Tercüme-i Hal Nedir, Özellikleri, Örnekleri

36

Hal tercümesi, biyografi. Bir kimsenin çalışmalarını, fikrî, edebî siyasî veya sanat faaliyetlerini ele alarak hayatını hikâye eden makale veya müstakil kitap. Makale hacmindeki hal tercümelerinde, dikkat edilmesi gereken noktaların başında,olayların anlatılışında objektiflik, yazılışında açıklık (vuzuh) ve sadelik gibi hususlar gelir. Hal tercümeciliğinin başından beri, ele alınan şahsın çevresi, yaşadığı devir, hayat macerası ve edebî hüviyetinin ayrıntılarıyla ele alınması bir gelenek halindedir.

İslâm tarihinde ilk hal tercümelerinin Hz.Peygamber’in hayatı üzerine kaleme alınan siyer kitapları olduğunu görüyoruz. İbn İshak’ın kaleme aldığı ilk siyer buşün ortada yoksa da, ondan naklen İbn Hişam’ın Hz. Muhammed’in hayatı, mücâhedesi, savaşları hakkında yazdığı  eser bugüne kadar ulaşabilmiş ilk tercüme-i haller arasındadır. Daha sonra sahabe, tâbiin ve tebe-i tâbiîn ile mezheb imamları, çeşitli tarikat büyükleri ve velîler hakkında kaleme alınan hal tercümeleri gelir. İslâm tarihinde hal tercümelerine genel bir adla “tabakat” denmektedir.

Osmanlılarda ise hal tercümesi yazıcılığı biraz geç başlamıştır. Osmanlılarda 15.yy.da başlayan 16.-17.yy da en parlak devresine ulaşan hal tercümesi yazarlığı, genellikle tezkire, menâkıb, vefeyât, sefine, tuhfe, hadîka, fihrist silsilenâme ve gazavat-nâme gibi nevilerde gelişmiştir. Bugün gerek devirleri, gerekse edebî ve diğer sanat sahibi kimseler için müracaat kaynağı durumundaki bellibaşlı hal tercümelerinden bazıları şunlardır:

Menâkıb-ı Hünerverân, Künhü’l-Ahbâr (Gelibolu Mustafa Alî) Tezkire-i Şuara (Aşık Çelebi) Sehî tezkiresi, Lâtifi tezkiresi, Vefeyât-ı Ayvansarayî, Menâkıb-ı Gülşenî, Eslâf (Faik Reşad) Esâmi (Muallim Naci), Sicill-i Osmani (Mehmed Süreyya), Osmanlı Müellifleri (Mehmed Tahir); Son Asır Türk Şairleri, Son Sadrazamlar, Son Hattatlar, Hoş Sadâ (İbnül-emin Mahmud Kemal İnal) v.d.