Theodor Adorno – Kültür Endüstrisi / Kültür Yönetimi

Theodor Adorno – Kültür Endüstrisi / Kültür Yönetimi

Kültür Endüstrisine Genel Bir Bakış

Kitle Kültürü –> Kültür Endüstrisi

Kültür endüstrisi böyle bir kültürden (kitle kültürü) son derece farklıdır. Kültür endüstrisi bildik şeyleri yeni bir nitelikle birleştirir. Tüm dallarda, kitleler tarafından tüketilmeye uygun olan ve bu tüketimi büyük ölçüde belirleyen ürünler, az çok planlı bir biçimde üretilir. Tek tek dallar, yapıları açısından birbirlerine benzer ya da en azından iç içe geçer. Adeta boşluk bırakmayacak bir sistem oluştururlar.

Kültür endüstrisi, yöneldiği milyonların bilinç ya da bilinçsizlik düzeyi üzerinde yadsınamaz bir biçimde spekülasyon yaparken, kitleler birincil değil ikincildirler, hesaplanmıştırlar; mekanizmanın eklentileridirler. Müşteri, kültür endüstrisinin inandırmak istediği gibi, kral değildir; kültür endüstrisinin öznesi değil, nesnesidir.

Kitleler kültür endüstrisinin ölçütü değil, ideolojisidir, kültür endüstrisi de kitleleri kendine uyarlmadıkça var olamazdı.

Kültür endüstrisinde bir ilerleme olarak ortaya çıkan, sürekli yenilik olarak sunduğu şey, hep aynı olanın kılığının değiştirilmesinden ibarettir.

Çalışmak –> İnsan emeği/alın teri –> Büro çalışması, hiçbir şey üretilmediği halde çalışanların birşeyler yaptıklarına gerçekten inanabiliyor olmaları, kültür endüstrisinin muazzam başarılarından biridir.

Kültür endüstrisinin pekiştirdiği düzen kavramları her zaman statükonun kavramlarıdır.

Kültür endüstrisinin ideolojisi sayesinde, bilincin yerini uyum sağlama alır.

Kültür endüstrisinin propagandasını yaptığı uzlaşı, kör, aydınlatılmamış otoriteyi güçlendirir.

Kültür endüstrisi sistemi kitleleri yeniden biçimlendirmekte, hiçbir sapmaya tahammül etmemekte ve sürekli aynı davranış şemalarını talim ettirmektedir.

Kültür endüstrisinin sığınma noktasını, insanların bağımlılığını ve itaatkârlığını en net biçimde tanımlayan kişi, “insanlar seçkin kişilerin izinden gitselerdi çağımızın sıkıntıları sona ererdi” diyerek görüşünü belirten Amerikalı denek kişisi olmuştur. Kültür endüstrisinin, dünyanın tam da onun telkin etmek istediği düzende olduğuna ilişkin bir esenlik duygusu uyandırarak insanlara hazırladığı ikame doyum, insanlara hayali bir mutluluk uydurarak onları aldatır.

Kültür endüstrisinin toplam etkisi Aydınlanma karşıtı bir etkidir; bu etkide Horkheimer’ın ve benim belirttiğimiz gibi, Aydınlanma, yani doğa üzerinde giderek artan bir biçimde teknik hakimiyet kurma, bir kitle aldatmacasına, bilincin zincire vurulmasının aracına dönüşüyor.

Kültür ve Yönetim

Kültürden söz eden, bilerek ya da bilmeyerek yönetimden de söz ediyor demektir.

Bir örgütlenmenin bekası, bağımsızlaşmasını dayatır ona, öte yadan bu bağımsızlaşma yüzünden aynı zamanda kendi amaçlarına ve kendisini oluşturan insanlara yabancılaşır. Sonunda amacını layıkıyla izleyebilmek için bu kişilerle çelişkiye düşer.

Gerçekliğin tamamen günümüz standardını yakaladığı yerde, bilinç bütünsel gerçekliğe ne denli sorunsuzca uyum sağlarsa, şu an var olanın ötesine geçme cesareti de bir o kadar kırılmış olur.

Yönetilen dünya sığınılacak köşelerin kalmadığı bir dünya olabilir, yine de kavrayışlı kişilerin yardımıyla, salt toplumsal seçilimin kör ve bilinçsiz sürecinin yok ettiği özgürlük merkezlerini yaratabilecek bir dünyadır.

Çeviren: Nihat Ülner, Mustaf Tüzel, Elçin Gen
İletişim Yayınları, 6. Baskı, 2011