Svetlana Uturgauri – Boğaz’daki Beyaz Ruslar 1919-1929

Svetlana Uturgauri – Boğaz’daki Beyaz
Ruslar 1919-1929

Kitabın esas özelliği, Rusya’yı terketmek zorunda kalan ve
Türk topraklarında tutunmaya çalışan sivil mültecilere daha fazla yer
verilmesidir.

Kitap sadece Boğaz’daki Ruslarla sınırlı değil; Çanakkale ve
Anadolu’daki Rus mültecilerin durumu hakkında da bilgi vermektedir.

Türkiye’deki Beyaz Rusların temel figürü, General Baron Petr
Nikolayaeviç Vrangel idi.

Vrangeller ailesi çok sayıda asker yetiştirmiş bir aileydi.
Rusya’da Vrangel ailesinden 18 general ve 2 amiral vardı.

Ekim Devriminden sonra Rusya’da devam eden iç savaşta Kızıl
orduyla savaşan askeri kuvvetler, Beyazlar veya Beyaz Ordu olarak adlandırılır.
Beyaz Ordu’nun başında General Denikin bulunuyordu.

1919’da Kafkas ordusu, General Vrangel’in yönetimine girdi.


Savaş Kızılların lehine dönünce Vrangel ile Denikin’in arası açılmaya başladı.

Vrangel 27 Ocak 1920’de Denikin’e istifa dilekçesini verir.

Denikin, başta Vrangel olmak üzere onu destekleyen diğer
generalleri görevden alır ve en kısa sürede ordu sınırlarını terk etmesini
ister.

Askeri Konsey, 22 Mart 1920’de Vrangel’i Güney Rus ordusunun
Başkomutanlığına atadı.

Vrangel’in ilk hedefi Kırım’ın kurtarılması ve ordunun
canlandırılmasıydı.

İngilizler bu dönemde Beyazlara Sovyet Hükûmetinden af
dilemelerini önerdi. İngilizlerin desteğini kaybeden Vrangel Fransızlara
yöneldi.

Güney Ukrayna’da Tavriya’da cesur bir harekâta girişti.
Kızıllara ağır bir darbe indirip orduya moral depolamayı planlamıştı. Kızıllara
ait Polonya sınırındaki 130 bin kişilik bir ordu Tavriya’da Vrangel’in
kuvvetlerini bozguna uğratıp Kırım’a yöneldi.

Kasım ayında Kırım’daki Fransız Yüksek Komiseri De Martel,
Rus ordusunun Kırım’dan acil olarak tahliye dilmesi gerektiğini bildiren
telgrafı çeker.

Tahliye Türk topraklarına yapılacaktır. Bunun ilk nedeni
coğrafi yakınlıktır. Diğer bir sebep de İstanbul ve çevresinin 16 Mart 1920’den
beri Çarlık Rusyası’nın müttefiki olan devletlerin denetiminde olmasıdır.

Ordunun yanı sıra sivillerde tahliye edilmiştir.

Kırım – Türkiye yolcuğu hiç de kolay olmadı. Su ve yiyecek
yeterli değildi. Çiğ balık yiyip deniz suyu içtiler. 50 kişi bir ekmeği
paylaştı. (s. 55)

Vrangel’in Kırım’dan ayrılmasından sonra Kırım’da baskı
hüküm sürmeye başladı.

1920 Kasımından 1921 Nisanına kadar kurşuna dizilen ve
denize atılan insanların sayısı 117 bin ile 170 bin arasındaydı.

23 Kasım’a doğru Boğaz ve Marmara Denizi’nde müttefik
gemileri de dâhil olmak üzere 126 gemi demir atar.

Fransızların tahminlerine göre Türk başkentine 30 bin kişi
gelmeliydi fakat 150 bin kişi geldi. 

Ankara’da yeni kurulan hükumet bu dönemde Moskova ile
yakınlaşmak için ilk adımlarını atmaya başlamıştı. Bu durum Rus mültecileri de
doğrudan etkileyecekti.

Osmanlılar 1492’de İspanyollardan kaçan Yahudilere, 1849’da
da Habsburg Hanedanından kaçan Macarlara kapılarını açmıştı.

Türk toprakları 1920’li yıllarda da Ruslar için sığınma yeri
oldu. (s. 69)

Sivil mültecilerin bir bölümü İstanbul’a geldikten hemen
sonra Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan’a gittiler.

1921 Haziran’ında kendi olanaklarıyla İstanbul’a yerleşenler
hariç yurtlarda, otellerde ve kamplarda hâlâ 38 bin sivil mülteci vardı.

