TABAKALAŞMA TEORİSİ Max Weber

 

Klasik sosyolojide Marx’tan sonra Weber sınıf ve tabakalaşma ile ilgili en önemli teorilerden birini geliştirmiştir. Ancak Marx’tan farklı olarak Weber toplumsal taba- kalaşma teorisinde sınıf, statü ve parti olarak tanımladığı oluşumları kapsayan çok boyutlu bir tabakalaşma yapısından söz eder. Bu teoride, modern toplumda taba- kalaşma olgusu, ekonomik düzeyde temel (sınıf), toplumsal onur hiyerarşisi düze- yinde (statü) ve siyasal düzeyde (parti) temelinde açıklanmaktadır. Başka bir değişle Marx’ın aksine Weber tabakalaşma teorisinde statü ve parti gibi sınıf dışında- ki değişik katmanlaşma biçimlerine de dikkat çekmiştir (Edgell, 1993, s.20-21). Böylece Weber, tabakalaşma teorisi ile modern toplumun nasıl farklı çıkar grupla- rına ve sınışara bölündüğünü, dahası modern toplumdaki bölünmenin çok boyut- luluğunu ortaya koymaya çalışır.

Sınıf
Ayrıca Weber tabakalaşma teorisinde, Marx gibi sınıf kavramından söz etse de bu kavramı Marx’tan önemli ölçüde farklı bir çerçevede tanımlar. Nitekim Weber Marx’ın sınışarı ekonomik faktörler temelinde ele alan yaklaşımını kabul etse de, Marx’tan farklı olarak söz konusu ekonomik faktörleri üretim araçlarının mülkiye- tinin ötesinde çok daha geniş bir çerçevede değerlendirir. Daha açık bir ifadeyle, Marx’ın teorisinde sınışar üretim araçlarının mülkiyetine sahip olma-olmama şek- linde bir ekonomik kritere göre belirlenirken, Weber’in teorisinde sınıf konumları mülkiyetin yanı sıra mülkiyet dışında kalan beceri, eğitim, bilgi ve benzeri bireyle- rin piyasaya sunduğu çeşitli nitelikteki ekonomik faktörlere göre belirlenmektedir. Bu açıdan bakıldığında, Marx’ta sınıf konumu üretim araçlarının mülkiyeti karşısın- daki konumla eşdeğer iken Weber’de sınıf konumu piyasa konumu ile eşdeğer olarak belirlenmektedir.
Daha ayrıntılı bakacak olursak, Weber’e göre (1996, s.269-270), sınıftan söz edilebilmesi için şu unsurların bir arada olması gerekmektedir:

Birincisi, “bir grup insanın yaşam olanaklarının belli bir nedensel öğesi ortak ise”,
ikincisi, “bu öğeyi, mal sahibi olmak ve gelir sağlamak gibi salt ekonomik çı- karlar temsil ediyorsa”,
Üçüncüsü, “bu öğe, meta ve işgücü piyasaları koşullarında temsil ediliyorsa, sınıftan söz etmek mümkündür”.
Diğer bir deyişle, Weber’in sınıf kavramı ortak sınıfsal koşulları paylaşan her- hangi bir insan topluluğunu içermektedir. Ona göre, sınıf konumu kişilerin mal, yaşam koşulları ve kişisel yaşantıları için sahip oldukları tipik olanaklar anlamı- na gelmektedir. Bu olanakları belirleyen unsurlar ise, var olan ekonomik bir sistem içinde gelir sağlamak için mal veya beceri harcama gücünün derecesi, türü veya bu gücün yokluğudur. Bireyin piyasadaki fırsatı onun kaderini belirleyici bir un- surdur. Yani Weber’in yaklaşımı içinde sınıf konumu en son kertede kişilerin pi- yasa konumudur. Örneğin piyasa koşullarında işleyen bir ekonomide maddi mülk- ler üzerindeki tasarruf hakkı kendiliğinden belirli bir yaşam olanağı yaratacaktır.

