Sultan Seyfeddin Kalavun Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

38

Ebü’l-Meâlî el-Melikü’l-Mansûr Seyfüddîn Kalâvûn el-Elfî es-Sâlihî (ö. 689/1290) Memluk sultanı (1279-1290).

Kıpçak Türkieri’nden olup hayatının ilk dönemleri hakkında bilgi yoktur. Moğol-Iar’ın642’de (1244) Deşt-i Kıpçak’ı istilâsı sırasında esir düştü. Bir köle tüccarı tara­fından Mısır’a götürülerek Eyyûbî Sultanı el-Melikü’I-Âdil’in memlüklerinden Emîr Alâeddin Aksungur es-Sâki’ye satıldı. Da­ha sonra Eyyûbî Sultanı el-Melikü’s-Sâlih Eyyûb’a satılan Kalavun (647/1249), azat edilerek Ravza adasındaki Bahriyye Mem-lükleri adı verilen yeni askerî birliğe dahil edildi. Mensubu bulunduğu Bahriyye Memlükleri’nin liderlerinden Fârisüddin Aktay’ın Memlûk Devleti’nin ilk sultanı İzzeddin Aybeg tarafından öldürülmesi üzerine bir kısım emirler, Baybars ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Suriye’ye kaçtı (652/1254). Suriye Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’n-Nâsır Yûsuf un hizmetinde ge­çirdiği üç yılın ardından Kerek hâkiminin hizmetinde çalışmaya başladı. 657’de (1259) Suriye Moğol saldırılarına uğrayın­ca arkadaşlarıyla beraber Mısır’a dönüp yeni sultan Kutuz’un hizmetine girdi.

Kalavun daha sonra, Memlûk Sultanı Kutuz’u ortadan kaldırıp tahta gelen I. Baybars el-Bundukdârî’nin yanında yer aldı. Baybars tarafından kendisine “mukaddemü elf” rütbesi verilen Kalavun, 671 (1272) yılında Moğollar’a karşı açılan seferde Fırat nehrini ilk geçen emîr ola­rak adını duyurdu. Kalavun, kızını Bay-bars’ın oğlu ve veliahtı Bereke’ye vererek sultanla akrabalık kurdu ve durumunu daha da sağlamlaştırdı. Bereke’nin hü­kümdarlığı döneminde en nüfuzlu ku­mandan mevkiine yükseldi ve 676’da (1277) Ermeniler üzerine gönderilen or­dunun başına getirildi. Bereke babasının tecrübeli emîrlerini azledince Kalavun ar­kadaşları olan bu emîrlerin yanında yer aldı ve damadından tahtını bırakmasını İstedi. Bereke tahtı terkederken yerine kendisinin sultan olmasını teklif ettiyse de kabul etmedi. Tahtın Baybars’ın oğul­larında kalması gerektiğini söyleyerek he­nüz yedi yaşındaki Bedreddin Sülemiş’in (Selâmiş, Sulâmış) tahta çıkmasını sağladı, kendisi de sultana atabek ve müdebbi-rü’I-memleke oldu. Kalavun bu göreve gelmekle devlet yönetimini resmen eline almış oluyurdu. Hutbede adı halife ve sultanın adıyla birlikte okunmaya, basılan sikkelerin bir yüzüne Sülemiş’in, diğer yü­züne onun adı yazılmaya başlandı. Kala­vun bir taraftan da saltanata el koymak için gerekli hazırlıkları yaptı. 1. Baybars’ın Zâhiriyye olarak adlandırılan memlükle-rinin liderlerini tasfiye etti. Arkadaşları olan Sâlihiyye Bahriyye Memlükleri’nin emîrlerini önemli görevlere getirdi. Daha sonra ileri gelen emirleri toplayarak Sülemiş’in yaşının küçüklüğünü dile getirdi ve ülkeyi ancak olgun bir sultanın yöneti-lebileceğini söyledi. Kendisini haklı bulan emîrlerin desteğiyle ve el-Melikü’1-Man-sûr unvanıyla tahta geçen Kalavun’un hükümdarlığı İslâm dünyasında eskiden beri mevcut olan bir geleneğe uygun olarak halife tarafından tasdik edildi.[20 Receb 678/26 Kasım 1279]

Kalavun hükümdarlığının ilk günlerinde tahttan indirildikten sonra Kerek emirli­ğine gönderilen Bereke’nin isyanıyla uğ­raştı. Ardından Dımaşk naibi Sungur el-Eşkar bağımsızlığını ilân ederek bölgeyi hâkimiyeti altına aldı. Bereke aynı yıl için­de ölünce yerine kardeşlerinden Hızır Ke-rek’te sultan ilân edildi. Kalavun, Sungur el-Eşkar ile iş birliği yapan Hızır’ın üzeri­ne bir ordu gönderdi; sonunda Hızır’ın Kerek emirliğinde bırakılması şartıyla an­laşma sağlandı. Hızır ve kardeşi Sülemiş yedi yıl sonra tekrar isyan ettiler, ancak Kalavun’un ordusuna karşı direnemeyip teslim olmak zorunda kaldılar. el-Meli-kü’1-Kâmil unvanıyla Dımaşk’ta sultanlı­ğını ilân eden ve Kalavun’a üstünlük sağ­layabilmek için Moğollar’ı (İlhanlılar) Su­riye’ye çağıran Sungur, Kalavun’un gönderdiği ordu karşısında Dımaşk’tan kaç­mak zorunda kaldı. Yapılan görüşmeler neticesinde bazı şartlarla Kalavun’a itaat ettiğini ve Moğollar’la iş birliği yapmaya­cağını açıkladı (679/1280). Bu arada onun teşviki ve bölgedeki Haçlılar’ın desteğiyle harekete geçen Moğollar Suriye’nin kuze­yine saldırdılar. Oğlu Ali’yi veliaht tayin ederek yerine vekil bırakan Kalavun Mo­ğollar’la savaşmak için Kahire’den ayrıldı. Onun ordusuyla Gazze’ye vardığını duyan Moğollar savaşı göze alamayıp geri çekil­diler.