Rusların üç yıl boyunca İstanbul’da bulunmaları, kültür
açısından oldukça önemlidir. Ruslar gelirken birçok uzmanlık ve zanaatkârlık
bilgi birikimini de yanlarında getirdiler.

Ruslar sanayiyi oldukça canlandırdı.

Vrangel o zamanlar hâlâ silahlı savaşın devam ettirilmesine
ve eninde sonunda başarıya ulaşılacağına inanıyordu.

…hiç zaman yitirmeden Rus Konseyi Tüzüğü çalışmalarına
başlar. Tüzük 12 Mart 1921 tarihinde Başkomutanlık Karargâhı olan Lukull
yatında hazırlanır ve Vrangel tarafından imzalanır.

Rus Konseyi’nin esas amacı Bolşevik iktidarının en kısa
sürede çökertilmesiydi.

27 Mart 1921, Fransız hükûmeti 1 Nisandan itibaren
mültecilere yiyecek ve içecek yardımının kesileceğini bildirir. Bunun yanı sıra
tüm askeri personelin rütbelerinin sökülmesi ve Brezilya ve başka ülkelere
mülteci olarak götürülmek üzere hazırlık yapılmasını ister. (s. 105)

1921 Mayısından itibaren küçük birliklerin sevkiyatı başlar.

Odessa ve Novorossisk’e gönderilen 7.600 kişinin çoğunluğu
yurttaşlarının kurşunlarıyla öldürüldüler, sağ kalanlar da sürgüne gönderildi. (s.
111)

Yat, yaklaşık bir yıl karargâh olarak hizmet verdi. 15 Ekim
1921 günü (…) İtalyan gemisi Adria yata çarptı. Çarpmanın etkisiyle yat, 2
dakika içinde sulara gömüldü.

Çarpma, Başkomutan’ın çalışma ve yatak odalarının olduğu
bölümde meydana geldi.

Başkomutan, karargâhını yeniden elçiliğe taşımak zorunda
kaldı. (s. 113)

Kovuşturma sonucunda çarpmanın tasarlanmış ve taammüden
olduğu sonucuna varıldı. Ancak İtalyan tarafı art niyet konusunu reddetti (Gemi
Batum’dan yola çıkmıştı). (s. 117)

General Slaşçov’un İstanbul’dan ayrılıp Bolşevik Rusya’ya
gitmesi General Vrangel’e bağlı orduyu ve mülteci topluluğunu paramparça eder.

Mülteciler sanki bu anı bekliyorlarmış gibi ikiye
bölündüler.

1923 yılı sonbaharında İstanbul’da silahlı tek bir Rus
askeri dahi kalmadı. (s. 134)

1922 yılı Şubat ayında Vrangel İstanbul’u terkeder. Karargâhıyla
birlikte Sırbistan’a gider.

1927’de Brüksel’e geçti. 25 Nisan 1928’de öldü. (s. 142)

Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul, 1921 yılı
başlarında yabancı işgaline uğramıştı.

O yıllarda İstanbul’da iş bulmak bırakın binlerce Rus’u,
yerli halk için bile çok zordu.

Mülteciler ellerin gelen her işi yaptılar.

Rus kızları Pera’da çiçek satıyordu.

Fransız ve İngiliz askerler onlarla konuşurken biraz ileri
gittiler mi, kızlar hemen Sait Paşa Geçidi’nden kaçıveriyorlardı. Zamanla
burada birçok çiçekçi açıldı ve Çiçek Pasajı olarak anılmaya başlandı.

İstanbul Ansiklopedisi’nde Rus Mülteciler makalesini yazan
Reşat Ekrem Koçu şöyle diyor: “İstanbul tarihinde Beyaz Rusların önemli bir
yeri var (…) genel olarak Çarlık Rusyası’nın elit tabakası temsilcileriydiler. İstanbul’a
geldiklerinde ilk yaptıkları iş, oldukça çok eğlence mekânı açmak oldu. Böylece
Türkler de gerçek sanatla haşır neşir oldular. (s. 191)

1923’de Saray sineması karşısında açılan kafe-pastane
“Petrograd” (…) hem Ruslar hem de İstanbullular için iyi bir dinlenme yeriydi.
(s. 193)

Yazlık sinema (…) anlayışı da Beyaz Rusların sayesinde
gerçekleşmiştir.

1920’li yıllarda Büyükada’da (…) ilk plaj açılmıştı. (s.
195)

Rus mültecilere Türk vatandaşlığı verildiğine dair son
gazete yazısı 1936 yılına aittir. (s. 282)

Türkçeleştiren: Uğur Büke

Tarihçi Kitabevi

Ocak 2015