Weber’e göre ekonomik kaynaklar üzerinde mülkiyet hakkına sahip olup ol- mama sınışarın temel ayrım noktasıdır. Diğer bir deyişle, “mülkiyet” ve “mülk- süzlük” bütün sınıf konumlarının temel kategorisidir. Sınıfı oluşturan temel faktör ise “ekonomik çıkardır”. Örneğin, Marx’ın sınıf kuramı çerçevesinde mülkiyet bir sermaye aracıdır ve aynı zamanda mülkiyet hakkı emek sömürüsünü gerçekleştirmenin bir aracıdır. Weber’in sınıf yaklaşımı çerçevesinde ise mülkiyet zenginlik ve ekonomik güç anlamında daha geniş bir şekilde tanımlanmaktadır. Mülkiyet ilişki- leri toplumda iktidarın kontrolünde ve bu iktidarın kullanılmasında merkezi bir konumdadır (Berberoğlu, 2009, s.44-45).
Sınıfın “mülkiyet” ve “mülksüzlük” temelinde yapılan ayrımından sonra, Weber
olumlu ve olumsuz ayrıcalıklı sınıf tipleri gruplandırır. Ona göre;
Olumlu ayrıcalıklı sınışar içinde mülkiyetçi ya da mülk sahibi ile kazanç ve- ya ticari olmak üzere iki tip sınıf yer almaktadır:
•    Mülkiyetçi veya mülk sahibi sınışarın içine toprak, maden, fabrika gibi mülklere sahip ve bunlardan rant elde edenleri yerleştirmektedir.
•    Kazanç veya ticari sınıf içinde ise, piyasaya arz edilebilecek malları olan- lar; yani endüstri veya tarım alanındaki girişimciler, tüccarlar, bankerler, eğitimleri nedeniyle piyasaya hizmet sunan meslek sahipleri üyeleri yer al- maktadır.
Olumsuz ayrıcalıklı sınıf içinde ise herhangi bir şekilde üzerinde tasarruf ya- pabilecekleri mülkiyeti ve hünerleri olamayan ücretli çalışan işçiler yer almakta- dır. Olumsuz ayrıcalıklı sınıf da homojen bir grup değildir. Weber’ e göre, bu sınıf tipi de kendi içinde;
•    özgür olmayanlar
•    sınıftan çıkarılanlar
•    yoksullar
•    nitelikli, yarı-nitelikli ve niteliksiz işçiler olarak farklılaşmaktadır.
Olumlu ve olumsuz ayrıcalıklı sınıf tipleri arasında orta sınışarın bu- lunduğunu savunmaktadır. Ona göre,
•    köylüler,
•    zanaatçılar,
•    kamu sektöründe ve özel sektörde çalışan memurlar,
•    serbest meslek sahipleri
•    az rastlansa da beceriye sahip işçiler orta sınıf içinde yer almaktadır.
Weber için bu karmaşık sınıf yapısı içinde, Marx’ın yaptığı gibi sınıf koşulu ile sınıf bilinci arasındaki basit bir ilişkinin kurulması söz konusu değildir. Marx’ın toplumsal değişim ile sınıf arasında kurduğu tarihsel ilişki, Weber’in sınıf teorisi içinde yer almaz çünkü Weber için sınıf bugünkü zamanda ampirik piyasa koşul- larında oluşmaktadır (Edgell, 1998, s.22-23; Swingewood, 1998, s. 220-221).

Sonuç olarak Weber’e göre, insanların üretim sürecindeki sınıfsal konumlarını belirleyen temel faktör, bireyin sahip olduğu bilgi, beceri ve niteliğidir. Bireyin piyasadaki konumu onun yaşamını doğrudan değiştiren bir güce sahiptir. Örneğin, bilgi, beceri ve vasfı yüksek, profesyonel mesleklerde çalışanlar işgücü piyasasında daha yüksek ücret alırlar. Bu tür meslekler insanların yüksek ücret almalarını sağla- makla birlikte aynı zamanda kişilere toplum içinde daha çok saygınlık ve itibar da kazandırmaktadır. Düşük vasışı, bilgi ve beceri gerektiren işlerde çalışan insanlar daha az ücret almakta ve toplum içindeki statüleri daha düşük değerlendirilmekte- dir. Hükümetler, piyasa araştırmacıları ve sosyal bilimciler Weber’in iş ve mesleğe dayalı sınıf analizini modern toplumların ekonomik eşitsizlik yapısını anlamak için yaygın olarak kullanmaktadırlar. Ancak Weber’e göre modern toplumdaki eşitsiz- likler, tek başına üretim sürecinde oluşan basit bir sınıf meselesi değildir.

