TELEPATİ

0
255

 

 TELEPATİ

 

Telepati,
organizmalarla çevre arasın­daki, bilinen duyusal-motor işlevlerin ara­cılığıyla
anlaşılamayan ilişkileri inceleyen parapsikoloji biliminin temel kavramların­dan
birinin adıdır. Parapsikoloji, normali aşan ve normal-ötesi durumların
psikolojisi anlamına gelir. Bu normal olmayan durum­ları ifade etmek için
genellikle ‘psi feno­men’ kavramı kullanılır. Psi fenomenin iç­sel biçimine
duyu ötesi algı (ESP) denir. Duyu ötesi algı, alıcı organların çabasıyla
ulaşılamayan, dışardaki durumlar, nesneler ve olaylar haldanda bilgi edinmek
İçindir. Psi fenomenin dışsal biçimine ise psikoki-nezis denir. Bu ise bilinen
motor işlevler kullanılmaksızın, kişinin dış çevresinin ba­zı görünümlerine
etki yapabilmesi anla­mındadır. Duyu ötesi algının hedeflenen bilginin
karakteristiklerine göre temelle-nen iki türü vardır. Bunlardan nesnel du­rumların
veya olayların duyu Ötesi algısı durugöiü (clairvoyance); öznel durumların veya
bir başka kişideki bilişsel içeriklerin duyu Ötesi algısına ise telepati adı
verilir.

Telepati dilimize
“düşünce nakli” olarak çevrilebilir. Düşüncenin duyuların beyinde
işlenmesiyle oluşan ürünler olduğunu ka­bul eden modern bilgi teorisine göre
telepa­tik gerçekliğe inanmak mümkün değildir. Bu bilgi teorisinde, duyulanyla
algılayama­dığı nesnelerin ve olayların aldığı biçimleri bilme, kişiler
hakkında bilgi edinme imkâ­nsızdır. Modem bilgi teorisinin pozitivist
yaklaşımına rağmen tarih boyunca telepa­tik gerçeklikle ilgili bir çok örnek
nakledil­miş ve insanların büyük çoğunluğu bunlara inanmıştır. Modern bilimin
niceliğe, Ölç­meye, yeniden sınanabilirliğe verdiği önem insanların bu tür
inançlarını ortadan kaldır­mamış, tam tersine bilim çevrelerinde pa­rapsikolojik
olayların gerçekliğini kanıtla­maya çalışan çabalara neden olmuştur.

Parapsikolojik
olayların bilimsel olarak incelenmesi ilk kez 1882’de Londra Fizik­sel
Araştırma Derneği ve Cambridge Felse­fe profesörlerinden Henry Sidgwick’in çev­resindeki
bir grup tarafından yürütülmüş­tür. Fakat ilk bilimsel kanıtlar, Amerika’lı
biyolog Joseph Banks Rhine’nin Duke Üni­versitesi ‘nde kurduğu parapsikoloji
labora-tuvannda yaptığı çalışmalardan elde edil­miştir. Bunlardan telepatiyle
ilgili olanları,

Zener kartları
kullanılarak yapılmış olup ol­dukça ünlüdür. Zener kartları haç, kare, dai­re,
yıldız, dalgalı çizgi sembolleri bulunan, her bir sembolden beş tane içeren
toplam yirmi beş karttır. Bu kartlar, dizilişi deneyi yönetenler de dahil olmak
üzere bilinmeye­cek şekilde farklı biçimlerde dizilmiş, de­neklerden bu
dizilişi bilmeleri istenmiştir. Normalde matematiksel olarak beşte bir olan
bilebilme oranının üstünde tahmin edenler ise telepatik gücü olanlar olarak ka­bul
edilmiştir. Sonuç bazı kimselerin ina­nılmaz tahminler yapabildikleri
şeklindedir.

Rhine’nin
çalışmalarından bu yana bir çok başka parapsikoiog tarafından normal dışı
olayların, bu arada telepatinin varlığı­nın gerçek olduğunu kanıtlamak için bir
çok araştırma yapılmış, bir çok yeni teknik araştırma yöntemi geliştirilmiştir,
Ingo Swan, Uri Seller gibi parapsikolojik güçleri hayret verecek boyutta olan
medyumlar or­taya çıkmıştır. 1969’daparapsikoloji Ame­rikan Bilim Geliştirme
Birliği’ne dahil edil­miştir. Fakat başta psikanaliz ve davranışçı­lık ekolü
bağlıları tarafından olmak üzere parapsikolojiye biiim çevrelerinden gelen
eleştiriler de devam etmektedir. Bugün yeni bir bilim dalı olarak sağlam bir
yeri olmasa da, parapsikolojinin modem psikoloji için­de nisbeten kendini belli
etmeye başladığı söylenebilir. Telepatik olaylar hakkında da­ha ayrıntılı ve
daha doğruya yakın bilgiler edinmemiz parapsikolojinin gelişimini hız­landırmasına
bağlıdır.

Erol GÖKA Bk.
Parapsikoloji; Ruhçutuk

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here