Süsleme Sanatları Nedir, Nelerdir, Hakkında Bilgi

144

SÜSLEME SANATLARI

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında bütün konularda olduğu gibi sanat alanında da gözle görülür bir gerileme, bozulma ve soysuzlaşma hüküm sürüyordu. Batı sanatları bilinçsiz ve seçmesiz olarak türk sanatının her dalını etkiliyor, ama güçlü sanatçıların eliyle gelmediği için kötü ve ilkel bir taklitçilikten öte gidemeyen bu etkiler imparatorluğun kendine özgü sanat geleneklerini iyice soysuzlaştırıyordu. Bu gerçek, süsleme sanatları konusunda da geçerliydi. Süsleme sanatlarında, mimarlıkla birlikte yürütülenler ve mimarlıktan bağımsız olanlar diye bir ayırım yapılabilir. Nitekim birinci gruba giren taş, mermer, tahta oymacılığı, çini, seramik, mozaik, duvar ve tavan nakışçılığı iç ve dış mimarinin bütünleyici öğeleridir. Minyatür, tezhip, yazı sanatları, mermer, sedef, telkari kakmacılık, kilim, halı, kumaş dokumaları, ebru, cilt, ahar gibi kâğıt, kitap süslemeleri, kaşık yapımı, deri ve cam işleri ise bağımsız süsleme dallarını oluşturur.

Cumhuriyet mimarisi, kişiliğini bulma yolunda girdiği araştırıcılık döneminde, önceleri imparatorluk geleneklerinden ve eski mimarî kalıplarından nasıl yararlanacağına karar verememiş, mimarlıkta olduğu gibi mimarî süslemede de, yeni kaynaklarının batı kökenli olacağı inancıyle elindeki malzemeyi hemen hemen görmemezlikten gelmişti.

Aşağı yukarı 25 yıl süren böyle bir inkâr döneminden sonra bütün sanat dallarında oliduğu gibi mimarlıkta da batılı yöntemlerin ışığı altında yeni kişiliğinin belirgin çizgilerini kendi kaynaklarında arama gerçeğine ulaşınca, süsleme öğelerini de yine kendi kaynaklarında bulma zorunluğu kendiliğinden ortaya çıktı. Cumhuriyet dönemi sanatçılarının bu gerçeğe ulaşmasında, batılı yöntemler kadar, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yapılan kazılar ve bu kazılardan müzelere gelen önemli buluntular da büyük etken oldu. Böylece, uygarlığın ve sanatın en eski ve ilgi çekici örneklerinin kendi topraklarında olduğunu fark eden cumhuriyet sanatçıları bu bereketli hâzineyi bir kere keşfedince, sorunun büyük bir kısmı da çözümlenmiş oluyordu. Gerçi artık İznik çini atelyeleri, Kütahya ve Yıldız fırınları, bileşimlerini bugün bile yeterince bilmediğimiz toprak boyalar yoktu ama, elektrikli fırınlarda ve sentetik boyalarla da geleneklerimiz yeni bir anlayışla yaratılabilirdi.

Çini ve seramik çalışmaları böylece yeniden başlarken, bu iki unsuru modern türk mimarîsinde kullanma denemelerini önce Füreya Koral yürüttü. Öneri, mimarlara kendini çabuk kabul ettirecek kadar yatkın ve başarılıydı. Kopukluk kolayca bağlandı. Seramikçiler, türk çini sanatının bütün renk, motif, biçim denemelerini yenileyerek mimariye başarıyla uygulamanın yollarını buldular. Buna karşılık mermer ve tahta oymacılığında aynı yaygınlığı ve aynı hızlı girişimi göremiyoruz. Duvar süslemelerinin kâğıda
aktarılan denemeleri daha yeni yeni yapılıyor. Tavan süslemeleri ise artık fonksiyonunu bütünüyle kaybetmiştir denilebilir.

Bu arada süsleme sanatının bağımsız dallarında da konuların çeşitliliğiyle bağlantılı birtakım gelişmeler dluyordu. Minyatür, tezhip ve hat sanatları, bir yandan Güzel Sanatlar Akademisinde ve Topkapı Sarayı Müzesi’nde geleneksel yöntemleriyle öğretilirken, bir yandan da sanatçılar tarafından modern resme bir esin kaynağı olarak incelendi. Ayrıca, yeni yapılan bazı camilerde (örneğin İstanbul Şişli Camii’nde)-, nakkaş ve hattatlar tarafından kaynağa bağlı yeni düzenlemeleri uygulandı.

Halı ve kilim dokumaları da; yeni bir alan olan turistik eşya konusuyle birlikte yeniden ele alındı. Geleneksel türk hah sanatı Sümerbank’a bağlı kuruluşlarda (Hereke v.b.) geliştirilirken, kilim de özel teşebbüsün kurduğu atelyelerde (Umurbey, Orhangazi) modern bir sanat anlayışıyle yeniden canlandırıldı. Öte yandan, türk el işlemeleri, Olgunlaşma Enstitüsü ve Kız Sanat enstitülerinde kurulan atelyelerde yeniden ele alınıyor, çağdaş sanat anlayışıyle yoğrularak giyim ve ev eşyalarına uygulanıyordu. Bu hareketi, büyük direnme ve güçlükle rağmen Millî Eğitim Bakanlığı’nda başlatan Refia Övüç, girişiminden çok verimli sonuçlar aldı. Bugün yine Refia Övünç tarafından kurulan özel atelyelerde de türk işlemeleri el sanatlarının bir dalı olarak geliştiriliyor. Eski cam işlemeleri ise Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikaları’nda özel bir çalışma ve araştırma dalı olarak yenileniyor ve eski değerine yakın bir gelişme çizelgesi gösteriyor.