Statü
Weber’in toplumsal tabakalaşmayı açıklayan ve teorisi içinde yer alan diğer unsur
,statü kavramıdır. Statü birey ve gruplara başkalarınca yüklenen toplumsal saygın- lık veya itibarı ifade etmektedir. Bireyin ve grupların toplum içinde sahip oldukla- rı statü durumu toplum içinde eşitsizlik ve ayrımcılığa neden olabilmektedir. in- sanların toplum içindeki statüleri ile yaşam tarzları birbiriyle örtüşebilmektedir. Gi- yim, barınma, konuşma tarzı, tüketim kalıpları kişinin toplum içindeki statüsünün önemli göstergeleridir. Örneğin, günümüzde doktorlar, eczacılar, hukukçular, mü- hendisler ve sanatçılar birer statü grubudurlar. Bireylerin kendilerinin ya da aileli- lerinin sahip olduğu statü, onların yaşam şanslarını ve toplumda var olan fırsatlara ulaşmalarını önemli ölçüde etkilemektedir (Giddens, 2008, s. 347-348).

Weber’e göre toplumsal statü kişinin/kişilerin toplumsal konumuna yönelik pozitif ve negatif bir ayrıcalık tanınmasıdır. Kişinin/kişilerin toplumsal konuma yö- nelik ayrıcalık veya itibar o kişinin/kişilerin yaşam tarzından, resmi bir eğitim sü- recinden, doğuştan veya bir meslekten kaynaklanabilir. Statüden kaynaklanan bir toplumsal tabaka konumlarından dolayı ayrıcalıklara ve itibara sahip insan grupla- rını içermektedir. Yani, “sınıf” temelli tabakalaşma üretim ve mülkiyet ilişkilerine dayanırken, “statü” temelli tabakalaşma ise yaşam tarzlarını temsil eden tüketim bi- çimlerine göre şekillenmektedir (Berberoğlu, 2009, s.46-47). “Bir statü grubu…. on- lar ve biz arasında gerekli toplumsal mesafeyi kuran, başkalarının onun üyelerine uygun gördüğü saygınlık ve küçümseme derecesinde var olabilirler” (Coser, 2008, s.211). Sınıf ve statüye dayalı tabakalaşma arasındaki karşılıklı ilişki ampirik olarak da güçlü olabilmektedir. Örneğin, kapitalist toplumda ekonomik olarak yükselen sınıf, statü olarak da üst düzeyde yer almaktadır. Bunun yanı sıra, Weber’in yakla- şımı içinde ilke olarak mülk sahibi olan ve mülk sahibi olmayanlar aynı toplumsal statü gurubu içinde yer alabilirler.

Parti
Weber’in toplumsal tabakalaşma teorisinde yer alan parti kavramı, toplum içinde gücün oluşumunu anlamak için kullanılan diğer bir kavramdır. Parti ortak amaçla- rı olan insanların bir araya geldiği yapılardır ve toplum içinde gücü yansıtan önem- li bir yapıdır. Parti sahip olduğu güçle modern toplumu düzenlemeye çalışır. We- ber statü ve partilerin bireylerin ve grupların ekonomik koşullarını ciddi düzeyde etkilediğini belirtmektedir (Giddens, 2008, s. 347-348). Örneğin, günümüzde kimi bireyler ekonomik bir güce sahip olmadığı halde siyasal güce sahip olabilmekte- dir. Bu siyasal güç kişilerin yaşam şanslarını ve toplumda var olan fırsatlara ulaş- malarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir.

SONUÇ
Sonuç olarak Marx ve Durkheim gibi Weber’de sosyolojinin bağımsız bir sosyal bi- lim olarak gelişimine büyük bir katkı sağlamıştır. Ancak Marx ve Durkheim’den farklı olarak Weber sosyolojik analizin merkezine toplumsal eylemi koyan yorum- layıcı bir sosyolojik yaklaşımı benimsemiştir. Weber, özellikle toplumu nesneymiş gibi ele alan ve onu gözlem, deney ve benzeri tekniklerle incelemeye çalışan po- zitivizme eleştirel yaklaşan Alman düşünce geleneği içinde yetişmiştir. Bu nedenle pozitivizmin aksine Weber sosyolojide başat yöntem olarak anlama yönteminin ve sosyal bilimlere özgü bir kavram türü olarak gördüğü ideal tip kavramların kul- lanılması gerektiğini savunmuştur. Daha açık bir ifade ile Weber bireylerin anlam- lı toplumsal eylemleri ile toplumsal gerçekliğin oluşumunda nasıl bir rol oynadık- larını yorumlayarak anlamaya çalışan daha hümanist bir sosyolojik yöntem geliş- tirmiştir. Bu bakımdan da sosyolojiye önemli bir katkı sağlamıştır. Sosyolojiye ve genel olarak sosyal bilimlere önemli açılımlar sağlayan çok çeşitli çalışmalarının yanı sıra, Weber bürokrasinin de son derece etkili bir analizini yaparak günümüz toplumlarının anlaşılmasında kilit düşünürlerden biri olmuştur.