlık duyar, akıllı hayranlık duymaz,
saygı duyar, değer verir, anlar, böyledir. Ama saygı duymak ve değer vermek ve
anlamak için düşünce gerekir ve insanların düşünceleri yoktur,
düşüncesizdirler… (s. 63)

Viyanalılar pistir.

Mahler olağanüstü bir orkestra şefiydi ama orta ayar bir
besteci… (s. 90)

Beethoven kesinlikle şiddet insanı olarak tekdüze bir kramp
sanatçısıydı… (s. 93)

Milyonlarca evli insan birbirini bir bankın üzerinde
tanımıştır, dedi Reger, bu gerçek, doğrusu var olan en tatsız gerçeklerden biri
ve tam da bu tatsız gülünçlüğe borçluyum varlığımı, çünkü karımı tanımasaydım
var olmamı sürdüremezdim. (s. 101)

Sanat Tarihi Müzesi’nin bana kalan tek kaçış yeri olduğunu
düşünüyorum, dedi Reger, eski ustalara gitmeliyim varlığımı sürdürebilmek için,
tam anlamıyla eski ustalar diye anılanlara…

Sanat Tarihi Müzesi’ndeki eski ustalar denilenlerden nefret
ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmedim.

…bu kente artık dayanamadığımı düşünüyorum, yalnız kente
değil tüm dünyaya, ardından da tüm insanlığa artık dayanamadığımı…

Benim gibi hem akıl hem duygu insanı olan biri için dünya ve
insanlık yakında dayanılır olmaktan çıkacak… (s. 103)

Çağdaş Avusturya sanatı o kadar ucuzdur ki utancımızı bile
hak etmez. (s. 108)

İyice incelediğimiz şey, bizim için değerini kaybediyor…

Dolayısıyla bir şeyi iyice incelemekten kendimizi
korumalıyız.

En çok da, iyi incelediğimiz şeylerin sonunda düş
kırıklığına uğrarız… (s. 111)

Gazeteyi açtığınızda siyasal iğrençliğin ve siyasal suç
işlemenin gündelik alışkanlığa döndüğü bir devlette yaşadığınızı düşünürsünüz.
(s. 117)

Birden yalnız bırakılan insan çok çabuk mahvolur ya dedi
Reger, ben aylarca irmik lapasından başka bir şey yemedim…

Biz, bize en yakın olan insanı kaybettiğimizde artık yaşamı
sürdürmek istemeyiz.

Karım seksen yedi yaşına kadar yaşadı, ama mutlaka yüz
yaşını geçerdi düşmeseydi, (s. 121)

Tüm filozoflar zamanla eskiyor, Novalis eskimiyor… (s. 129)

Müzik dinlemek artık sıra dışı bir şey değil, bugün her
yerde müzik dinliyorsunuz.

Müzik endüstrisi tarafından önce insanların işitme organları
mahvediliyor, sonra da bunun mantıksal sonucu olarak insanların kendileri,
gerçek bu… (s. 136)

Hiçbiri bir insanın yerini tutmaz… (s. 142)

Tintoretto’nun Beyaz Sakallı Adam’ını sevdim. Otuz yıldan
fazladır resme bakıyorum ve ona bakmak benim için hâlâ olanaklı… (s. 147)

İsterseniz bana deli deyin

Ben gerçekten benimle bugün Burg Tiyatrosu’na geleceğinizi
düşündüm

Size bana Kırık Testi’ye eşlik etmenizi söyleme zorunluluğu
düşüncesi üç saat hırpaladı beni…

Oyun korkunçtu. (s. 151)

Alte Meister

Türkçeleştiren: Sezer Duru

Yapı Kredi Yayınları

Nisan 2002